Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

24 Mart 2000

Futbol günleri

haluks@kanald.com.tr
Futbolun bir gündem maddesi olarak siyasetin önüne geçtiği bir dönem yaşıyoruz. Galatasaray'ın Avrupa'daki başarıları, hafta sonu oynanacak olan Fenerbahçe - Galatasaray maçı, Beşiktaş'taki yeni yönetim arayışı... Bu fırtına UEFA finalleri ve Avrupa Futbol Şampiyonası'yla daha da şiddetlenecek.
Sıradan yurttaşlar, özellikle erkekler, 5-2-3 ve 4-2-4 gibi rakamlarla 5+5 ve 312 rakamlarıyla ilgilendiklerinden daha fazla ilgileniyorlar. Birçoklarını, Daum'un FB'de daim olup olmayacağı, Gül'ün FP'de kaim olup olmayacağından daha fazla ilgilendiriyor.
Beşiktaş kendi Süleyman sorununu çözdü, gençlere meydan açtı, Ankara ise kendi Süleyman sorunu çözmekte hâlâ zorlanıyor. 'Onursal Başkan'lık formülünün bizim Beşiktaş gibi Ankara için de geçerli olabileceğini yazmıştım, aldıran olmadı!
Şu dönemde futbola gösterilen 'hiper' ilgiye ilişkin farklı yorumlar yapılabilir. Siyasetin 'nihayet bir oyun' olan futbolun arkasına düşmesini toplumsal bir sağlıksızlık işareti sayanlar çıkabilir. Ama, sağlıklılık işareti sayanlar da çıkabilir. Türkiye siyasetin 'hiper' ilgi alanı olduğu dönemlerdeki kutuplaşmalardan çok çekti. Umarız, futbola gösterilen hiper ilgi aynı derecede ağır sonuçlar doğurmaz.
*   *   *

Siyaset ve futbol gazetelerin birinci sayfalarında karşılıklı maçlar oynayadursunlar, toplumun asıl gündemi ise aynı tekdüzelikte sürüp gidiyor. Bu gündem çok sıkıcı o iki kelimeyle ifade ediliyor hâlâ: hayat pahalılığı ve işsizlik. Vatandaş enflasyonun düşeceğiyle ilgili çok şeyler işitti ama henüz hayatına yansıyan bir şey olmadı. Tam tersine fiyatlar hızla yükselmeye devam ediyor. İşsizlik deseniz kasıp kavuruyor. Her taraf iş arayan genç insanlarla dolu...
Yargı mensuplarının maddi sıkıntılarıyla ilgili haklı şikâyetleri, eğitime yapılan yatırımların cılızlığı, SSK hastanelerindeki perişanlık, trafik başıbozukluğunun sürüp gitmesi insan hakları ihlalleri, polisin vatandaşa güven vermemesi gibi 'asal' konular medyada futbol kadar ilgi görmüyor. Onlar da haklı bir bakıma, 'Kaç kez verdik, sıktı artık' diyebiliyorlar. Evet, sıktı, ama değişmedi.
Futbol ise sıkmıyor. Değişiyor. Süresi, kuralları belli. Her şey hızla olup bitiyor. Hayatın belirsizliklerine inat, skorlar son derece net. Daha az yalan kaldırıyor. Kırmızı kart yiyen futbolcu sahayı terk ediyor. Terk etmiş gibi yapıp öbür uçtan sahaya geri dönmüyor. Kahramanlar ve hainler açıkça belli. Seyirci karşı takım ve hakemle ilgili görüşünü 312. maddeden korkmadan söyleyebiliyor!
Netliğe güncel bir örnek: Türkiye'nin Avrupa Topluluğu'na ne zaman gireceği hiç ama hiç belli değil, Galatasaray'ın Avrupa şampiyonluğuna ise iki maç kaldı. (Dikkat, bu yazı Mallorca maçı oynanmadan yazılıyor.)
Çeşitli bulanıklar arasında hayatlarına anlam arayan insanlar bu netlikten hoşlanıyorlar. Gündelik yaşamın ve siyasetin bulanıklığı içinde, bir serap için de olsa, net sevinçler ve üzüntüler yaşamak iyi geliyor.
Çağımız insanı için futbol günleri kolayca biteceğe benzemiyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.