Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

24 Mart 2000

Sponsorluğu bilmiyoruz

Spor dünyasının son dönemde vazgeçilmezi olan sponsorluk olgusu, ülkemizde henüz uluslararası standartların çok altında seyrediyor. Bu konuda her iki cephede acemilik yaşanıyor. Spor organizatörleri (Federasyon, kulüp ya da özel girişimciler olabilmekte) sponsorlarına dürüst yaklaşmıyorlar, destekçilik yatırımlarının kısa vadede getirilerini abartıyor, ya da çarpıtıyorlar. Böylece, henüz sistemin ilk dişlisi harekete geçirilirken, yaşanan hayal kırıklıkları işleyişi çekişten düşürüyor.
Uzun vadeli işbirliği ruhu örseleniyor, hevesler ufalanıyor, ilk birkaç etaptan sonra havlu atılıyor. Spor düzenlemecilerinin teklif götürdükleri firmalara yaklaşımlarında, sponsorluğu karşılıksız bir finans ya da hizmet desteği olarak görmeleri ne kadar hatalıysa, firmaların da olayı reklam harcaması olarak değerlendirmeleri de o denli yanlış. Sponsorluk nasıl ki bir yardım olayı değilse, asla bir reklam yatırımı da değildir. Reklam kampanyalarında, harcanan paranın kısa sürede geri dönüşü gerçekleşebilirken, sponsorluğun dönüşümü uzun vadede oluyor ve bire bir parasal değer olarak izlenemiyor. AB ülkelerinde, spor çevrelerinin başlıca tartışma konularından biri olan "Sporda marketing" olayı ülkemizde hiç masaya yatırılmıyor. Bu yönde çabalar girişimcilerin inisiyatiflerine terk edilip, firmalara vergi muafiyeti gibi yasal özendiriciler de devreye sokulamayınca sistem tıkanıyor. Ulusal sponsorluk iflas ediyor, çağdaşımız ülkeler arkasına aldığı bu rüzgarla hız kazanırken, sporumuz bu büyük itici gücü ıskalamanın talihsizliği ile tık nefes kalıyor.
ABD'de yapılan bir araştırma, spor, sanat ya da kültürel etkinliklerdeki belli sponsorluk olayında uzun soluklu olmayı başaran firmaların, söz konusu faaliyeti isim kuşatmasına aldıklarını ve imajlarını güçlendirdiklerini ortaya koydu. Yine aynı araştırma, özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, firmaların sponsorluğunu koruma eğilimlerinin müşterilerindeki güven duygusunu beslediğini de belirliyor.
Olimpiyatlarla birlikte evrenimizin en büyük sportif düzenlemesi olan Futbol Dünya Kupaları'nda "Coca-Cola, Gilette, Fuji, Canon, McDonalds" gibi firmaların FIFA ile uzun yıllara dayanan işbirliği, sponsorluk olayına örnek olarak gösteriliyor. Bizde de, yakın geçmişte yapılan bir araştırmada, "Efes Pilsen ve Dardanel"in, sektörlerinde belleklerde en çok yaşayan markası olduğunun belirlenmesi, sponsorlukta istikrarın önemini ortaya koyuyor. Özetle, maymun iştahlılığın, karabatak gibi bir görünüp bir kaybolmanın sponsorluk sisteminde yeri yok. Sponsorluktan uzun vadede bir fayda sağlamak için, kararlı, kalıcı, güven verici davranışlar sergilenmek zorunda. Çünkü, istikrar kazandırıyor...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.