|
İnsan
Yaşam
Türkiye
Politika
Yorum
Dış Haberler
Ekonomi
Borsa/Finans
Spor
Kültür/Sanat
Arka Sayfa
Yazarlar
Hava Durumu
Sanal Meydan
Son Dakika
|
Kapandı Bu şehirde devamlılık yok.
Bu ülkede süreklilik yok.
Çok kayıyor. Yer. Her şey. Devamlı açılıp kapanıyor. Taşınıyor. Gidiyor geliyor. Gidiyor gelmiyor. Daha önce yazmıştım 'Beşiktaş'taki Muhallebici'yi. Müdavimi olduğum bir yerdi. Zira, hiç müdavimi olunmayacak bir yerdi. Kocaman. İçinde mermer havuzşelalesi bile vardı. Garsonlar yaşlı, şişman ve nadandı.
Beni müesseselerine istemediler. İstemez gibiydiler. 'Gelip burda yesen ne olur, yemesen ne olur. Umurumuzda değilsin,' durumları. Hayatlarından bezmiş; hayatları garsonluk
olan adamlar. Niye umurlarında olayım ki?
Ben garsonun ilgisini, serinini, tavırlısını, pop olanını istemem. Garson dediğin, garson dediğin aynı Beşiktaş'taki Muhallebici'dekiler gibi olmalı. Olmalıydı.
Önce kabalıklarına bozulmadım değil. Ama eforla sağlanmış bir kabalık değildi onlarınki. Zahmetsiz kabalık, amaçsız nadanlık: Öyle doğallıkla. Canlarından bezmiş dört-beş garson. Benimle mi uğraşacaklar?
Bu natürel kabalık, müessesenin ferah geniş olması, bu aldırışsızlık, iyi geldi bana; iyi geliyordu.
Dünyanın en iyi kalpli, en sıcak, sevecen garsonlarının çalıştığı küçük, sıcak, estetik muhallebicimi yavaş yavaş terk ettim. Önceleri bayağı sinir olduğum, bu muhallebici irisi için.
İçeri müşteri girince, yıllardır çeşme başında bekledikleri yavukluları askerden dönmüş gibi gözleri parlayan o aşırı müşteriperver garsonların harikulade temiz müessesesinin bana 'bastığına', 'daha da bastığına' 'daha da daha da bastığına' hükmettikçe, devasa muhallebiciyi giderek yeğler oldum.
Sonunda baktım ki, bir zamanlar ara sıra, o da kendi küçük şirin temiz muhallebicimin ne kadar üstün ve özel olduğunu, kendi
kendime pekiştirmek için uğradığım o heyüla muhallebiciyi, aslında daha çok seviyorum.
(Abi, aynı aşk hikâyesi oldu.)
Bu arada tabii ilişkiler de farklı bir renk almış. İri muhallebicinin yaşlı, şişman ve nadan garsonları beni bir nevi (onların nevisi gibi) benimsemişler. Hayır! asla diğer müessesedeki gibi tezahürat yok, gözleri parlatmalar, dişleri göstermeler yok; ama işte o oturmuş bezginliklerinin içinde 'Sen de buranın gidişatının bir gidişatısın işte' tavırları. Oturmuş tavırları. O hop oturup hop kalkmaların olmaması çekti zaten beni kendine. Oturmuşluk! Oturmuşluk! Daha ne isterim?
Ya baktım artık hayatımın yolunda gittiğine dair bir gösterge Beşiktaş'taki Muhallebici. Benim bi hayatım var: Çoluk çocuk, iş güç. Bi de Beşiktaş'taki Muhallebici, var. Aynı Yıldız gibi. (Yıldız Hanım ayrı bir yazı mevzuudur.) Bunlar benim yerleşikliğimin, oturmuşluğumun, oturtmuşluğumun, aidiyetimin direkleri. 'Direkleri' çok direk direk oldu. İşte bir şeyleri.
Bakıyorum Beşiktaş'taki Muhallebici'deyim. Çayımı içip gazetemi içiyorum.
"Bi tane daha?" diyor şişman, nadan, bezgin.
"Evet, lütfen" diyorum.
İşte hayat böyle bir şey. Böyle serin bir devamlılık hayat. Benim gibi devamsızlıktan habire çakmış olanlar için, geç bir buldumcuk sevinciyle, kıvancıyla sahiplenilen.
Hayatımın en mühim başarı hikâyesiydi Beşiktaş'taki Muhallebici. Başarma hikâyesiydi. Ben o azmi, sebatı, inadı, sabrı hor örenlerdenim. Horrr horrr gör bakalım.
Tabii ne kadar hor görüyorsan, o kadar düşkünlük de kesp edersin için için.
Ay kesiyorum. Laleciğimin dediği gibi (yazdığı gibi) iyice sokak feylezofluğuna vurur oldum 'işi'. Beni cezalandıracaklar. "Otur ulan üç yıl felsefe oku." Tabii felsefe okumuş olsan ciddi ciddi, böyle carala carala yazmazsın. Bi ağırlık, bi süzgeç durumları.
Dün yine iniyorum böyle Beşiktaş'taki Muhallebici'ye. Üstelik Beşiktaş'taki Muhallebici üstüne düşünerek, yukarda nakşettiğimiz tarzda düşünceler yaparak iniyorum. Senin işin gücün habire Beşiktaş'taki Muhallebici düşünceleri mi yapmaktır,
hayatta başka derdin yok mudur diyecek nemrutlukta olanlarınızı dostça uyarıyorum. Hayır, habire Beşiktaş'taki Muhallebici'yi düşünmüyorum. Ama dün işte oranın hayatımdaki yerini ve önemini ince ince düşüneceğim tuttu. Romanlarda böyle olur, hakiki hayatta da. O koca ocağını kapıdan çıkarmaya çalışıyorlar. İçerde nadan garsonların en genci. Bir karış sakal. 'Tahliye' dedi.
'Tahliye.'
Ben şimdi hayatımı tasfiye mi etmeliyim iki harfle oynayarak. Mesaj bu mu?
|
Bugün yazan diğer yazarlarımızı okumak için tıklayın
Önemli Not: Internet'i kullanan ve dolayısı ile e-posta adresi bulunan yazarlarımızın adresleri, iletişim kurabilmeniz için yazılarının başında eklenmiştir. Eğer böyle bir adres göremiyorsanız, sözkonusu yazarımızın elektronik posta adresi yok demektir. Böyle bir durumda iletişim için künyemizde yer alan telefon ya da faks numaralarını kullanabilirsiniz.
|
|