|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
'Bakü-Ceyhan dünya barışı için' ismet.berkan@radikal.com.tr Bu aralar kısmetimiz Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den
açıldı. Cumhurbaşkanı, yurtiçi gezilerine de gazeteci davet etmeye başladı başlayalı sık sık onun görüşlerini dinleme şansına sahip oluyoruz.
Dün Artvin Borçka'ya bir baraj temeli atmaya gidildi. Günün neredeyse yedi saati yollarda geçti. Bu yedi saatin ikisinde Cumhurbaşkanı ile sohbet ettik.
Sohbetimiz Bakü-Ceyhan'dan Türkiye'nin enerji açığına, barajlardan Kıbrıs sorununa ve oradan depreme kadar uzandı.
Demirel, GAP uçağına bindiğinde ceketinin sol yakasında iki rozet vardı. Biri bildiğimiz ayyıldızlı rozet, ötekisi ise İTÜ rozeti. Ben İTÜ rozetini sorunca Cumhurbaşkanı, "Bugün mühendisim" dedi. Baraj temeli atılacak ya, ondan ötürü.
İlk soru, Türkiye gazetesi Ankara Temsilcisi Sabahattin Önkibar'dan geldi. BP- Amoco'nun Bakü-Ceyhan'ı ticari yapacak kadar petrol olmadığına ilişkin açıklamasını hatırlattı Cumhurbaşkanı'na.
Demirel önce yeterli petrol olduğunu ama bunun yeraltında durduğunu anlatarak başladı, sonra sözü gezide bizimle birlikte bulunan Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'e verdi. Ersümer ,Bakü-Ceyhan için bir 'eylem timi' oluşturulduğunu, Türkiye'nin projenin sürükleyicisi olduğunu, BP-Amoco'nun amacının doğal olarak projeye mümkün olan en az parayı koyup en yüksek kârı elde etmeye çalışmak olduğunu anlattı.
Ben araya girip BP-Amoco'nun engelleyici tutumundan söz edince Cumhurbaşkanı dayanamadı: "Atı alan Üsküdar'ı geçti... BP-Amoco bundan sonra ne konuşursa konuşsun, hepsi mırın kırın olacaktır... Proje iktisadidir. Eğer eksik petrol olursa başlangıçta bunu Kazakistan tamamlayacak. Bu proje dünya barışı için çok önemli. Bunu da en iyi ABD gördü, anladı."
Bakü-Ceyhan'dan Kofi Annan'ın ziyaretine ve Kıbrıs'a geçtik. İşte Cumhurbaşkanı'nın görüşleri: "Ben herkese aynı şeyi anlatıyorum. Kıbrıs'ta 25 yıldır de facto bir durum var. Bu durumun varlığını kabul etmeden hiçbir çözüme gidemezsiniz. Kıbrıs sorununun çözümü, sorunun ne olduğunu tam olarak anlamaktan geçer. Bütün yabancı devlet adamlarına aynı şeyi anlatıyorum, Kıbrıs'ta bu sorunu anlamadan adayı zoraki bir çözüme götürürseniz, Türkiye ile Yunanistan'ı çatışmaya götürürsünüz, diyorum..."
Dış politika turunu böylece tamamladıktan sonra Demirel, "Size biraz da bugünü anlatayım" diyerek temeli atılacak olan barajı anlattı. Bu baraj Çoruh Nehri üzerine kuruluyor. Nehir üstüne 10 baraj kurulacak, şu anda inşaatı devam eden iki tane zaten var. Hepsi tamamlandığında Türkiye Çoruh'tan Atatürk Barajı kadar elektrik alacak.
Bunların ardından Demirel önceki gün Ankara'da Mühendisler Odası'nda yaptığı konuşmaya geldi. "Bakın" dedi, "Orada anlattığımı size de anlatayım, bu çok önemli ve hayati bir mesele çünkü... 1923 yılında Türkiye 77 milyon kilovat saat elektrik üretiyordu. 1988'de 114 milyar kwa saate geldik. 2000'de 131 milyar kwa saat olacağız. Ve Türkiye 2010'da 264, 2020'de ise 528 milyar kwa saate gelmek zorunda. Yani her on yılda en az ikiye katlanmak zorunda. İlkel bir ekonomiden modern bir ekonomiye geldik. Bakın 2000'deki 131 milyar kwa saatten 2010'un 264 kwa saatine giderken 30 milyar dolar yatırım yapacağız.
2010-2020 arasında ise 98 milyar dolar harcayacağız. Türkiye yerinde durmuyor, durmayacak da. Zaten kimse de durduramaz. Niçin bütün bunlar? Asri, müreffeh, mamur ve kalkınmış Türkiye için."
Demirel Artvin'in kalkınmışlığıyla ilgili bilgi veririken, 60'lı yıllardan kalma bir anısını aktardı. Gürcistan sınırında yer alan Mecail adlı köyü örnek veren Demirel, "60'lı yıllarda devletin en önemli meselesi Mecail'e tuz götürmekti. Tuz... Bugün Artvin'in 309 köyünün hepsinde elektrik, hepsinde telefon, hepsinde sağlık ocağı... Cumhuriyet işte bu. Cumhuriyet ülkenin bu en uç noktasını bile unutmamış, hepsine eşit hizmeti götürmüş..." dedi.
Dönüş yolunda Demirel bir ara söze, "Biz hep siyasi olarak anti-komünist meşrepten geldik" diye başladı, sonra sürdürdü: "Ama Lenin'in her söylediği de yanlış değildir. Madem Nâzım Hikmet'ten şiir okuduk, Lenin'den de söz aktarabilirim. 'Bir ülkeyi kalkındırmanın yolu elektriktir, enerjidir' demiş Lenin."
Ardından Cumhuriyet döneminde Türkiye'nin dört bir yanına götürülen hizmetleri sıralamaya başladı ve "Biz ne dedik, herkese iş, herkese aş, herkese eğitim, herkese..." demişti ki araya girdim: "Efendim yine Lenin gibi konuşuyorsunuz." Kahkahalarla kesildi konuşma ve tamamen sohbete döndük artık.
Trabzon'a uçakla giderken dört gazeteciydik: Ben, Hürriyet Ankara Temsilcisi Sedat Ergin, Sabah yazarı Yavuz Donat ve Türkiye Ankara Temsilcisi Sabahattin Önkibar. Demirel uçaktan inerken, "Aç kalan, açıkta kalan bizden değildir" dedi. Ama dönüş yolunda Yavuz Donat ve Sabahattin Önkibar Hopa'da helikopterlere yetişemediler. Ve dönüş yolunda sohbetin en renkli böümlerini kaçırdılar.
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
|