Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

24 Mart 2000

Conan, Tarkan'ı yenince

talkan@media.ankara.edu.tr
MHP' li milletvekili Mesut Türker kalbine yenik düşüp öldü. Allah rahmet eylesin. Ölümünden önce yaptığı konuşma ilgimi çekti. Televizyonun ulusal değerlerimizi nasıl yıprattığına ilişkin örnekler vermiş.
"Çocuklarımız, Dadaloğlu'nu bilmiyorlar ama, Zeyna'yı çok iyi öğreniyorlar," demiş. "Ballıbey'den haberleri yok ama. Robin Hood'un tüm hayatını ezberlemişler. Ulubatlı Hasan ve Kürşat'tan habersizler, Conan'ı tanıyorlar."
Bunu okuyunca beni bir ateş bastı, sormayın. Şu 'Ballıbey'i ben de tanımıyorum. Sayın milletvekillimiz çocuklarımızın bilmesi gerektiğini söylediğine göre, önemli bir zat olmalı. Çevremdeki arkadaşlara sordum, onlar da bilmiyorlar. "Aman," dediler, "sakın bunu yazma, sonra rezil oluruz."
Ballıbey'i tanımıyorum ama, listedeki isimlerden Dadaloğlu'nu tanırım. Ne de olsa ikimiz de Çukurovalıyız, serde hemşerilik var. Var da, bu Dadaloğlu dediğin adamın sağı solu belli değil ki. Bakın ne demiş: "Belimizde kılıcımız kirmani, / Taşı deler mızrağımız temreni; Hakkımızda devlet etmiş fermanı, / Ferman padişahın, dağlar bizimdir." Deniz Gezmiş olsa daha iyisini söyleyemezdi.
Yani günümüzde olsa Dadaloğlu 312'den mi, 159'dan mı, bir şeyden içeri tıkılırdı. Bununla da kalmıyor, Osmanlı'yı küçük düşürecek beyanatta bulunuyor: "Yedi iklim dört köşeyi dolandım, / Meğer dünya her tarafta bir imiş; / Ben dünyayı Al' Osman'ın sanırdım, / Meğer dünya dört sultanlık yer imiş."
Adamın şakası filan yok: "Aşağıdan iskân evi gelince, / Sararıp da gül benzimiz solunca, / Malım mülküm seyfi gözlüm kalınca, / Kaypak Osmanlılar size aman mı? / Aşağıdan iskan evi geliyor, / Bezirgânlar koç yiğide gülüyor, / Kitabın dediği günler oluyor, / Bre Osmanlılar, size aman mı? / Aşağıda akça çığın ötünce, / Katar başı mayaların sökünce, / Şahtan ferman Türkmen ili göçünce, / Daha da hey Osmanlı'ya aman mı?"
Adam zamanının Yılmaz Güney'i veya Yaşar Kemal'i imiş. Sorarım size, çocukların Conan'ı veya Zeyna'yı öğrenmeleri mi daha belalı iştir, yoksa Dadaloğlu'nu öğrenmeleri mi?
Ayrıca biz de kendi Conanlarımızı, Zeynalarımızı yaratmak için az uğraşmadık. Karaoğlan'ın ve Tarkan'ın maceraları, zalim Bizans tekfurlarının acınacak görüntüleri, Cüney Arkın'ın akıl almaz başarıları hâlâ televizyon ekranlarını süsleyip duruyor.
Ama gelin görün ki çocuklar Conan'ı, Zeyna'yı, Robin Hood'u tercih ediyorlar. Yalnız bizde değil, bütün dünyada aynı durum var. Küreselleşmenin ve kültür emparyalizminin yeni oyunu olarak da bakabilirsiniz bu duruma; tekniğin, teknolojinin ve sanattaki başarının bir sonucu olarak da. Fakat, durum ortada. Conan, Tarkan'ı yeniyor işte. Bu durumu düzeltmenin yolu da, ne Meclis kürsüsünden yakınmaktır, ne de yeni yasaklarla işi içinden çıkılmaz hale getirmektir. Sayın Türker bir bakıma haklıydı, bizim de anlatacak masallarımız, destanlarımız, kahramanlıklarımız var. Ama bunları anlatma becerisini gösteremiyorsak, daha iyi anlatanları suçlamanın bir anlamı yok ki. Yapmamız gereken şey, aynı kulvarda daha hızlı koşmayı öğrenmektir.
Başka yolu yok.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.