![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Burası nasıl bir yer? haluks@kanald.com.trGene kriz, gene çalkantı... Ve gene Demirel... Kim demiş tarih tekerrür etmez diye. Türkiye'nin son 40 yıldır karşılaştığı sorunların baş sorumlularından olan Süleyman Demirel bir beş yıl daha Türkiye'nin başında kalıyor. Tarih yazacaktır: Baraj mühendisinden çok kriz mühendisidir Demirel. Nasıl bazı balıklar akıntılı suyu severlerse, o da gerilimli havalardan hoşlanır. Politikadaki baş ilkesi, belki de yegâne ilkesi, 'her ne pahasına olursa olsun rakibinden bir gün fazla yaşamak'tır. Kriz dönemlerinin bunun için en uygun ortamı yarattığını bilir. Gerer, tehdit eder, korkutur ve sonunda üstte kalır... Kriz mühendisliğinde onunla aşık atmaya kalkanları suya götürür, bir yudum içirmeden getirir. Mesut Yılmaz son örnektir. Demirel'in istikrar için gerekli olduğunu söylüyorlar. Aslında onun yeniden seçilmesi, beş yıl daha hiçbir şeyin değişmeyeceğinin, yani gerektiğinde krize dönüşebilecek bir istikrarsızlığın devam edeceğinin işaretidir. Türkiye beş yıl daha normalleşemeyecek, gerçek istikrara geçemeyecek demektir. 21. yüzyılın başında koskoca Türkiye'nin 75'lik Demirel'e gerçek bir alternatif çıkaramamış olması tek başına bir karamsarlık nedenidir. Ama tek neden değildir. Türkiye, acılar sarmalından bir türlü kurtulamıyor. Sık sık yinelenen bir kâbus gibi hep aynı şeylerle karşılaşıyor. "Artık bitti, geride kaldı, bir daha olmaz" denilen çocukluk hastalıkları bile nüksediyor. Adeta Türkiye'nin genlerinde değiştirilemeyen şeyler var. Türkiye patinaj yapıyor, zorlanıyor, birkaç metre gider gibi oluyor, ama bir türlü başka bir düzleme geçemiyor. Yıllar önce Ankara'da, yabancı bir kadınla evli bir arkadaşımın söyledikleri geliyor aklıma: "Biz çocukken elektrikler kesiliyordu, sokaklar çamurdu, kaçak ve çirkin yapılar yaygınlaşıyordu. Ve biz zamanla bunların değişeceğine inanıyorduk. Şimdi büyüdük, müdür olduk, aynı şeyler devam ediyor. Kendi kendime "Sakın ben kendimi kandırıyor olmayayım, sakın burası böyle bir yer olmasın!" dedim. "Burası belki de böyle bir yer. Ve hep böyle kalacak." Bu arkadaşım 1970'li yıllarda Amerika'ya göç etti. 2000 yılında zırt pırt elektrikler kesilince onun söyledikleri aklıma geliyor. "Sakın burası böyle bir yer olmasın!" Arkadaşım bu konudaki ilk tespitleri yaptığında başımızda Demirel vardı. Görünüşe bakılırsa, beş yıl daha o olacak. Demirel gerçekten bir sürekliliği ve istikrarı simgeliyor. 'Burası işte böyle bir yer' sürekliliğini. Demirel başkan, eski minval berdevam! 'Demokrasi'miz (!) de aynı minval berdevam: Açık talimat ve gizli oy, anayasayı bir kenara koy!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|