Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

7 Mart 2000

Balkanlar ve basın

Üsküp'te katıldığım toplantının temel konusu basındı - Balkan basını. Dünyanın bu sorunlu bölgesinde basın pertavsız gibi bir rol oynar: baktığı her sorunu büyütür. Dolayısıyla, çıkan savaşlarda, savaşa varmasa da genel gerginliği devamlı tutan düşmanlıkların oluşumunda basının payı önemlidir. Bir süreden beri bir grup Balkan gazetecisi, sivil aktivist vb. bu ülkelerin birbirleri hakkında yaptığı yayını izliyor, bir dergide yayımlıyor.
Bu yayınların büyük bir kısmı gerçekten tam bir felaket. Böyle çabalarla bunun tam olarak engellenmesi de mümkün değil, çünkü birçok kaynağı var. Nihai kaynağı da kitlelerin düşünsel alışkanlıkları. Bu alışkanlıklar, medyanın da hem kaynağı, hem hedefi; var olan sorumsuz siyasi elitlerle birlikte öğeleri birbirini karşılıklı besleyen bir kısır döngü oluşturuyor.
Makedonya'nın adı gibi, konunun dışından bakan birine tamamen absürd gelecek bir sorunu alalım. Bölgede barışçı bir düzen kurulmasından içtenlikle yana olan gazeteciler bile kendi ülkelerinin resmi geçerlilik kazanmış önyargılarından büsbütün sıyrılamadıkları için, Yunan gazetecilerin bu adı telaffuz etmekte hâlâ zorlandığını görüyoruz. Buna karşılık Makendonya'da da her şey 'Aleksandar': Caddesinden şarabına, oteline daha bilmem nesine, 'İskender'den geçilmiyor. Böylece bir tarafın saçmalığı öbür tarafınkini besleyip büyütüyor.
Burada, tam içinden çıkamadığım bir konu, Balkan ülkelerinin birbirleri hakkında hem bilgili, hem bilgisiz olmayı nasıl başardıkları. Örneğin Yunanistan'dan biri Makedonya'daki cumhurbaşkanı seçiminin kendi ülkesinin basınında nasıl izlendiği üstüne bir tebliğ sunuyor. Aynı olayın Türkiye'de nasıl iki satırlık haberlerle geçiştirildiğini hatırlayınca, Yunanistan'daki bu ilgi, şaşırtıcı ve etkileyici. Ama aynı anda hemen anlaşılan bir ikinci nokta da bu ilginin tamamen 'egosantrik' olması. Cumhurbaşkanı adaylarının Makedonya'ya ne kazandıracağı, ne kaybettireceği konusu belli ki Yunanistan'ı ilgilendirmiyor. Bu adayların Yunanistan'a karşı veya Yunanistan'ı doğrudan ilgilendiren konulara karşı tavırları her şeyi belirliyor. Falanca aday, 'Makedonya' adını kabul ettirmek için gerekli mücadele konusunda daha ılımlı ve sabırlı bir tutum takınmışsa, Yunanistan için Makedonya'nın en iyi cumhurbaşkanı odur.
Her şeye rağmen, Balkanlar hakkında bizden daha bilgisiz olanı yok, sanıyorum. Bunu ille de 'olumsuz' bir şey olarak söylemiyorum. Yukarıdaki örnekte anlatmaya çalıştığım gibi, Balkan üslubu bilgi edinmede ulusal bencilliğin payı çok büyük. Bizim bu konularda kendimize güvenimiz daha fazla; içimiz daha rahat olduğu için Makedonya'da hangi adayın başkan seçilmesinin Türkiye açısından daha yararlı olacağı sorusunu ıncık cıncık kurcalamıyoruz. Gene de, daha ilgili ve dolayısıyla daha bilgili olmak, kendi başına iyi bir şey.
Türkiye'nin basın kuruluşları, pek çok Balkan ülkesinde olanlardan kıyaslanamayacak kadar güçlüdür. Buna karşılık, Balkan ülkelerinde sürekli muhabir bulunduran gazete yok gibidir. Dolayısıyla komşuda ne olup bittiğini, bildiğimiz yabancı dile göre, Anglo-Sakson, Fransız ya da Alman basınından okuyup öğreniriz. Bu aslında bütün Balkan ülkelerinde büyük ölçüde böyle yürüyor. Ama dediğim gibi onların çoğunda böyle olmasının açıklaması mali vb. yetersizlik. Bizim böyle bir mazeretimiz yok. Oysa, bu ülkede oralarla bağını ve ilgisini hâlâ sürdüren onca yurttaş da var.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.