![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
|
14 Nisan 2000 Bir amipin 70 marifeti Bu ülkenin güzelliği her zaman sansasyonel olaylara sahne olmasında saklı. Bu olaylar bazen trajik bazen eğlenceli olabiliyor. Bazen de öyle absürd oluyor ki onları kendi ülkemde anlatmaktan çekiniyorum, çünkü beni hayal dünyasında gezinen acayip bir tip sanacaklarından korkuyorum. Sonuçta bu ülke benim gibi gazetecilik oyunu oynayanlar için bir cennet; hiçbir zaman konusuzluk çekilmiyor ve her şeyin ötesinde insanın canı hiç sıkılmıyor.Tüm bu olaylara şahit olmak büyük yönetmenlerce çeşitli dönemlerde yapılmış filmleri izlemek gibi... James Bond tarzındaki filmlere yakışacak aksiyonlar... George Lucas filmlerini andıran maceralar... Rosellini'yi, De Sica'yı hayata döndüren. 'İtalyan Neo-Realizmi'... Coppola'ya ilham verecek mafya hikâyeleri... Hitchcock filmlerine layık korku sahneleri... Eisenstein'ın filmlerinden fırlamışa benzeyen askeri şiddet sahneleri... Hepsinin de ötesinde 600 Fiat'ın yerine Ferrari'yi ve Cherokee'yi getiren milenyum versiyonu 'Dolce Vita'!!! Beni en çok eğlendiren şeylerden biri de bazı televizyon haberlerini izlemek! Bu haberler, 'haber' kelimesinin taşıdığı özelliklerden tamamen yoksun bir biçimde ve de yaşamdan en absürd, en inanılmaz ve en alçak (ne tesadüftür ki!!) kesitler seçilerek oluşturuluyor. Bizi, eskilerde kaldığını sandığımız gerçeklere taşıyorlar. İronik bir şekilde kasıtlı duygu sömürüsü içeren veya öylesine trajikomik olması karşısında gülmek mi yoksa ağlamak mı gerektiğini bilemediğimiz, günümüzde kabul edilemeyecek cahillikleri ekranlara taşıyorlar. Herkes gibi ben de kontrol edilemez, rahatsız bir merakla, mıknatıslanmışçasına bu haberleri seyrediyorum, sinirleniyorum, şaşırıyorum, duruma göre gülüyorum veya duygulanıyorum. Daha sonra televizyonu kapatıyorum ve 'normal' hayatıma dönüyor ve bunları unutuyorum. Ama tabii bazı haberler var ki insan unutmak istese bile hafızasından silemiyor. Şanlıurfa'nın bir beldesinde belediye başkanı olan, üç kadınla evli, yetmiş çocuk sahibi Sinyor Mehmet Emin Güneş'i konu alan haber de bunlardan birisi!!! Yaşı ilk anda kestirilemeyen Sinyor Mehmet'in bir görünüp bir kaybolan kemeriyle desteklenen müthiş şişman göbeğini dışarı fırlatacak kadar sıkı ceketi, buruşuk ve kısa pantalonu, esmer ve erkeksi bıyıkları, ak düşmüş saçları ve traşsız yüzünde tatmin olmuş bir ifade vardı!!! Ondaki yegâne şeref simgesi: boynundaki kravat. Yanında üç karısı... Birinci karısı statüsünden duyduğu onurla, yorgunluktan çökmüş yüzüne ve iddiasız elbiseleri içinde deforme olmuş vücuduna aldırmadan, dişsiz ve garip gülümseyerek: "Ben ilk kadınım, ona yirmi çocuk verdim, evde kocamdan sonra benim sözüm geçer." Haber boyunca televizyon ekranını dolduran, çamurlar içinde oynayan, güler yüzlü ve hepsi birbirine benzeyen, zıp zıp zıplayan o yetmiş şirin tavşancık değildi. Başrolde, dördüncü kere evlenmek istediğini söyleyen belediye başkanı vardı! Bu isteğini karısı da destekliyor ve gülerek kocasının buna hakkı olduğunu söylüyordu. Bu arada üçüncü karısı "Birini daha alırsa babamın evine dönerim" dedi çekinerek. (Acaba babasının evine yirmi çocuğuyla birlikte mi dönecekti?) İsyan ettiğimi hissediyordum. Ama bu az da olsa oryantal ülkede öğrendiğim hoşgörülü kadercilikle, olayı yorumlamaya çalışıyordum: "Ne yapsın? Cahil... zavallı... devlet... şartlar... kültür..." Ama elimde olmadan bu adama ve ne iyi bir belediye başkanı olmasından, ne iyi bir baba olmasından, ne de insanlar için iyi bir şey yapmasından kaynaklanan kendine güvenine karşı içimde nefret ve kızgınlık büyüdüğünü hissediyordum. Ama herhalde bu özgüvenin nereden kaynaklandığını bilmek istersiniz. Bu, sadece bir amipin bile becerebileceği bir işi onun da yapabiliyor olmasından kaynaklanıyor: üremek!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|