Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

7 Mart 2000

Festival rüyaları

Bir günde beş konsere giden müzik muhabiriniz yeniden karşınızda. Evet, böyle bir yoğunluk için festival beklemek zorundayız ama, dün iki ayrı konsere gidince kendimi eski mutlu günlere dönmüş gibi hissettim. Üstelik yanımda, festival arkadaşım ve rehberim, 'Blues Sisters' ve 'Jazzy Girls'ün has üyelerinden Hülya Tunçağ da vardı. İlk durağım, CRR'deki 'George Gruntz Concert Jazz Band' konseriydi. Hem grubu çok merak ediyordum, hem de 'özel konuk'larının hayranıyım. Burhan Öçal, en hayret verici performanslarıyla bile potansiyelinin sadece bir ksımını sergileyen büyük bir müzisyen. Konser öncesi heyecanı ve kaygısı da ayrıca yürek ısıtıyor. Yıllar önce CRR'de, utanılacak kadar az sayıda seyirci tarafından izlenen ilk konserinden beri onu izliyorum. Gruntz'un Big Band'i ise, geçmişi çok parlak, şimdi de imrenilecek bir kadroya sahip, ayrıca neşeli bir topluluk. İstanbul'dan sonra Ankara ve İzmir'le sürecek ve gene İstanbul'da, Babylon'da noktalanacak (9 Mart) bu küçük turne için Roche'a ne kadar teşekkür etsek yeridir.
Zaten Gruntz da sahneden teşekkür edip durdu.
Üstat piyanosunu çalmakla yetinmeyerek, gerek oturduğu yerden, gerek ayakta big band'ini de yönetiyor. Beste ve aranjmanları saymıyoruz. Ayrıca bir TV şahsiyeti kadar başarılı, çoğundan çok daha sevimli bir sunucu. Zaman zaman çizgi karakterleri bile andırdığı oluyor. Big Band ise, gerçekten de onun sunarken dediği kadar iyi. Samimi söylüyorum, sayılı konserlerden biri denebilecek bir caz konseri izledik. Bu konseri es geçen ve adlarına 'İstanbullu cazseverler' denen kerameti kendinden menkul topluluğa ise ne diyeceğimi bilemiyorum. Umarım, pazar günkü konsere gitmişlerdir de sonradan başlarını taşlara vurmazlar. Ankara ve İzmir full'ken, İstanbul'un niye zayıf kaldığını Pozitifçiler de anlamamış.
Neyse, konserin sonunda balıkçıya çırak girmiş kedi memnuniyeti ve tokluğuyla yerimizden kalktık, ama makul insanlar gibi evimize gitmedik ve bir önceki akşam kaçırdığımız, fevkalade övülen Fun-Da-Mental'ı yakalarız hevesiyle Babylon'a yollandık. Tabii derhal aklımıza geçen yaz gene böyle koşturup Threadgill'i tamamen kaçırdığımız o menhus gece geldi. Bu sefer Babylon'a vardığımızda (Hülya, ben ve rüzgâra kapılmış Mehmet Atak) İngiltere'deki Asyalılar cemaatinden yedi müzisyen (Aki Nawaz, Mush, Impi Dee, It's Not What You Think, Yash, Bobby, Ustad Nawazish Ali Khan) sahneye henüz çıkmıştı. Ne var ki Babylon'u halk basmıştı. Dolayısıyla dinlemek çok zor, görmek neredeyse imkânsızdı. Erken gidemediğimiz için erken çıktık. Buna rağmen politik hardcore hip-hop'larını biraz olsun dinledik, seyirciyle iletişimlerini kıyısından köşesinden gördük ya, kendimizi şanslı hissediyoruz. Umarız, bir daha sefere.
Gruntz-Öçal'ı kaçıranlara tavsiyemiz: 9 Mart'ta Babylon'a gidecekseniz, yolda sallanmayın.
Öçal adı, caddeye kadar kuyruklar yaratabiliyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.