Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Küçük Anadolu projesi

Ahmet, Mehmet, Hamdi beyler, 1992'de Brüksel'de Türklerin yoğun yaşadığı Chausse D'Aecht Mahallesi'nin belediye başkanına varırlar. Mahallenin adının Brüksel'deki çoğunu Türklerin oluşturduğu insanların geldiği yer olan Afyon kazası, 'Emirdağ Mahallesi' olarak değiştirilmesini isterler. Belediye başkanı bu öneriye güler ve ciddiye almaz. Aradan geçen süre Türkleri yıldırmadı. Şimdi de mahallenin adını 'Petite Anatolie' yani 'Küçük Anadolu' olarak değiştirmek istiyorlar. Yeni belediye başkanı ılımlı bakıyor. Hatta bunun için bir 300 milyon Belçika Frangı değerinde bir proje hazırlanmış. Mahallenin girişine ve çıkışına büyük harflerle yeni adın yazılması düşünülüyor. Aynı China Town gibi olmalıymış. Sonra, mahalle çevre tanzimi yapılarak güzelleştirilecekmiş. Türkler her gittikleri yeri kendilerine benzetmekte ustalar. Hele gelip buraları görseniz gerçekten de Anadolu'nun küçük bir modeli sanki Brüksel'in göbeğine inşa edilmiş.

Gölgeleri yok eden o şehir
Kanalların dar sokakları birbirinden ayırdığı o şehir kimi zaman korkutuyor insanı. Şaşırtıcı bir dinamizm, aynı zamanda tuhaf bir boşluk duygusu veriyor yaşayana. Milyonlarca insanın ezdiği o kimsesiz taşların her birinde küçük hayatlar gizlidir. Yitip gidenlerin gölgesi taşların hikâyesidir. Amsterdam! Gençliğin umursamaz öfkesi... İnsanın haykırası geliyor: Ben de varım! Üst üste binmiş hayatların arasında ezilmemek için ben de varım diyesi geliyor insanın! Yok olmamak için. Venedik'in ölümü çağrıştıran görüntüsü Amsterdam'da yaşamın hıncını alanların çıngırak gürültülerine bırakıyor kendisini. Genç kadın, gölgeleri yok eden o şehirde arıyordu sevgilisinin bir ortaya çıkan, bir yok olan görüntüsünü. Ne biliyordu ki onun hakkında? Nerede yaşadığını bile gizlemişti. Kanallara bakan sokaklardan birinde yaşıyor olmalıydı. Şu mu yoksa bu mu? Hangisi onun evinin bulunduğu sokaktı? Bir süre bulurum diye taradı sokakları. Yürürken onu görürüm diye insanların suratlarını pür dikkat süzdü. Sonra umudunu kesip düştü yollara tekrar. Evine geri döndüğünde, ona ulaşmalıyım duygusu sardı bedenini. Odada bir aşağı bir yukarı dolanırken, kütüphenenin raflarına takıldı gözü. Sevgililer Günü'nü bahane ederek aldığı hediye bir haftadır bekleyip duruyordu bir köşede. Birden yeni gelen elektronik mesajlarına göz atmaya karar verdi. Mesajların arasında onunki de vardı. Heyecanla 'Cesur Yürek' yazılı mesajı tıkladı: "Müsaade et, zaman tanıyalım birbirimize. Henüz kurulmakta olan bir şehirde ilk girdiğin evde ev sahibi rolü oynamaya kalkmak biraz uygunsuz kaçmaz mı? Ben bundan korkarım..." diye devam eden yazıyı bir solukta okudu. Son iki ayını kaçan bir görüntüyü kovalamakla geçirmişti. Hayatına bir anda giren o gölge, kendisini bir sır gibi saklıyordu. Öyle zordu ki yüksek duvarları aşmak. Duvarların arkasındakini bilse, belki daha da rahatlayacaktı. Ara sıra gördüğünü sandığı gölge hakkında
tek somut bildiği, gölgenin ait olduğu o şehirdi. Gölgeleri yok eden o
şehir... Sığındığımız şehirlerimizde hepimiz birer gölgeyiz aslında.

Belçika'dan fabrika atağı
Türkler Belçika'ya çok fazla gelmeye mi başladı, nedir? Bir süre önce Brüksel'in Anderlecht Belediyesi, Belçika'daki Türklerin büyük bir kısmının geldiği Afyon Emirdağ'a bir fabrika kurmak üzere harekete geçti. Amaç orada kurulacak bir fabrika sayesinde istihdam yaratmak. Belki de bundan sonraki göçü önlemek. Ama son anda bu fabrika projesinin engellendiğini öğrendik. Sadece Belçika değil, Avrupa'nın birçok ülkesi artan işsizlik yüzünden Türk göçmenleri istemiyor. Artık eskisi gibi buralara gelmek kolay değil. Ama Avrupa'da yaşayan çoğu Türk, eşlerini Türkiye'den seçiyorlar... Böylece her sene yabancı dil bilmeyen, çoğu entegrasyonda zorlanan gençler buralara gelip yerleşiyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.