Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Özel sektörün sorumluluğu

ekatircioglu@radikal.com.tr
En azından bu kez. Özel kesim yaşanılan yüksek enflasyonda hiç dahli yokmuş gibi yapıp bu kez de sorumluluktan kaçamaz. En azından kaçamamalı. Çünkü yaşanılan kronik yüksek enflasyonun önemli bir sorumlusu da özel kesim. Özel kesim lafı kaçınılmaz olarak bir genelleme ve her genelleme gibi de biraz iddialı. Ama bu kesimdeki bazı aktörlerin davranışlarının enflasyonu beslediği de çok açık. Bu öylesine açık ki aşağıda konu edeceğimiz olaylar bunun bir ölçüde kanıtı. Her gün yeni bir gündemin peşinden koşmaktan zayıflamış hafızalarımız bu olayları hatırlamakta zorlanmaktaysa da, olaylar olmuş ve kayıtlara geçmiştir. Bu nedenle de yakın tarihimiz bile demeyi haklı göstermeyecek kısalıkta bir geçmişte bugün olanlar tekrarlanmış ve ilgililer şaşılacak kadar benzer cümlelerle durumu anlatmışlardı. Nasıl mı?
1994 yılında uygulanan '5 Nisan Kararları' açık bir gelirler politikası içermiyordu. Kamu fiyatlarına bir kerelik zam yaptıktan sonra 6 ay boyunca hiç zam yapmayacağını ilan eden hükümetin Başbakanı Tansu Çiller 'özel kesimin de benzer bir biçimde davranıp fiyatlarını artırmayacağını umduğunu' söylemişti. Ummadık taş baş yararmış misali 6 ay sonra Ekonomiden Sorumlu Bakan Aykon Doğan aynen şunları söyledi: "Özel kesim 5 Nisan kararlarından bu yana anlaşmalı olarak zam yapmaktadır. Oysa istikrar tedbirlerinde özel kesimin de yükümlülükleri vardır. Eğer bu yükümlülüklerini yerine getirmezlerse araba devrilir, hepimiz altında kalırız."
Aradan çok değil, ancak iki yıl geçmişti ki bu kez de Mesut Yılmaz'ın başbakanlığında yeni bir istikrar programı uygulamaya konuldu. Bu programda da kamu fiyatları 6 ay süreyle donduruldu ve ne ilginçtir ki hemen hemen aynı kelimelerle Mesut Yılmaz da 'özel kesimin de kamu gibi davranıp fiyatlarını artırmayacağını umduğunu' söylemişti. Hatta biraz daha ileri giderek, "Serbest piyasa ekonomisine inanan bir hükümet olarak bizim fiyat dondurmasına gitmemiz veya fiyatlar üzerinde piyasa mekanizmasına ters birtakım denetim tedbirlerine başvurmamız söz konusu değildir" demişti. Aşağı yukarı 4 ay sonra, yine ocak ayı enflasyonu açıklandığında, Ekonomiden Sorumlu Bakan Güneş Taner ise itiraf sayılacak şu açıklamayı yaptı: "Özel sektörün bu kadar zam yapacağını tahmin etmiyorduk. Devletin hassasiyetine onların da katılacağını düşünüyorduk." Bir başka Bakan Eyüp Aşık ise "Özel kesim enflasyonla mücadelede hükümete yardımcı olmamıştır. Bu süre zarfında sürekli olarak zam yapmıştır. Fakat bugüne kadar buldukları bu rahatı bulamayacaklar. Artık özel kesimi başıboş bırakmayacağız. Piyasaya mal sürmek, ithalata izin vermek, fon ve vergileri düşürüp artırmak gibi tedbirlerle duruma müdahale edeceğiz" dedi.
Ve son olarak da halen uygulanmakta olan programın ilk ayı olan ocak ayı enflasyon rakamının yüksek çıkması karşısında, Ekonomiden Sorumlu Bakan Recep Önal geçenlerde şu açıklamada bulundu: "Hükümetimiz, özel kesimin fiyat artışları açısından bir zorlama veya bir müdahalede bulunmayı düşünmemekte, yalnızca özel kesimin enflasyon hedeflerimizle uyumlu fiyat ayarlamalarına gideceği beklentisi taşımaktadır." Ve ekledi, "Ocak ayında yüksek çıkan enflasyon, özel sektördeki yüksek fiyat artışlarından kaynaklanmıştır."
Sizleri bilmem ama ben, yoruma dahi gerek göstermeyen bu konuşmalara ve HADEP'li belediye başkanlarının tutuklanmalarına baktığımda, galiba bir kere daha tarih bu ülkede yeniden tekerrür edecek diye düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.