Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Müziğin seçimi: Loreena

Yeni albümünün tanıtımı için İstanbul'a gelen Loreena McKennitt, müziğin hayat ve insanlarla ilgili merakını gidermesine yardımcı olduğunu anlatıyor. 'Şanslıyım' diyor ve sonra ekliyor: 'Müzik beni seçti, ben onu değil'
Haber ResmiZARİFE ÖZTÜRK
İSTANBUL - Dört albümü Türkiye'de altın satış ödülü kazanmış olan Loreena McKennitt, 'Çerkezler' isimli bir belgesel ve son albümü 'Live in Paris and Toronto'nun (Paris ve Toronto Dinletileri) tanıtımı için İstanbul'da. Güneşli bir kış günü, Çırağan Oteli'nin salonlarından birinde kendisini beklerken gözümüz bugün turkuvaz olmaya karar vermiş Boğaz'a takılmadan edemiyor. Ama McKennitt kapıda beliriyor ve çimen yeşili eteği ve ateş rengi saçlarıyla tüm ilgiyi üzerine çekiyor. Yanımıza geliyor sonra, kendinden emin bir şekilde gülümseyerek elimizi sıkıyor. Daha bu sabah onunla yedi röportaj yapılmış, kendi görüşmemiz sırasında bizden sonra onunla konuşmak isteyenlerin sırasının gittikçe uzadığını görüyoruz. O gelmeden önce çevirmeni şimdiye kadar tüm röportajlarda sorulan sorulardan bahsediyor. Bizim de sormak durumunda olduğumuz soruları Loreena McKennitt ilk defa duyuyormuş gibi bir ilgiyle cevaplıyor.
'Çerkezler' isimli bir belgesel için İstanbul'a geldiğinizi duyduk. Belgeselden bahseder misiniz?
Bu belgesel için benimle bir röportaj yapmak istediler. Gelmişken son konser albümümün tanıtımı üzerinde de çalışmak istedim. Belgeselin Salı günü gösterileceğini ise yeni öğreniyorum.
Bu belgesel için neden sizinle görüşmek istediler?
Belgeselin yapımcısı Ela Barlas, Amerika'da Ürdün Prensi ile aynı okulda okumuş. İkisinin de Çerkezlere duyduğu özel bir ilgi varmış. Prens hatta 12 atlının Ürdün'den Gürcistan'a gittiği ve Çerkezlerin yaşadığı bölgelere uğradıkları bir projeyi de gerçekleştirmiş. Ben de 'Night Ride Across the Caucasus' (Gece At Üzerinde Kafkasya) isimli bir parça yazmıştım. Keltlerin tarihi, biliyorsunuz çok ilgimi çekiyor. Araştırma yaparken Keltlerin aslında Gürcistan'dan geldiğini öğrendim. Parçayı yazarken de Murat Yeğin isimli, Çerkez bir adamın otobiyografisinden esinlendim. Kısacası hepimizin projeleri buluşmuş oldu.
Sizin Çerkezler ile bir akrabalığınız da varmış galiba?
Yok, Çerkez soyundan geldiğimi söyleyemem. Ben Kelt soyundan geliyorum. Annemin ailesi ise Rusya'dan gelmiş. Ama ben kendimi Kanadalı olarak görüyorum. Zaten Kanada çeşitli kültürleri ve etnik kökenleri barındıran bir ülke. Hatta bildiğiniz gibi Kanada'da yaşayan insanların çoğu dünyanın çeşitli yerlerinden buraya gelmiş olan insanlar.
Bu son albümünüzden Türkiye'de elde edilen gelirleri depremzedelere bağışlıyorsunuz. Bunu yapmaya nasıl karar verdiniz?
Aslında bu albüm için biz farklı bir tür bağış düzenlemiştik. Buna da nişanlımın bir buçuk yıl önce bir gemi kazasında ölmesi sebep oldu. Onun ve arkadaşının aileleri ile bu konuda olumlu sonuç verecek bir girişimde bulunmak istedik. Bu kaza önlenebilir bir kazaydı, o yüzden denizlerde güvenlik konusunda araştırma yapılmasını sağlayacak bu fonu oluşturduk. Albümden elde edilen tüm gelir o fona gidecek. Türkiye konusunda ise bir istisna yaptık. Depremi duyduğumda çok üzüldüm açıkçası. Buraya birkaç kez geldim ve Türkiye ile aramda çok güçlü bir bağ olduğunu hissediyorum. Her gelişimde inanılmaz bir cömertlik ve misafirperverlikle karşılaştım. Depremden sonra Türkler için endişelendim. En azından buradan elde edilen gelirin yine buraya kalması gerektiğini düşündüm.
Albümünüze dönecek olursak, sözlere baktığımızda dini ve ruhani konulara çok yoğun bir şekilde eğildiğinizi görüyoruz. Bunlar çok çeşitli dinler ve inanışlar oluyor. Bunun belli bir sebebi var mı?
Müziği çok yönlü bir araç olarak görüyorum. Müzik, neredeyse bir uyuşturucu gibi, çeşitli duygular yaratıp çeşitli durumları pekiştirebiliyor. Dolayısıyla çeşitli müzik türleri de farklı duygular yaratabiliyor. Müzikte dini çalışmalar, müzik sürecinin önemli bir bölümünü kaplamış zaten. 'Mask and the Mirror' albümü üzerinde çalışırken 'Ruhanilik ve din arasındaki fark nedir?' sorusuna cevap bulmaya çalışıyordum. Vardığım sonuç tüm insanların ruhani bir bağa ihtiyaç duyduğuydu. Din de insanların bu ihtiyacını karşılayan bir kurum. Ancak, her kurum gibi din de çeşitli yorumlara, hatta çarpıtmalara açık. Özetlemek gerekirse insanların müzik ve ruhanilik arasındaki ilişkiye ihtiyacı var, benim ruhani bağ dediğim de bu.
Siz müzik ile çok şey yapan bir sanatçısınız. Müziğin hayatınız
için nasıl bir anlamı var?

Herkes gibi ben de yaşadığım belli bir duyguyu yoğunlaştırmak veya belli bir duyguyu yaşamak için müzikten faydalanıyorum. Herkes için ne kadar anlamlı ise, benim için de o kadar anlamlı. Profesyonel olarak ise içimdeki yaratıcı enerjiyi kullanabileceğim bir araç bulduğum için çok şanslıyım. Bunun devamında müziğimin de insanları etkileyebilmesi çok güzel. Ama müzik konusunda belli hırslarım yok. Bir milyon albüm satayım, çok param olsun gibi planlarım da yok. Hep şöyle düşünmüşümdür: Müzik beni seçti, ben onu değil. Ben aslında veteriner olmak istemiştim. Ama müzik sayesinde dünya ve hayat ile ilgili sonsuz merakımı biraz olsun giderebildim; müzik sayesinde gezebildim ve insanlarla ilgili çok şey öğrenebildim.
Zaten şarkı sözlerine bakınca aramak ve öğrenmek müziğinizde önemli rol oynuyormuş gibi geliyor. Gitmişsiniz, gezmişsiniz, insanlarla tanışmışsınız, okumuşsunuz, düşünmüşsünüz, sonra da
üretmişsiniz. Bütün bunları nasıl başarıyorsunuz?

(Gülüyor) Bazen biraz zor oluyor gerçekten de. Aslında bir bakıma arkeolojik bir çalışma gibi bu. Ben kim olduğumuzu anlamak için, geçmişte kim olduğumuza bakmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Müziğimin seyahat yazılarının müziksel bir şekli olduğu da söylenebilir.
Çalışmaya genellikle önceki kayıtlarda yeterince üzerinde duramadığım fikirlerin üzerine giderek başlıyorum. Fikir ve temaları araştırıyorum. Sonra insanlarla tanışıp, bilgi topluyorum, bunların üzerinde düşünüyorum ve hepsini bir müzik parçası olarak var olabilecek bir şeye dönüştürmeye çalışıyorum. Bir parçanın ardından o kadar çok şey kalıyor ki, işte bu yüzden albüm kapağına şarkı sözlerinin haricinde belli notlar yazmayı gerekli buluyorum. Parçalara sığmayan şeyler o notlarda oluyor.
Yeni parçalarınızın yer aldığı son albümünüz 1997 yılında çıktı. Yeni albümünüzü ne zaman beklemeye başlayabiliriz?
Doğrusunu isterseniz, bu aralar biraz mola almam gerektiğini düşünüyorum. Kariyerimde bir menecer ile çalışmamayı seçmiş olmam beraberinde belli zorluklar da getirdi. İngiltere ve Kanada'da birer ofisim var ve yanımda çalışan 14 kişi var. Birçok sanatçı plak şirketinin veya menecerlerinin kuklası olarak kalıyor. Kendimi böyle bir durumda bulmak istemedim. Bir menajer elde edilenin yüzde 35 kadarını alır; ben bu parayı yine müziğim için harcamanın daha hayırlı olacağına inandım. Şu anda üretebileceğimin yarısını bile üretmiyorum belki, ama nasıl kullanıldığı konusunda rahatsız olacağım çok sayıda materyal üretmektense, az iş yapmayı ve o işin emin ellerde olduğunu görmeyi tercih ederim. Ama dediğim gibi bütün bunlar çok zamanımı alıyor ve şimdi bir süre mola almam gerektiğini düşünüyorum.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.