Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

17 Mart 2000

Turist olarak Türkler

haluks@kanald.com.tr
Hürriyet gazetesinin Pazar Eki'nde Tuluhan Tekelioğlu
35 yıllık turizmci Süha Alnıtemiz'e soruyor:
"Biz (Türkler) hangi tür tatilden hoşlanırız?"
"Türk insanı tembel tatilcidir. Bir hafta otele gidip, yiyip, içip, denize girip, güneşlenmek (ister)..."
'Tembel' nitelemesine, onun ayrılmaz parçası sayılabilecek bir sıfatı ekleyebiliriz: Meraksız. Hele tarih ve kültür konularında iliğine kadar meraksız. ('Shopping'e ise iflah olmaz ölçülerde meraklı.)
Bir süre önce Rodos'ta Türkiye'den sekiz on aileden oluşan bir turist grubuyla adanın en önemli tarihsel harabesine gittiğimizde, ailelerden yedisi kaleye tırmanıp o müthiş manzarayı görmek ve geçmiş hakkında birkaç şey öğrenmektense, aşağıda kalıp ucuz turistik dükkânlara bakmayı tercih etmişti.
Şöyle itirazlar duyduğumu hatırlıyorum:
"Aman, birkaç taş parçası için o kadar merdiven tepilir mi?"
"Bizde harabenin âlâsı var..."
"Geçen yıl Mavi Yolculuk'ta harabe göre göre ööö diyesim geldi..."
Müze, ören yeri, tarihsel kalıntı, kütüphane, konser salonu bizim tatilcilerimizin büyük çoğunluğunun 'uğranılmayacak yerler' listelerinin başında yer alır.
Zaten Turizmci Alnıtemiz de, yeni turistlerimizin 'yöre değil tesis' seçtiğini söylüyor. Gidilen yer önemli değil, tesisin kaç yıldızlı olduğu önemli...
Kültürel merak konusunda özellikle Alman turistler bizimkilerin tam tersi sayılabilirler. Onlar gidecekleri yeri aylar öncesinden seçip, hazırlanmaya başlarlar. Turistik kitaplar alınır, ders gibi çalışılır... Alman turist önemli bir turizm noktasına hazırlıksız gelirse verdiği parayı israf ettiği duygusuna kapılır.
Hazırlıksız gidildiği takdirde gerçekten tüm harabeler birbirine benzer. Anlamsız taş yığınları durur karşınızda. Gittiğiniz yer Truva dahi olsa...
Ama o yerin tarihini biliyorsanız, oraya birkaç kitap okuyarak gelmişseniz, birden o taşların canlandığını, havada sesler uçuşmaya başladığını hissedersiniz. İçiniz yüreğinizi çatlatacak bir heyecanla dolar. Başka bir boyuta geçmenin hazzını yaşarsınız.
Uzun yolculuklara katlanarak tatile gitmenin asıl amacı, biraz da böyle boyut değiştirmek olmamalı mıdır?
Turist olarak Türk insanı meraksız olduğu kadar taklikçidir. Modalara, akımlara çok önem verir. Uludağ gözdeyken oradadır; Club Med moda olunca oraya koşar, o biraz eskiyince Kemer'in yolunu tutar. Aniden üşüşüp aniden terk alışkanlıkları yüzünden, çekirge sürülerine benzetilmesi yanlış olmayacaktır.
Kurban Bayramı tatili dolayısıyla bu yazıyı turistik yerlerde okuyanlar: çevrenize bakın ve söyleyin, haksız mıyım?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.