Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

7 Mart 2000

Kızgın bir filozof

talkan@media.ankara.edu.tr
Sayın Demirel, Cumhurbaşkanı olmadan önce kavgacı ve hırçın bir insandı. Muhalefetse iktidarla, iktidarsa muhalefetle yaman bir kavgaya tutuşurdu. Çankaya'da oturan her kimse onu topa tutar, meşruluğunu sorgular, her şeyi kendi bakış açısından yorumlar, başka bakış açılarını aforoz ederdi.
Cumhurbaşkanı olunca şaşılacak biçimde değişti. Tonton bir kişiliğe büründü. Herkese olumlu nasihatlar eden, dünyayı geniş açılardan değerlendiren, görmüş geçirmiş, ununu eleyip eleğini duvara asmış bir (babadan da öte) 'dede' havasına giriverdi. Pek çok şeyi 'aşmış', artık hırslarının kurbanı olamayacak kadar olgunlaşıp bilgeleşmiş bir insan görünümüne büründü. Bu olumlu görünüş pek çok kişiyi etkiledi. Hatta basında ciddi ciddi, "Bu değişimler sonucu baba bir 'siyaset filozofu'na mı dönüştü acaba" tartışmaları bile başladı. (Resmi törenlerde ellerini pantolonunun cebine sokup durması, ona ayrı bir 'bohem' havası vererek filozofluk iddialarına güç katıyor.)
Birkaç gün önce, Sayın Demirel kabul ettiği heyetlerden birilerine 'Merak etmeyin çocuklar, ben bu işin içinde değilim. İçinde olsam, insanları analarından doğduğuna pişman ederim," deyinceye kadar bu 'filozofluk' imajı etkisini sürdürdü. Ama insanları 'anasından doğduğuna pişman etme' fiilini filozoflukla pek bağdaştıramayan kişilerin olduğunu belirtmemiz gerekir. "Böyle eli sopalı filozof da hiç görmemiştim," dedi geçenlerde bir tanıdığım.
Sayın Demirel'in sopasına davranması pek çok çevrede tedirginlik yaratmışa benziyor. Çiller Hanım, kötü bir düş görmüş insanların belagat tutukluğu içinde yineleyip duruyor: "Siyasette sular tersine akmazdır, sular tersine akmazdır, dırr..." Söylediklerini Türkçeye çevirecek olursak, "Ben koltuğumu Demirel'e kaptırmam," demek istiyor olmalı.
Gerçi siyasette neyin mümkün olup olamayacağını Demirel'e öğretecek en son kişi bu sarışın bayan olmalı, ama zararı yok, konuşuyor işte.
'Elm Sokağı' filmlerindeki kâbus sahnelerini andıran bir gerilim içinde insanlar birbirine soruyor: "Sayın Demirel kimi anasından doğduğuna pişman edecek acaba?" Herkes, siyasi rakiplerinin kurban seçileceğini ve pişman edileceğini düşünüyor gibi.
Bir DYP Genel Başkan Yardımcısı açıklama yapmış: "Demirel'in anasından doğduğuna pişman edeceği kişi, Mesut Yılmaz'dır." Yılmaz, cumhurbaşkanlığı seçiminde yan çizer gibi yaptı ya, "Demirel bunun hesabını mutlaka sorar," diyor DYP yetkilisi, "ANAP'ın ciğerini söker!"
İş gittikçe kanlı bir hal almaya başlıyor. Sadece Mesut Bey doğduğuna pişman olmakla kalmayacakmış, ANAP'ın da ciğerleri sökülecekmiş! Kurban Bayramı manzaraları şimdiden siyasete egemen olmaya başladı.
Doğrusunu isterseniz, Demirel 'dede' gibi tonton bir filozof hüviyeti kazanmış birinin ne parti ciğeri sökeceğini, ne de insanları analarından doğduğuna pişman edeceğini sanıyorum. Bunlar boşuna korkulardır... En azından şimdilik!
Bu arada sokaktaki vatandaşların bu konuda ne düşündüğünü merak edip mikrofonu uzattım. "Aman abi," dediler, "biz zaten anamızdan doğduğumuza bin pişmanız. Bunun için Sayın Demirel'e hiç gerek yok."
Merak etmeyin, Sayın Demirel tekrar cumhurbaşkanı seçilince eski tonton haline dönecektir. Seçilemezse ne mi olur? Dün dündür...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.