![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
|
24 Mart 2000 'Mantıksız bolluk' mood99@bnet.net.tr1920'li yıllarda Boston'da faaliyet gösteren Charles Ponzi, 10.000'i aşkın yatırımcıdan 9.5 milyon dolar toplamayı başaran ve kendi adıyla anılan 'Ponzi Planı'nın da mucididir. Ponzi Planı, değerlendirmesi veya ölçmesi zor olan cazip bir kâr fırsatının öne sürülmesiyle çalışmaya başlıyor. Tarihi Ponzi örneğinde uluslararası posta sisteminin incelikleri, geçtiğimiz yıllarda gündeme gelen çeşitli Afrika ülkeleri ve Arnavutluk örneklerinde ise 'karapara aklama' çerçeve faaliyeti oluşturuyor. Ülkemizdeki 'Titan' benzeri uygulamalarda ise, 'çerçeveye gerek duyulmadan' direkt konuya geçilebiliyor! Sistemin ikinci aşaması ise kamuoyunun dikkatini çekebilecek bir grup 'yatırımcının' parasını içeri almak üzere gereken tanıtımı yapmak. İlk grubun 'yatırımlarının' karşılığını ödeyecek tercihen daha kalabalık ikinci bir grup yatırımcının da bulunmasıyla 'Ponzi Planı' mükemmel şekilde çalışmaya başlamakta: Ta ki 'yatırımcılar' tükenene kadar! Ülkemizin gündeminden de çeşitli örneklerle hiçbir zaman düşmeyen benzeri 'dolapları', bugün tekrar hatırlatmamızın sebebi ise biraz farklı. Robert Shiller, yeni çıkan kitabı 'Mantıksız Bolluk'da (Irrational Exuberance) dünyada teknoloji ve internet alanında yaşananları 'Ponzisiz bir Ponzi Planına' benzetmiş. Yerli yatırımcılarımızın dahi köşe bucak 'teknolojiinternet şirketi' aradıklarına şahit oluyoruz. Sırf bu yüzden yurtdışında hisse senedi alanların olduğunu bile gözlemledik. Bu talebin sonucunda, günümüzde teknoloji üretmek adına kurulan binlerce şirket, ne konuda faaliyet göstereceğini kendisi dahi bilmeden, yatırımcılardan milyonlarca dolar kaynak yaratabiliyor. Elde edilen kaynaklar ise yeni teknolojik yatırımlara, şirketin büyümesine ve küçük şirketlerin satın alınmasına harcanıyor. Uzun vadede kâr beklentisinin büyük olması, kısa vadedeki zararların veya düşük karların göz ardı edilmesini sağlayarak, hisse senedi fiyatını yükseltirken, şirkete 'temelden' yatırım yapanların keyfini, dışarıda kalanların da iştahını arttırıyor. Radikal'den Erol Emed'in verdiği Netj.com örneği hâlâ hafızamızdan silinmedi. Yılbaşından bu yana değeri yüzde 200'ün üzerinde artan şirketin broşüründe 'faaliyet göstereceği alanı aramakta olduğu' yazılı imiş. Ya da 20 kişilik şirketi ile tüketicilerin web sitelerinden memnuniyetini ölçmeyi amaçlayan Amerikalı Pattie Maes'in 1 haftada 2 milyon doların üzerinde risk sermayesi toplaması yeterince çarpıcı değil mi? Kısacası Shiller'in kitabında yer verdiği 'mantık silsilesi' kolayca bir kenara atılamayacak kadar gerçekçi. Dünyanın en önemli yatırımcılarından Amerikalı Warren Buffet yıllardır teknoloji hisselerine yatırım yapmıyor ve bundan sonra da yapmayacağını belirtiyor. Buffet, Shiller'den farklı olarak yeni teknolojilerin getireceği ürün ve hizmetlerin geleceğimizi şekillendireceğine olan inancının altını çizmekle birlikte, bu kadar hızlı değişen bir sektörde uzun vadeli yatırım yapılabilecek 'kalıcı rekabet avantajına' sahip kurumları tespit etmenin kendisi için mümkün olmadığını belirtiyor. Buffet, yatırım felsefesine aykırı olarak da bu şirketler ve faaliyetleri hakkında hiçbir zaman 'yeterli' bilgiye sahip olmadığını ve bunu daha fazla çalışmayla aşabileceği bir problem olarak görmediğini eklemiş. Sanıyoruz Shiller ve Buffet'in birleştikleri nokta sadece 'tünelin ucundaki ışığa' bakarak yatırım kararı almanın ve yaklaştıkça da sevinç naraları atmanın sağlıklı olmadığı. Zira 'tünelin ucundaki ışık' üzerinize doğru son hızla gelen trenin ışığı da olabilir... mood99@bnet.net.tr
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|