Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Aklını başına toplamak

AB adaylık sürecine girince özellikle insan hakları alanında bizden beklentilerin artacağını biliyorduk. Buna uygun hareket etmemiz lazım. Bu demek değil ki, birileri PKK'ya maddi yardım sağlıyorsa, seçilmiş olmaları onlara dokunulmazlık sağlar. Tabii karar yargıya ait.
Ancak, AB ülkelerindeki savcılar genelde bizimkilerden daha fazla adalet bakanlarına bağımlı olduğundan, bizim savcıların girişimleri, Türk hükümetinin emriyle atılmış adımlar olarak algılanıyor. ETA'nın 'yasal' kolu Herri Batasuna Partisi'nden bazı seçilmişler bundan önce hüküm giydilerse de, bu ülkelerde belediye başkanlarının tutuklanması, çok az rastlanan bir olay. Bunlara ilaveten, PKK'nın 'silah bırakma kararı' aldığı bir sırada, belediye başkanlarının tutuklanması, 'insan haklarına uygun br siyasi çözüm' yerine 'baskı politikası'nı sürdürmenin tercih edildiği şeklinde yorumlanıyor.
Konuyu siyasi niteliğinden sıyırarak, bir hukuk ve yargı sorununa indirgeyemeyeceğimiz anlaşılıyor. Yargının dışında da Türkiye'nin âli çıkarları var ve bu çıkarlar yargıyı zedelemeden korunmalı. Bu bağlamda yargıya da görev düşüyor.
Galiba bundan böyle, iddialara ilişkin somut kanıtları dikkatle toplayıp, kamuoyunda yapılacak yoğun bir tartışma sonucu ilgili kişilerin kanunsuz eylemleri hakkında kesin bir kanaat oluştuktan sonra tutuklamaya gitmek imkânlarını aramak daha uygun olacak.
Leyla Zana'yı ziyaret izni verilmezse toplantıyı erteleyeceğini söyleyen KPK eşbaşkanına, şantaj niteliğinde ön şartlar ileri sürerse, toplantılara ilgimizi kaybedeceğimiz ifade edilebilir.
Dışişleri Bakanlığımız, AB ülkelerinden gelecek ziyaretçilerin kimlerle ne zaman görüşebileceklerini, ziyaret programı birlikte hazırlanırken ele alabilir. Kendi kaderini tayin hakkını, yani ülkenin bölünmesini savunan İHD'ye ziyaretin kabul edilmeyeceği bildirilebilir.
Tam üyelik sürecinde yapmamız gereken şeyler, bizim mutabakatımızla 'katılım ortaklığı' ve 'milli yükümlülükler' belgelerinde yer alacak. Bunlar henüz ortada yokken İsveçli ve Lüksemburglu bakanların, AB adına çokkültürlülük ve bu bağlamda dile ilişkin azınlık hakları taleplerinin, en azından, yetki aşımı olduğu kendilerine hatırlatılabilir.
Ama kavga istiyorlarsa, bundan sonra İsveç, İsviçre ve Lüksemburg'a gidecek bakanlarımızın ziyaret edebileceği ırkçılık kurbanları ve ırkçılığa karşı derneklerin listesi yapılabilir. Bunlara her ziyaretten sonra düzenlenecek basın toplantılarında o ülkenin ırkçılığa karşı aldığı önlemler enine boyuna tartışılabilir ve öneriler sunulabilir.
Bugün AB ülkelerindeki üç büyük etnik çatışmaya ilişkin barış süreçleri kesintiye uğramış durumda. Kendileri terörle mücadelede böylesine belirsizlik içindeyken, çözüm konusunda, dolaylı da olsa, teröristlerle görüşme anlamına gelecek nasihatlarının, kara mizahtan biraz hallice olduğu anlatılabilir.
İçimizdeki aculların eleştirilerine karşı da, AB Komisyonu ile 'katılım ortaklığı'nı müzakere etmek için dahi, önce PKK'nın silahı bırakıp bırakmadığından emin olmak, sonra da OHAL'i kaldrmak gerektiği; diğer konulara daha sonra sıra geleceği söylenebilir.
Türkiye'nin AB üyeliği herkes için iyi olacak. AB bugünün dünyasında ulus-devletin bölünmeden hayatını idame ettirmesi için belki de tek elverişli seçenek. AB dışında kalmanın bu bakımdan daha sakıncalı olacağını hepimiz bilmeliyiz.
Güneydoğu'daki birtakım çevrelerin de ayakları artık suya değmeli. Önce AB ile anlaşıp, sonra bize zorla bir şey kabul ettirmeye kalkarlarsa, üyelik süreci sanıldığından daha kolay akamete uğrayabilir. Yoksa AB içinde bir Türkiye'de yaşamak onlar için iyi değil mi?
Üyelik şansımızın azaldığını söyleyen AB çevrelerine, bunun aynı zamanda Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs konusunda çözüm şansının da azalmakta olduğu anlamına geleceği, bu aşamadan dönülmesi halinde, başa değil çok daha gerilere dönüleceği, sorumluluklarıyla birlikte hatırlatılmalı.
Ve herkes süratle aklını başına toplamalı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.