Partilere çekidüzen vermek hdevrim@hurriyet.com.tr Önce aday, sonra üye olacağız derken, halledilemeyen bazı işlerimizi de yoluna koyacağız, diye şimdiden sevinenler var.
Pek çok ülke ekonomi, insan hakları ve demokrasi alanlarındaki noksanını Avrupa Birliği'ne katıldıktan sonra tamamlamış.
Bu arada siyasî partilere ve parti genel başkanlarına da çekidüzen verilecekse, amenna!Küçümen'e mektuplar Sen bizi bırakıp gittiğinde Zihni, Dördüncü Levent'e Sabancı kuleleri dikilmiş miydi? Akatlar'da, Zeytinoğlu Caddesi'nin Nispetiye'yi kestiği yerde, Akmerkez denen katlıçarşı açılmış mıydı?
Geçmiş zamanı tarih sırasına koyarak hatırlamakta güçlük çekiyorum.
- Benim için de zamanın hiç anlamı kalmadı. Dinliyorum, sen devam et mi, diyorsun?
Güvercin Sokak'tan geçiyordum; üniversite öğrencisiyken birlikte kiraladığımız küçük bahçeli evin önünden. Yıl 1951 miydi? Affedersin, aklımı böyle zamana takıyorum bazen. Oradan geçerken sana anlatmaya karar verdim; seninle dertleşmeye... Belki Levent de bahane, o kadar çok özledim ki seni!
Durup, merdivenle çıkılan kapıyı uzun uzun seyrettim. Senin minicik köpeğin Kapi'yi hatırladım; tıraş tasımda ona yiyecek verdiğini, bu eskimiş zaten diye makasla doğrayıp Kapi'ye tasma yaptığın kıymetli boyun atkımı, bu yüzden kavga edişimizi... Bir gece kaçıp kaybolan köpeğini sokaklarda bağıra bağıra nasıl aramış da konu komşuyu uykularından etmiştik...
Hayli zaman var ki, Levent, senin bildiğin semt olmaktan çıktı Zihni. İnsanlarının huzuru kaçtı. Birinci, İkinci, Üçüncü, Dördüncü... bütün Levent'ler adeta kuşatıldı, muhasara altında. Bu iki Boğaz köprüsü var ya, Levent semti köprüler ve kuleler arasında nefessiz kaldı, desem yeridir.
Şişli'nin densiz belediye başkanlarından biri, günlerden bir gün ÇZincirlikuyu-Maslak hattını İstanbul'un Manhattan'ı yapacağımÈ dediği zaman gülüp geçen Leventlilerin bugün ağzını bıçak açmıyor.
Sabancı gökdelenleri meğer bir başlangıçmış. Levent'lerin Büyükdere Caddesi'ne bakan yüzünde Yapı Kredi kulesi, sonra İş Bankası'nın kırkar ellişer katlı kuleleri, Demirbank'ın sabun kalıbına benzeyen gökdeleni birbirini takip etti. Merkez Bankası gökdelenlerinin de eli kulağında.
Büyükdere Caddesi'nin karşı kıyısı boyunca kule inşaatları almış başını gidiyor. Akatlar cephesi, Maya sitelerinin dev binalarıyla ablukaya alınmış durumda.
İnan Zihni, Levent'i görsen tanımakta güçlük çekersin.
Dört bir yanından çevrilmekle kalmadı... Öğrenciliğimizde iki can yoldaşı bir arada, sonra çoluğumuz çocuğumuzla ayrı ayrı evlerde ve zamanlarda oturduğumuz, barındığımız bu güzel semtin, Cumhuriyet tarihinin planlı programlı beki de ilk yerleşim merkezinin hal-i pürmelaline dair söyleyeceklerim bitmedi.
- yarın devam ederim - Görünen köyün uzağı olmaz Yerbilimcilerin "Depremle birlikte yaşamaya alışın!" tavsiyesini, "Deprem zararlarından korunma tedbirlerini alın!" diye anlamak lazım. Bu tavsiye uyarınca yapılan bir apartman sakinleri toplantısını tasavvura çalışıyorum.
Toplantıda nasıl bir hava eser ve neler konuşulur, dersiniz? Dış sıvanın yenilenmesi, çatı sızıntılarının önlenmesi, su, kalorifer, kanalizasyon tesisatının elden geçirilmesi, asansör tamiratı, çevre temizliği konularındaki görüşmeler, tartışmalar nasıl cereyan eder, çoğunuz bilirsiniz.
Bu defa insanın malından mülkünden, sağlığından, hatta hayatından olması söz konusudur diye, hep bildiğimiz zihniyet ve üslup değişir mi dersiniz? Sanmıyorum!
Önce kaçınılmaz hatiplerin, deprem konusunda aydınlatıcı konuşmalarını dinlemeniz gerekecek ve bir vakt-i münasipte sıra asıl suale gelecektir:
- Bütün bu dedikleriniz kaç paraya yapılabilir?
- Karı koca iki kişiyiz. Bu yaştan sonra... Şimdi dünyanın da parasını isterler. Yaptırmaya mecbur olduğumuzu biliyorlar ya!..
- Önce bir fiyat alınsın bakalım! Sigortanın kaç para tutacağı belli oldu mu?
- Vallahi ben emekliyim... Bizim imkânlarımızın bu işlere elvereceğini hiç sanmam.
- Devletin, belediyelerin bir yardım fonu filan yok mu?
- Herkes ne yapıyor? Sormadan harekete geçmeyelim.
- Zemin durumu, bina direnci diye önüne gelene inceletme de yaptırmayalım. Dairelerimizin fiyatını düşürmenin anlamı yok.
Bu barajı aşmadan bir karara varmamız, tedbir almamız mümkün değil. Gözünüzde büyütmeden bir an önce harekete geçmeye bakın!
Görünen köyün uzağı olmaz, derler. Daha neler Hürriyet'te tabldot müdavimleri dün yemekte, soğukluk olarak ikili bir teklifle karşılaştılar:
- Mandalina mı, fındık mı?
Bir yenilikti. Baktım, fındığı tercih edenler çoğunlukta.
Bina Müdürü Metin Kalkavan'a sordum:
- Fındık üreticisine bir destek mi, yoksa aile planlamasına karşı aganigi naganigi harekâtı mıdır bu başlatılan?
Odama bir kutu dolusu fındık geldi. Kalkavan yanlış anladı galiba, ben aşağıda mandalinayı tercih edenlerdendim.
|