Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

17 Mart 2000

Siyaset sıkıcı olmak zorunda mıdır?

ismet.berkan@radikal.com.tr
Gündemdeki bayram rehavetini fırsat bilip bugün kişisel bir sorunumu sizinle tartışmak, daha doğrusu cevabını bulamadığım bir soruyu yüksek sesle sormak istiyorum.
Ankara'da gazeteciyseniz, işiniz gücünüz siyasettir. Yeterince uzun süre siyasetle uğraşırsanız, bu sefer hayatta neredeyse başka hiçbir şeyle uğraşamaz hale geldiğinizi fark edersiniz.
Bendeniz, Ankara'ya taşınmazdan önce tahminime göre bugünkünden daha az sıkıcı bir insandım. Gerçi o zamanlar da siyaseti yakından takip etmek, olmadık detayları izlemek, siyaseti izleyen köşe yazarlarından keyif almak gibi nispeten 'sapık' bazı eğilimlerim yok değildi ama yine de bugünkünden hayli farklıydım.
Hiç değilse siyasetle ilgisi olmayan konulara da kafa yorardım. Popüler bilimle de, edebiyatla da, ABD'deki TV dizileriyle de, sinemayla da yakından ilgiliydim. Dergileri daha çok okurdum. Hiç siyaset konuşmadan günler geçirdiğim olurdu.
Sonra maalesef Ankara günleri başladı. Şu sıralar dördüncü zafer yılımı tamamlamaya koşar adım ilerliyorum, 1 yıllığına geldiğim Ankara'da.
İlk zamanlar çok şikâyetçiydim Ankara'dan. Şikâyetlerimi bu köşeye de yansıttım. Esas olarak Ankara'da 'fakirleştiğim' hissine sahiptim. Yani artık siyasetten başka hiçbir şeyle ilgilenemez olmuştum. Şehirde de en azından benim etrafımda diğer konularla ilgilenen kimse yoktu. Geyik muhabbeti bile yapamıyordum. Daha doğrusu yapabildiğim yegâne geyik siyasetti.
Başta da söyledim, siyasetten nefret etmiyorum. Hatta onu çok ilginç ve önemli buluyorum. Uzunca bir zamandan beri de siyasetten nefret eden insanlara onun önemini anlatmaya çalışıyorum, 'Siyaset her zaman sıkıcı olmak zorunda değildir' diyorum.
Ama kimse beni dinlemedi. Hâlâ daha da dinlemiyorlar. Geçenlerde, İstanbul'dan bir arkadaşımı Ankara'da, üstelik Çankaya Köşkü'nde bir resmi davete götürdüm biraz da sürükleyerek. Sanıyordum ki, Cumhurbaşkanı'nı, Başbakan'ı, memleketi yöneten öteki zevatı görmek, onlarla aynı salonda bulunmak hoşuna gidebilir. Ama yanılmışım.
Kimseyi Ankara'nın ve siyasetin sıkıcı bir şey olmadığına ikna edemiyordum etrafımda.
Hatta ben çabaladıkça onlar da benden işkillenmeye başlamışlardı artık. Geçenlerde bir başka arkadaşım, "Sen de artık iyice Ankaralı oldun" dedi. Bana daha ağır bir şey söyleyemeyeceğini biliyordu. Yıkıldım.
Yani pek çok arkadaşıma göre ben de en az Ankara ve siyaset kadar sıkıcıyım. Ama ben hâlâ iddia ediyorum: Siyaset sıkıcı olmak zorunda değildir, diye...
Çok mu umutsuz vakayım sizce?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.