Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Avukata 15 yıl hapis cezası

İşkence ve yargısız infaz davalarında mağdurların vekilliğini yapan, insan hakları savunucusu Avukat Zeki Rüzgâr'ın Ankara DGM'de 15 yıl hapis cezasıyla sonuçlanan dava dosyasının içinde kuşkulu delillere ilişkin oldukça ilginç öyküler bulunuyor
Haber ResmiCelal BAŞLANGIÇ
Öğleden sonra bürosunun kapısı çaldı. Karşısında DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel ve 20 kadar 'Terörle Mücadele' polisi vardı. "Arama yapacağız" dediler.
"Mahkeme kararı var mı?" diye sordu.
Böyle bir karar yoktu. Savcı da orada olduğuna göre yapılan 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' uygulamasıydı.
1999 yılının 8 Ocak'ında yapılan bu arama, 1996 yılında Avukat Zeki Rüzgar hakkında bir şikâyet üzerine başlanan hazırlık soruşturması çerçevesinde yapılıyordu.
'Hâkimden karar almakla meydana gelecek zaman kaybı' önlenmişti demek ki.
Ankara'da 'Terörle Mücadele' komiseriyken gözaltında bir kadına işkence yaptığı savıyla yargılanan M.Y.'nin bu suçtan çarptırıldığı bir yıllık hapis ve üç ay 'meslekten men' cezası kesinleşeli daha 15 gün olmuştu. Zeki bu davada işkence gören G.Y.'nin avukatıdır.
Bürosuna gelen timin başındaki polis arama sırasında Avukat Zeki Rüzgar'a "Sen M.Y.'nin davasında zafer kazandığını mı sanıyorsun? 22,5 yıl al da gör" diyordu.
Avukatlarına göre, bürosuna gelen polislerden en az beş tanesinin yargılandığı işkence ve kötü muamele davalarında mağdurların vekiliydi Avukat Zeki.
Bürosunun basıldığı gün, bir süredir yapılan 'DGM boykotu' biteli henüz üç gün olmuştu.
Boykot sırasında DGM'lere yönelik eleştirilere kızan Savcı Nuh Mete Yüksel, bir gazetede manşet olan demecinde "ÇHD'lilere sesleniyorum, ayaklarını denk alsınlar" diyordu. Savcı Yüksel'e göre geçmişte Dev-Sol davasından gözaltına alınan avukatlar Zeki Rüzgâr ve Murat Demir Çağdaş Hukukçular Derneği üyesiydiler. DGM boykotundaki 'asıl sorun buradan' kaynaklanıyordu. Bürosunu aramaya gelenlerin başında işte ÇHD'lilere "Ayaklarını denk alsınlar" diyen savcı vardı.
Önce bürosu, sonra evi arandı Avukat Zeki'nin. Olay yerine gelen avukatları aramaya nezaret etmek istediler ama izin verilmedi. Bürosundan ve evinden alınanlar çöp torbalarıyla, kolilerle, sırt çantalarıyla ve ağızları açık olarak taşındı. Mahkemede avukatlarının yaptığı savunmaya göre bu 'her türlü müdahaleye açık bir durum'du.
Avukat arkadaşları olay yerinde tuttukları tutanakta, polislerin arasında evinden çıkarken Avukat Zeki'nin "Arkadaşlar, savcının yanında söylüyorum, tutanakları hazırlayıp yanlarında getirmişler" diye bağırdığı da yer alıyor.
Avukat Zeki, beş gün gözaltında kaldıktan sonra çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanıyor ve altı ay sürecek mahpusluğu başlıyor.
Gazi ve Sivas katliamı, Perpa baskını, Baki Erdoğan'ın ölümü, Ulucanlar Cezaevi'nde 10 mahkûmun öldürülmesi gibi toplumsal olaylarla, işkenceyle, yargısız infazlarla ilgili davaların avukatıdır Zeki. Kamu görevlilerinin hukuk dışı fiillerinin yakın takipçisi olmuştur.
DGM'de görülen dava sürecinde, savcının iddianamesine dayanak yaptığı delilleri bir bir çürütmeye çalışır avukatları.
İddianameye göre Zeki'nin evinde ve bürosunda yapılan aramada 'Devrimci Sol' isimli iki adet illegal dergi, Gazi Mahallesi'nde görevli polislerin listesi, Dursun Karataş'a ait el yazması mahkeme savunması, Avusturyalı bir heyet ile yaptığı iddia olunan görüşmenin video kasedi bulunmuştur.
Ancak bu delillerin hiçbiri dosyada ve adliye emanetinde yoktur.
Video kasedin Emniyet tarafından yapılan çözümü dosyada yer alıyor. Bu çözüme göre, Avusturyalılarla yapılan görüşmede Zeki 'silahlı mücadele'yi savunuyor. Avukatların tüm ısrarlarına rağmen çözümü olan bu kaset bir türlü bulunamıyor.
Bir de Zeki'nin evinde ve bürosunda bulunan disketler meselesi var ki hayli ilginç.
Bürosunun aranmasından sonra hazırlanan 'İşyeri Arama ve Tespit Tutanağı'nda Avukat Zeki'nin bürosunda herhangi bir kaset ve disket bulunduğundan hiç söz edilmiyor. Ancak aynı gün yapılan ev aramasından sonra tutulan 'Ev Arama ve Tespit Tutanağı'nda "Bilgisayar üzerinde bir adet, dolaplarda 25 adet olmak üzere toplam 26 adet bilgisayar disketi, Halkın Hukuk Bürosu'ndan alınan yedi disketle birlikte toplam 33 disket olduğu görüldü" deniliyor.
Ancak bir gün sonra Emniyet'te tutulan 'Zaptetme ve Tespit Tutanağı'nda evde bulunan 26 disketin sayısı nedense 27'ye, toplam disket sayısı da 33'ten 34'e çıkıyor. Polis kayıtlarında, bir siyah diskette 'Kontrgerilla Devletinin Suçluları' adlı bir listenin de bulunduğu yer
alıyor. Bu liste de yargılama sürecinde Avukat Zeki'nin suçlanmasındaki en önemli dayanağı oluşturuyor.
Ancak, Emniyet savcıdan ek gözaltı süresi isterken disketlerin sayısı yine 33'e düşer. Ancak daha sonra düzenlenen 'Emniyet Dizi Pusulası'nda disket sayısı 34'e çıkar. Ama savcılığın hazırlık dosyasında 'Emanet Eşya Defter No' ile kayıtlı sadece 32 disket olduğu görülür.
Avukatlarına göre, Zeki'nin ev ve işyerinde ele geçen disketlerin sayısı dokuz ayrı resmi evrakta yedi kez değişik gösterilir.
Sonunda disketlerin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verilir. Naip Hakim, 32 adet disketi savcılıktan ister. Ancak savcı cevabi yazısında 'ellerinde emanet makbuzunda görünmeyen iki ayrı disketin daha olduğunu ve toplam 34 disket gönderdiklerini' bildirir.
Avukatlara göre "Eğer bu iki disket varsa bu kanıtların üç ay boyunca kimin elinde olduğu ve üzerlerinde ne gibi işler yapıldığı meçhuldur."
Bilirkişi disketler üzerinde incelemesini yapar. Savcılığın iddianamesinde yer alan 'Kontrgerilla Devletinin Suçluları' adlı 37 sayfalık liste disketlerin içinde bulunamamıştır.
Mahkeme bilirkişiden listeyi bulması için ikinci bir inceleme ister.
Bilirkişi, ODTÜ'lü bilgisayar uzmanlarının desteğiyle, bir aylık yoğun çalışma sonucu disketlerden birinde listeyi bulur. Ancak iddianamede yer alan listenin yaratılma tarihiyle bulunan listenin yaratılma tarihi farklıdır. İddianamede yer alan listenin yazı karakteri ve puntosu da yeni bulunan listeyle birbirini tutmaz. Bilirkişinin listesi toplam 21 sayfayken, polisin listesi 37 sayfadır. Her iki liste bilgisayarda farklı 'dosya tiplerinde' ve 'dosya uzantılarında' yer almaktadır.
İşin ilginci, bilirkişinin ilk aramada bulamadığı, ikinci kez bir ay boyunca üniversite uzmanlarıyla aradığı dosyayı polis Emniyet'te 20 saat gibi kısa bir sürede elde etmiştir.
Avukatları duruşmada "En az bir disketin hiçbir tutanakta yer almadığı halde polisin elinde aniden ortaya çıktığı şüpheye yer vermeyecek biçimde görülmektedir diyerek bir de kanıt gösterirler:
"Bilirkişi raporunun disket çözümüne ilişkin son sayfasında bulunan 'Basına ve Kamuoyuna' başlıklı yazının tarihi, meslektaşımızın gözaltına alınma tarihinden, yani disketlere el konulma tarihinden bir gün sonrasına ait olup yazı 09.01.1999 tarihlidir. Daha da inanılmaz olan, meslektaşımızın evinden veya bürosundan 08.01.1999 tarihli kendi yakalanmasına ilişkin basın açıklaması olmasıdır. Başka hiçbir şey gözetilmeksizin sadece bu durum bile disketlerin açıkça sonradan ve polisçe düzenlendiğinin tartışılmaz kanıtıdır."
Dosyada delil olarak bir de krokiler bulunuyor. İki tip kroki var. Biri cezaevi ve hücre çizimleri. Diğeri ise MİT, JİTEM ya da bazı polis karakollarının yerlerini gösteren krokiler.
İlk krokiler Adalet Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde, Türkiye'deki cezaevlerinin yaşam koşullarını inceleyen ve birçok meslek odası ve kuruluşun temsilcilerinden oluşan, içlerinde Avukat Zeki Rüzgâr'ın da bulunduğu bir komitenin çalışması. Bilgiler de zaten bakanlıktan alınmış, hazırlanan dosya krokilerle birlikte bakanlığa verilmiş, basına dağıtılmış.
Resmi binaların yerlerini gösteren krokiler ise dokuz ayrı elden çıkmış. Ama hiçbirinde Avukat Zeki'nin el yazısının olmadığı ekspertiz incelemesi ile ortaya çıktı. Duruşmada avukatları "Diğer birçok düzmece kanıt gibi bu krokilerin de polis tarafından yaratıldığını ve görevleri, yaka numaraları ve hatta tip tarifleri tarafımızdan dosyaya sunulan Ankara Emniyet Müdürlüğü TEM şubesi polislerinin el yazısı örnekleri alındığı takdirde bu krokilerin kaynağı tespit olunur" demişler ancak bu istemleri mahkeme tarafından reddedilmiş.Avukatlara göre eldeki krokiler tipik polis yer gösterme tutanağı formunda ve büyük ihtimalle hazırlayanların 'el alışkanlığı' nedeniyle bu şekilde çizilmiş.
Zeki Rüzgâr'ın avukatları da yargılama süresince iki kez para cezasına çarptırılırlar. Bunun nedeni de, disketteki listede adları geçtiği için 'suçtan zarar gördükleri' gerekçesiyle davaya bakmaktan çekildiklerini bildiren yargıçlar, başka bir mahkeme tarafından bu istekleri kabul edilmeyince görevlerine devam ederler. Bu kez avukatlar, hâkimlerin 'ihsası rey'den dolayı iki kez çekilmelerini isterler. Bu nedenle de ilkinde 85 avukat 3 milyon 800 biner lira, ikincisinde de 49 avukat 6'şar milyon 800 biner lira para cezasına çarptırılırlar. Hatta avukatlar hakkında vergi incelemesi yapılması için mahkemede maliyeye suç duyurusunda bulunulur. Avukatı Behiç Aşcı "mahkemede böyle bir şeye ilk kez tanık oldum" diyor.
Sonuç olarak DGM, DHKP-C üyesi olmaktan Avukat Zeki Rüzgâr'a 15 yıl hapis cezası verir. Sekiz yıllık avukatlığı boyunca kamu görevlilerinin hukuk dışı tutumlarının takipçisi olan, işkence ve yargısız infaz dosyalarında müdahil vekilliği yapan Zeki Rüzgar'a, "DGM'lerdeki duruşmalara gittiğimde, ya da avukatı olduğum sendikaların ve derneklerin basılıp aranması olaylarında karşılaştığımda beni sürekli 'Başını yakacağız, Uğur Mumcu gibi olacaksın, Ankara'yı terk et' gibi tehditler alırdım" diyor.
Elbette, Avukat Zeki'nin başına gelen ilk iş değil bu. Yaptığı savunmalardan hakkında soruşturmalar açılmış Zeki Rüzgar'ın. Bir keresinde de Dev-Sol üyeliğinden 11 gün gözaltında kalmış, yargılama sonucu beraat etmiş.
Şimdi aldığı 15 yıl hapis cezasının Yargıtay'dan gelecek sonucunu bekliyor Avukat Zeki. Ama DGM'de ilk kez tanık olduğu bir uygulama gerçekleşiyor ve 15 yıl hapis cezasına karşın mahkeme Zeki Rüzgar hakkında tutuklama kararı vermiyor.
Avukatlarından Behiç, meslektaşı Zeki'nin 15 yıla mahkûm olmasına hâlâ inanamıyor:
"Bütün delillerin çürütülmesine karşın Zeki'nin cezası onanırsa, cüppemi yerim."
Ne dersiniz? Sizce Avukat Zeki Rüzgâr neden 15 yıla mahkûm oldu?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.