Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

17 Mart 2000

Birader ateşin var mı?

Dünyanın en ünlü yapışık kardeşleri, Çang ve Eng'in yaşam öyküsü bugün bile tartışılıyor. Siyamlı biraderler, 200 yıl önce zıt karakterleri, eşleri ve çocuklarıyla birlikte tüm dünyayı şaşkına çevirmişti
Haber ResmiHızır TÜZEL
İSTANBUL - Şu sıralarda sinemalarda gösterilen 'Genç Kız ve Kral' filminin geçtiği egzotik ülke Siyam, (Yeni ismi Tayvan) kedileri ve yapışık ikizleriyle ünlüdür. Günümüzde, dünyadaki tüm yapışık ikizlere 'Siyam ikizleri' denmesinin nedeniyse eskilere dayanıyor.
Bugün, bütün yapışık ikizlerin isim babalığını yapan ve ünlü yazar Mark Twain'in bir kitabına konu olan orijinal Siyam ikizleri Çang ve Eng 1811 yılında Bankong yakınlarındaki Meklong köyünde birbirine yapışık olarak doğdu. İki beden, bir et parçasıyla birbirine yapışmıştı sanki. Gövdeler yapışık, bacaklar ayrıydı. Bu farklılık onların bebeklik ve çocukluk dönemlerinde zor günler geçirmelerine neden oldu. Zamanın Siyam Kralı Rama, bunu duyunca 'uğursuzluktur' diye onların öldürülmelerini emretti, ama bu, araya giren yetkililerin kralı ikna etmeleriyle gerçekleşmedi. İki kardeş birlikte yolculuk yaptıkları zaman tek kişilik bilet alırlardı. Çang bir yolculuk sırasında biriyle kavga edince ikizler hâkim karşısına çıktı. Hâkim, Çang'in tutuklanmasına karar verdi. Ama hâkim daha sonra bunun Eng'e haksızlık olduğunu düşünerek, kararından caydı ve ikizleri serbest bıraktı.
Çang ve Eng'in davranışları diğer çocuklardan farklıydı. Bu sadece bedensel bir farklılık değildi. Kuvvetli ve yerinde duramayan enerjik çocuklardı. Koşuyor, zıplıyor, yüzüyor, sandala binip, kürek çekiyorlardı. En favori oyunları ise yüksek bir tepeye çıkarak birbirlerine sarılıp aşağı yuvarlanmaktı. Bu egzersiz aralarındaki bağlantının biraz esnemesini ve ikisinin ayakta yan yana durabilmesini sağlamıştı.

İkizler anlaşamıyor
Bizimkiler on üç yaşına geldiklerinde yapışık bedenlerini büyük uyum içinde hareket ettirebiliyorlardı ama kişilik farklılıkları iyiden iyiye ortaya çıkmıştı artık. Çang, parlak bir zekâya sahipti fakat biraz depresif bir kişiliği vardı. Eng ise daha uysaldı, kardeşinin isteklerine çaresiz boyun eğiyordu. Anne Nok dışındaki tüm ailenin bir kolera salgınında ölmesiyle bizimkiler, balıkçılık işine girip, kısa sürede zengin oldular. Artık kısmetleri açılmıştı, Siyam Kralı III. Rama onları saraya davet etti, ömür boyu geçinebilecekleri kadar para ve hediye verdi. Ama ikizlerin girişimci ruhu ağır bastı. İskoçlu bir tüccar olan Robert Hunter, onları dünyaya tanıtmaya karar verdi. Kralı zorla ikna ederek onları Amerika'ya götürdü.
Çang ve Eng, Boston'a ayak basar basmaz tüm ülkenin ilgisini çekti. İki yıl boyunca tiyatro, konser salonları ve sirklerde gösteriler yaptılar. Bir süre sonra da artık, 'Siyamlı İkizler' olarak tüm dünyada tanındılar. Mali durumları çok iyiydi, bu arada edebiyat ve şiirle de ilgileniyor, entelektüel davetlere katılıyorlardı. Gösteri işini bırakıp Kuzey Carolina'ya yerleşip vatandaşlık hakkı aldılar. Soyadları 'Bunker' oldu. Tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya başlamışlardı. Marangozluk ve binicilikte o kadar ustaydılar ki, kimse onlarla yarışamıyordu. Boş zamanlarında birbirleriyle satranç oynuyor, Amerikalılar gibi tütün çiğniyorlardı. Bu arada aşk kapıyı çaldı.

Zorunlu grup seks!
Tuhaf ve muhteşem ikili, komşu kızları olan Adelaide ve Sarah isimli kız kardeşlere abayı yakmış, evlenmek istiyorlardı. Kızların ailesi buna şiddetle karşı çıkmasına rağmen, 1843 yılında evlendiler. Ve
o gece dört kişilik bir yatakta gerdeğe girdiler. Bir yıl dolmadan her iki kadın da hamile kaldı. Çang ve Eng yılların getirdiği birliktelik ve uyumu yatakta eşleriyle o kadar başarılı sürdürdüler ki, yirmi yıl
içinde Çang'ın 10, Eng'in ise 11 çocuğu oldu. Daha büyük bir eve taşınmalarına rağmen kalabalık aile bireyleri arasında huzursuzluklar baş gösterdi. Adelaide ve Sarah birbirine küstü. Bir süre sonra da Çang ve Eng'in arası da açıldı, tabii yalnızca manevi açıdan. Adelaide, çocuklarını da alarak başka bir eve taşındı. Bizimkiler haftanın üç günü bir evde, diğer günler öbür evde yaşamaya başladı. Fakat tüm bunlar ikizleri kötü etkiliyordu. Çang sorunlarını içki kadehleriyle çözmeye çalışırken, Eng ise kendini kumara vermişti. Fakat bu kötü alışkanlıkları bedensel olarak birbirlerini etkilemiyordu. Paralar suyunu çekince ikizler bu kez aile fertleriyle birlikte turnelere çıkmaya başladı. İç savaş yüzünden iyice sarsılan ikizler İngiltere ve Rusya'ya gitti. Ama bir süre sonra Avrupa'da başlayan savaş yüzünden Amerika'ya geri dönmek zorunda kaldılar.

Çang hastalanınca
Amerika'ya dönüşlerinde Çang felç oldu. Sağ yanı hiç tutmayan Çang, yatalak olunca Eng de çaresiz, ona eşlik etti. Çang giderek kötülüyordu. Önce kalp krizi geçirdi arkasından bronşit oldu. 1874 yılında Eng, bir gece uyandığında kardeşinin nefes almadığını gördü. Çocukları amcalarının öldüğünü gördüler ve hemen doktor getirmeye gittiler. Eng ise panikteydi, ne yapacağını bilemiyordu. Son sözleri "Ben de gidiyorum" oldu... Doktor raporuna Eng'in korkudan öldüğü yazıldı.
Yapılan otopside kardeşlerin karın zarıyla birbirine bağlı olduğu ve karaciğerlerinin birbirine yapışık olduğu görüldü. Bu da, yaşarlarken ameliyatla ayrılmalarının tıbben imkânsız olduğunu gösteriyordu.
Kaynak Cumhuriyet Dergi 1998/652 Sunay Akın: 'ayçöreği ve denizyıldızı'


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.