Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye 24 Kasım 1999
Radikal-online... Yazarlar SON
DAKİKA!

EKLERİMİZ : Sanal Alem | Radikal2 | Cumartesi

İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika

DEPREM
HATTI

Made in USA

mineg@cybercable.fr
Amerika Birleşik Devletleri, 1970'li yıllarda İslami şeriatçılığı SSCB'yi sallamak ve Sovyet şemsiyesi altındaki bloku delmek için kullanabileceğini anlamıştı. İslami şeriat hedefleyen sosyal istem, zaten ABD'yi beklemiyordu yayılmak için, aslında ABD yükselişi önlenemeyen bir 'de facto' ile karşı karşıyaydı, bütün yapabileceği pragmatist bir yaklaşımla kabaran ırmağa kendi çıkarlarını sulayacak biçimde yön vermek ya da en azından tarlasını sel altında kalmaktan kurtarmaktı. Örneğin İran'da kendi işbirlikçisi Şah Rıza Pehlevi'nin suyu ısınmıştı ve Amerika, yangından kurtarılamayacak malı feda ve Humeyni yandaşlarına yardım etti, parasal destek verdi. Şeriatçılar, koyu Amerikan aleyhtarı gibi görünüyorlardı ama olsun, ABD muhalefette doğru söyleyip iktidarda şaşanlara alışıktı. Petrol, metrol derken, yeni İran rejimini zaman içinde şeriatçı Suudi Arabistan gibi 'işbirlikçi' yola getirebileceğini düşünüyordu. İran devriminden hemen sonra, devrimi yapanların ön saflarında yer alan komünistlerin temizlenmesi, iyi bir işaretti mesela.
Afganistan'daki Sovyet yanlısı rejimi devirmek için aynı mantığı yürüttü ve SSCB'ye karşı savaşan başta Taliban, tüm şeriatçı güçleri, mücahit 'kavimlerini' tepeden tırnağa silahlandırdı, besledi. Yeni rejim yandaşları, ABD'nin adını bile duymak istemiyorlardı ama olsun, SSCB'yi vuracak eller ABD'yi öpmese de olurdu, bir punduna getirip kendisini öpmeyenleri öpmeye de alışıktı Amerika. Afganistanlı mücahitler kendisinden yardım görmek istemedikleri için, CIA başka ülkelerde banka hesapları açıyor, gönderilen para ve silahları, sanki Amerikalı cihad sever zenciler ya da Afgan kökenli göçmenler sağlıyormuş gibi yapıyordu. Bütün bunları ben karineyle çıkarmadım, hepsi kitaplarda yazıyor, sevgili okurlar. Üstelik eski CIA'cılar tarafından yazılan kitaplarda.
Ancak ABD, zaman içinde Suudi Arabistan'laştırabileceğini sandığı bu yeni şeriatçı tipinin pek de kendi tipi olmadığını, görücü usulü yapılan bu nişandan kendi açısından güvenli bir nikâh kıyılamayacağını anladı. Ama İslami şeriat istemi giderek yayılıyordu ve öyle ya da böyle, bu gelinle gerdeğe girmek elzem ve kaçınılmazdı. Tuttu, gelin adayına 'estetik' yapmaya karar verdi ABD. İslami şeriatın özellikle ABD'ye sert çizgilerini yumuşatabilecek en uygun ameliyathane, elbette Türkiye'ydi. Bu ülkede, sözümona laik bir devlet vardı, ama imam hatip okulları aynı devlet eliyle besleniyor, her ne kadar İslamiyetçi olsalar da üniversite görmüş, ağzı laf yapan ve laftan anlayan adamlar yetiştiriliyordu. Talibanlar gibi dağdan inmeler değil. Eh, Türkiye İran gibi de değildi, bir Şah rejimi altında inim inim inlememiş, dolayısıyla ABD düşmanı da kesilmemişti. Ayrıca bugüne kadar ABD ne derse yapmış ve iki darbe, binlerce cinayette tüm komünistler temizlenmişti. Kısacası Türkiye, en uygun laboratuvardı vahşi şeriatçılığı ehlileştirmek için. ABD burada başarırsa, her yerde susta durdurabilirdi İslamiyetçi eğilimleri.
ABD yeni pragmatist politikasının adını 'ılımlı İslamiyet' koydu ve 1990'lı yıllarda kolları sıvadı. Birinci aşamada, Türkiye'de sözü geçen ya da geçtiği varsayılan Amerikan sempatizanı aydınların bu projeye desteğini sağlamak gerekiyordu. Hayır, parayı verip düdüğü çaldırmanın modası geçmişti, eninde sonunda kokusu çıkıyordu bu yöntemin. Bu kez daha ince ve derinlemesine çalışılacak, kullanılacak elemanlar ikna yoluyla güdüme alınacak, Amerikan politikasını savunurken gerçekten Türkiye'nin iyiliği için uğraştıklarını sanacaklardı. Böylesi hem daha etkili, hem daha inandırıcıydı.
Ve perde açıldı. Oyun başladı. İkinci perde, 'kısmetse' cumaya.


Yukarı Yukarı Çık ">Geri ">Geri Dön

Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın

Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.



Reklam Tarifesi

Radikal-online... RADİKAL-Online sitesi içerisinde yeralan tüm metin, resim ve diğer içeriğin hakları SİMGE Yayıncılık A.Ş'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet vs.) izinsiz kullanılamaz. Sitemiz içerisindeki tüm sayfalar, tüm tarayıcı ve çözünürlük altında sorunsuz olarak görüntülenebilir.
Ana Sayfa | İletişim | Genel Haber Listesi | Standart Karakterler | Eski Sayılar | Künye