Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

7 Mart 2000

Balkanlar ve medya

Geçen hafta sonu, 'Balkanlar, Politika ve Medya' başlıklı bir konferansa katılmak için, Türkiye'den altı kişilik bir grupla Üsküp'teydik. Başlıktan da anlaşılabileceği gibi, Balkanlardaki 'ulusal' ve 'uluslararası' sorunların medya gözüyle nasıl görüldüğü ve görülmesi gerektiği, toplantının eksenini oluşturdu.
Tabii, Balkanlar'da, 90'lı yıllar boyunca ard arda patlayan sorunların, şimdiki halde, en sonuncusu sayılabilecek olan Kosova sorununun Balkan medyasınca nasıl ele alındığı, bu konudaki 'doğrular' ve 'yanlışlar' uzun boylu tartışıldı. Hatta, konferansın öteki tartışma konularında dahi, Kosova sorununun etkisini görmek mümkündü.
Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Türkiye, Yugoslavya (Sırbistan) ve Yunanistan arasında, zaten büyük ölçüde basın ve üniversite mensupları eliyle yürütülen bir basın projesi var: Balkan Neighbours (Balkan Komşuları). Bu proje, 1994 yılından beri, yürütülüyor ve bu ülkelerdeki basında yer alan haber ve yorumlar gözden geçirilerek, sonuçları, 'Balkan Neighbours' dergisinde, dönemsel olarak yayımlanıyor.
Balkan ülkelerinin, basın aracılığıyla birbirlerine nasıl baktıklarını göstermeye çalışmak, bu projenin özünü oluşturuyor. Üsküp'teki toplantı da, bu projeyi yürüten ekip ile onlarla işbirliği içinde olan farklı çevrelerden kişilerin katkısı ile gerçekleştirildi.
Ülkelerin, basınları aracılığıyla birbirleriyle savaşmaları, Yugoslavya'nın çözülmesi ve bunun bastırılması konusunda karşılaşılan kanlı tabloda da kendini göstermişti. Bu savaşın, 'gerçek' bir savaş olduğunu gözümüze sokan örnekler de oldu. Çok uzağa gitmeyelim, Bosna Hersek'teki savaş sürerken, Türkiye'den bir gazetecinin de, doğru veya yanlış olması önemli değil, "Sonunda, bir Sırp vurdum!" diye ortaya çıkması ve kendi gazetesinde birinci sayfada boy gösterebilmesi, herhalde hatırlardadır.
Veya Balkan sorunlarından söz ederken kullanılan klişeler de, bu bölge ülkelerinde hiç yabancımız değil. Örneğin bir grubun genellikle ve kolaylıkla cahil, eğitimsiz, geri ya da vahşi olarak gösterilebilmesi; olayların gerçekleşme nedenleri konusunda, bir uyuşmazlığın tüm taraflarının değil, birinin görüşüne ağırlık verilmesi; bir çatışmada veya gerginlikte, tarafların ne yaptıklarından çok, ne olduklarına göre bir değerlendirme yapılıp, 'haber'in böyle bir çatı içinde sunulması gibi ve daha birçok biçimde bu tutumun sürdürülüp durması.
Aslında, bir haberin böyle bir anlayışla kurgulanmasının, basın alanındaki meslek ilkeleri açısından ne kadar isabetli olduğu, zaten başlı başına bir sorun. Öte yandan, basın özgürlüğünün ya da daha kapsayıcı bir tanımla, ifade özgürlüğünün, gerçek anlamda bir 'özgürlük' olmadığı ülkelerde bu sorunun katmerlendiği de bir gerçek.
Batı'nın önde gelen uluslararası basın kuruluşlarının tutumu da, çok katı ve vurgulayıcı olmasa da, çoğu zaman aynı mecrayı besleyebiliyor; bu, genellikle satır aralarında ve kaleme alınış tarzından çıkarabileceğiniz bir biçimde de olsa. Bu uluslararası medyanın ulusal medya üzerinde belirleyici olabilen etkisi, zaman zaman, bir kural ve uygulama bağı biçiminde, adeta normatif bir değerlendirmenin yapılması gibi, bir anlam da kazanabiliyor.
Balkan Neighbours benzeri oluşumların etkisi, sadece basın alanındaki meslek ilkelerinin hassasiyetle uygulanması bakımından değil; bu sayede bir bunalımın önlenmesine çalışılması, bir gerginliğin yatıştırılması, bir çatışmanın çözümüne katkıda bulunulması gibi, pozitif bir enerji sağlama işlevi bakımından da geçerli.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.