![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
|
7 Mart 2000 Kral'ın derdi eguven@radikal.com.trBugünden itibaren 'Majesteleri' Ürdün Kralı Abdullah iki gün boyunca Türkiye'de. Ürdün, Türkiye'nin Ortadoğu'da ilişkilerinin 'pürüzsüz' sayılabileceği belki de tek Arap ülkesi. Siyasi ilişkilerde herhangi bir sorun yok. Ekonomik ilişkiler tatmin edici denilemese de gelişiyor. Ticaret hacmi 150 milyon dolar civarında. Askeri ilişkiler de farklı değil. Ancak Ürdün açısından Türkiye'yle 'acil mesele' hiç kuşku yok ki su. Zaten Kral'ın refaketçilerinden de belli bu. Abdullah yalnız iki bakanını getiriyor Türkiye'ye: Dışişleri Bakanı Abdülilah Hatip ile Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Kamil Mahadin. Ürdün su ihtiyacını Yarmuk ve Ürdün nehirlerinden karşılıyor. Ancak Ürdün nehri giderek kuruyor. Zaten aynı nehirden İsrail ve Filistin Özerk Yönetimi de yararlanıyor. Yarmuk'un durumu da aynı. Üstelik bu nehirden Suriye'ye de pay düşüyor. Deniz suyunu arıtma projeleri var ama hem pahalı hem de yetersiz. Ürdün aynı zamanda kronik bir kuraklık ve giderek artan bir nüfusla karşı karşıya. Kuraklık nedeniyle kişi başına, dünya ölçeğinin üçte birinden daha az su düşüyor: Yılda 350 metreküp. Buna karşılık 1925'te 300 binin altında bulanan Ürdün'ün nüfusu 2025'te 10 milyon olarak tahmin ediliyor. Dahası var: Ürdün hükümetince hazırlanan bir rapora göre 2005 yılına gelindiğinde ülkedeki tüm su kaynakları kurutulmuş olacak. Hepsinden önemlisi, su kaynaklarının kullanımı Ortadoğu ülkeleri arasında sürekli gerginlik konusu. 21. yüzyıl savaşlarının Ortadoğu'da ve su yüzünden yaşanacağı yolundaki kehanet boşuna değil. Dolayısıyla su, Ürdün'ün çözüm bekleyen sorunlarının başında geliyor. Manavgat'la ilgilenmelerinin nedeni de bu. Krallık, Manavgat'ı kalıcı ve güvenilir bir su kaynağı olarak görüyor. Bu yüzden de Ankara'yla anlaşmaya hazır. Türkiye de hazırlıklarını yapmış durumda. Manavgat'taki tesislerden yılda 180 milyon metreküp su ihraç edilebileceği belirtiliyor. Su buradan tankerlerle İsrail'in Hayfa Limanı'na, oradan da boru hattıyla Ürdün'e taşınabilecek. Zayıf ama bir ihtimal de Süveyş Kanalı'nın kullanımı. Her şey iyi güzel ama bazı sorunlar var. İlki fiyat konusunda. Suyun birim başı fiyatı konusunda belirli bir fiyat bildiğim kadarıyla açıklanmış değil. Ancak Ankara'nın kapasitenin tümünü, yani 180 milyon metreküp suyu ihraç etmesi durumunda yıllık gelir beklentisi 18 milyon dolar. Yılda 100 milyon (kimilerine göre 250 milyon) metreküp su ihtiyacı bulunan Ürdün'ün Türkiye'den bir yılda ithal etmeyi planladığı su miktarı 90 milyon metreküp. Ne var ki Ürdün fiyatı pahalı buluyor. Bir yandan da söz konusu projeyi 'bölgesel' hale getirip kendisine düşecek faturayı mümkün mertebe azaltmanın hesabını yapıyor Ürdün. 'Envanter'ine Libya da dahil. Bir sorun daha var. Ankara, ileride zarara uğramamak için, Ürdün'ün kendisinden önce suyun nakli konusunda İsrail'le anlaşmasını şart koşuyor. Bu anlaşmaya da henüz varılabilmiş değil. Tabii bir de İsrail'in Türkiye'den kendisi için su ithal edip etmeme konusundaki kararsızlığı söz konusu. Anlaşılan o ki İsrail bu konudaki son sözünü söylemeden Ürdün'e taahhütte bulunmak istemiyor. Son olarak Ürdün'ün söz konusu boru hattını nasıl finanse edeceği de henüz netleşmiş değil. Yine de aşılmayacak sorunlar değil bunlar. Taraflar gerekli esnekliği gösterebilirse Ürdün susuzluğunu giderebilecek, Türkiye de yıllarca 'boşa akmış' bir nehri gelir kaynağına dönüştürücek. Ancak projenin asıl önemi, iki ülkenin karşılıklı çıkarlarının çok ötesinde bölge barışına katkıda bulunabilecek olmasından kaynaklanıyor. Çünkü su, Ortadoğu'da anahtar konulardan biri. Bu alanda ülkeler arasında sağlanacak işbirliğinin, bölgede kalıcı barışın sağlam dayanaklarından birine dönüşebileceği 'su götürmez.' Dolayısıyla Türkiye ve Ürdün'ün konuya ikili ve kısa vadeli çıkarlardan ziyade bölgesel ve uzun vadeli olarak yaklaşmasında yarar var. Tabii İsrail'in de. Kral'ın ziyareti bu açıdan önemli bir fırsat.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|