Error processing SSI file

25 Mart 2000

'Abi, beni şair yap!'

Unkapanı'ndaki kasetçiler çarşısına hâlâ Türkiye'nin dört bir yanından ünlü olma hayali kuran insanlar geliyor. Ama 'yeni gelenler' şarkıcı değil şarkı sözü yazarı olmak istiyor...
Haber ResmiTİMUR SOYKAN
İSTANBUL - Eskiden kaset çıkartmak ve şöhret olmak hayaliyle Türkiye'nin dört bir yanından insanlar gelirdi Unkapanı'ndaki kasetçiler çarşısına. Artık müzik şirketlerinin kapılarına 'şarkı sözü yazarı' olmak isteyenler dayanıyor. Türkiye'nin dört bir yanından gelip İMÇ'nin kapısına dayanan 'arabesk şairler'in arasında evden kaçan kızlar, köyündeki eşeğini satıp İstanbul'a geliş parası yapanlar, devlet memurları, çarşaflı kadınlar var. Gerçi çoğunluğu tek bir şiir kitabı bile okumamış. Ama Müslüm Gürses'in, Orhan Gencebay'ın şarkılarının sözlerini ezbere biliyorlar.
Şarkıcı posterleriyle süslü yüzlerce müzik şirketinin bulunduğu İMÇ 6. blokun terasında küçük demirden bir kulübe; 'koskoca' İbrahim Tatlıses'e, Orhan Gencebay'a şarkı sözü yazanların zengin olmadığını bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Bu küçük kulübe, ömürlerini şarkı sözü yazarlığına adayan iki adamın başarısının ve 25 yıllık emeğinin simgesi. Burada ne kaset dolduruluyor, ne de satılıyor. Burada şarkı sözü yazılıyor. Binlerce şarkıya söz yazan Ali Tekintüre ve Vural Şahin'in mekânında sadece şarkı sözü yazılıyor!

Unutulan şiirler...
Ali Tekintüre, ilkokul mezunu. Askere gitmeden önce şiirler yazar gazetelere gönderirmiş. Hiçbirinin yayınlanmadığını sanıyormuş. 1973 yılında askerdeyken bir arkadaşı, kendisine daha önce okuduğu şiiri, Emel Sayın'ın şarkısında duyduğunu söylemiş. Kasette 'Tanrım Beni Baştan Yarat' adlı şarkının sözlerinin kime ait olduğu yazmıyormuş. Askerliği bitince soluğu İMÇ'de almış. Çarşının içindeki banklarda şarkı sözleri yazıp satar olmuş. Yıllarca çok düşük ücretler almış yazdığı sözler için.
Aralarında 'Baharı Bekleyen Kumrular Gibi', 'Senden Vazgeçmem', 'Seviyorsam Nedeni Var', 'Kaderi Ben mi Yarattım' gibi
arabesk klasiklerinin olduğu bin 500 şarkının sözü ona ait. Yirminin üzerinde şarkısı film olmuş. Minibüs şoförleri halen onun sözleriyle süslüyor, ekmek teknelerini.
Vural Şahin de Unkapanı banklarında elinde kalem ve kâğıt ile başlamış işe. Sözlerini ilk kez Orhan Gencebay bestelemiş; 'Nereden bileceksin'. Şimdiye kadar 500 şiiri şarkı olmuş ve ünlüler tarafından seslendirilmiş. Üç tane de şiir kitabı var.
Tekintüre ile Şahin yedikleri ayrı gitmeyen iki dost. Dükkânları, arşivleri, fotoğraf albümleri, kartvizitleri bile ortak. Onların sözlerini yazdığı şarkıları söyleyenler, 'para içinde yüzerken' onlar İMÇ'de bir dükkânlarının olması hayaliyle yaşamışlar. Şiirleri izinsiz kullanılmış, kasetlerde söz kısımlarına başkalarının adının yazıldığı, boş bırakıldığı olmuş. Ancak sevdikleri işi yapmanın gururu ile yaşamışlar hep. Bir zamanlar arabesk müziğin kalitesiz olması tartışılır, onların yazdığı sözler boy hedefi olurdu, şimdi onlar şarkı sözlerinin kalitesizleşmesinden yakınıyor. "Artık anlamsız sözler yazıyorlar. Hemen tüketiliyor. Bir ay sonra o sözleri kimse hatırlamıyor. Bizim yazdığımız sözlerde duygularımız var. Sezonluk şarkılar bize göre değil" diyorlar. Tekintüre, cebinden bir tomar yazılı kâğıt çıkarıyor. "Bunların hepsi şarkı sözü olacak" diyor ve ekliyor; "Biz bir günde söz yazmıyoruz. Bu kâğıtlarda kelimeler, konular var. Bunlar zaman içinde benim kafamda bitecek, ben diyeyim iki, sen de üç yıl sonra. O duyguları yakalamak önemli". Onları alanlarında başarılı yapan da bu duygular, güfteleri kapış kapış satılıyor.

Artık öğüt sırası onlarda
Onların 25 yıl önce kurdukları hayalleri kuranlar, kapılarından eksik olmuyor. Özellikle yaz aylarında bir günde onlarca, şarkı sözü yazarı olmak isteyen geliyor, dükkânlarına. Hepsi çok iyi şiir yazdıklarını söylüyor ve yardımcı olmalarını istiyor. Ama onlar, getirdikleri şiirleri okumuyor. Çünkü daha sonra "Benim şiirimi çaldı" suçlamalarıyla karşı karşıya kalabilirler. Ya da akıllarında kalır, kendilerinin bulduğunu sandığı imgeler, başkalarına ait olabilir. Ancak kimseyi de kovmuyorlar. Gelenlere şeker ve kolonya ikram edip sadece yol göstermeye çalışıyorlar.
Şahin, nasıl insanlarla karşılaştıklarını iki örnekle şöyle anlatıyor; "Adamın biri Van'ın bir köyünden eşeğini satıp yol parası yapmış ve İstanbul'a gelmiş. Elinde bir defter dolusu şiir. Şiirleri ile zengin olacağından o kadar emin ki, dönüş parası bile yok cebinde! Anlattık, dinlemedi. Bir süre uğraştı, olmadı. Ama dönecek parası yok. Para topladık, köyüne gönderdik".
Şahin, bir kızın sürekli kendilerine gelip şiirlerini okumalarını istediğini anlatıyor. Daha sonra kızın evinden kaçarak kendilerinin yanına geldiğini öğrenmişler. Bir gün kız babası ile birlikte çıka gelmiş. Kızın babası "Bakın hocam, bir kabiliyeti var mı?" demiş. Tekintüre, çarşaflı kadınların, köyünden kaçan kızların, 70 yaşında dedelerin, amatör lig futbol antrenörlerinin ve daha nice farklı insanın, şarkı sözü yazarı olmak için geldiğini söylüyor. Çoğunluğun şiirleri beğenilmeyince vazgeçtiğini söyleyen Tekintüre, çarşıdaki bir bankı gösterip; "Biz bu bankta yaz kış yatıp kalktık. Bir yerlere gelebilmek için özveri göstermek gerek" diyerek noktalıyor sözlerini.

Error processing SSI file