Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

14 Nisan 2000

Uzlaşma kolay değil

ismet.berkan@radikal.com.tr
Büyük ihtimalle liderler bugün bir araya gelecek. Eğer bir aksama olursa bir haftadır beklenen zirve yarına da kalabilecek.
Zirve öncesinde iki parti, Demokratik Sol Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi, 'uzlaşma'dan kasıtlarının ne olduğuna ilişkin birer 'ilkeler bildirgesi' açıkladılar.
Buna karşılık, geçen haftaya kadar 'parti içi demokrasinin en yoğun yaşandığı parti' olmakla övünen ANAP'ta Genel Başkan Mesut Yılmaz tarafından verilen sus emrine en muhalifler bile harfiyen uyuyor, cumhurbaşkanlığının 'C'sinden bile söz edilmiyor bu partide.
Hatırlanacağı gibi üç seçenekli bir 'temenniler' listesi var Başbakan Bülent Ecevit'in:
"... koalisyon ortaklarının muhalefetin desteğini sağlayarak cumhurbaşkanı adaylığı için bir milletvekili üzerinde birleşmeleri ideal çözümdür. Fakat ideal çözüm her zaman kolay sağlanamaz. Ona rağmen denenmelidir. Eğer bu denemeden sonuç alınamazsa, koalisyon ortakları, parti ayrımı gözetmeksizin, tek bir milletvekilinin adaylığı üzerinde birleşmeye çalışmalıdırlar. Bundan da sonuç alınamayacağı anlaşılırsa, Meclis dışından, partisiz fakat siyasal deneyimi ve dış ilişkiler alanında birikimi bulunan bir ortak aday üzerinde anlaşma olanağı aranabilir."
Başbakan Ecevit'in bu 'yol haritası'nı MHP de benimsedi. Dediğim gibi tepki vermeyen tek parti ANAP. Yol haritası, Ecevit'in hastalığında açıklandı ve o günden bugüne el altından bir dizi temas arayışı yaşandı.
Bir kere şurası net: Aynen Anayasa oylamasında olduğu gibi bu uzlaşma arayışında da DSP-MHP bir eksen oluşturdu, buna karşılık ANAP öteki cephede kaldı.
ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın hafta içinde partisinin Meclis grubunda yaptığı konuşma DSP-MHP ekseninde oldukça farklı algılandı. Konuşmayı yorumlayan DSP ve MHP önde gelenleri, ANAP liderinin 'uzlaşmak istemediği'ni düşündüler.
Bu yorumlar, Mesut Yılmaz'a da ulaştı. Yılmaz önce bir gazeteye 'Kendiliğimden aday olmam söz konusu olmaz' dedi, ardından da Başbakan Yardımcısı ve Ecevit'in sağ kolu Hüsamettin Özkan'ı arayarak 'akşam yemekte buluşmayı' teklif etti. Özkan akşam gelemeyeceğini söyledi, 'İsterseniz akşamüzeri kahve içmeye uğrayayım' dedi.
Görüşmede Yılmaz, Özkan'a görüşlerini birinci elden anlattı. Özkan'ın ise öğrenmek istediği en önemli şey, Mesut Yılmaz'ın adaylığı aklından geçirip geçirmediğiydi. Mesut Yılmaz bu soruya net cevap vermedi, onun yerine "Öteki liderlerin kendisine adaylık önermemesi halinde aday olmayacağını" söyledi.
Dün önde gelen bir DSP'liye, "Sizce Yılmaz aday olacak mı" diye sorduğumda aldığım yanıt anlamlıydı: "Sanmıyorum."
Bu cevaptan zirvede Yılmaz'a cumhurbaşkanlığı adaylığı önerisinin çıkmayacağı anlaşılıyordu ve geriye tek bir soru kalıyordu:
"Zor ama zirvede bir aday ismi üzerinde anlaşmaya varılması halinde ANAP bu uzlaşmaya sadık kalacak mı?"
Günlerdir Ankara'da her köşede sorulan soru bu işte.
Ve Mesut Yılmaz dün dahil bu soruya hâlâ bir cevap vermiş değil.
Bu arada DSP ile MHP arasındaki 'aday kim olsun' diplomasisi de hızla ilerliyor. Daha önce 'Bir DSP'li olmaz, bir solcu da olmaz' diyen MHP son olarak, 'Biz DSP'li ve solcu olmaz demedik' noktasına kadar geldi.
Mesut Yılmaz bugüne kadar hiç renk vermediği için, Ecevit'in sözünü ettiği 'Ortaklar arasındaki uyumun ve uzlaşının kesintisiz sürmesi'nin tehlikede olup olmadığını kestirmek zor.
Biliyorsunuz zirvede bir uzlaşma çıkmazsa ne olacağını da söylemişti Ecevit:
"Seçeneklerden hiçbiri gerçekleşmezse, cumhurbaşkanı seçimi, partiler arasında ve partilerin içinde ciddi sorunlara yol açabilir."


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.