Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

14 Nisan 2000

İstikrarsızlık kaynakları

Dışişleri Bakanlığı
her yılbaşında Türkiye'yi yakından ilgilendiren 'İstikrarsızlık kaynakları' hakkında bir değerlendirme yapıyor.
Bu yıl yapılan değerlendirmede, iki yıl öncesine göre oldukça olumlu yönde değişen çevrede bazı yeni istikrarsızlık kaynakları da yok değil.
Körfez Savaşı sonrası Irak'taki durumun siyasi olarak ülkenin bütününü kapsayarak devam ettiği görülüyor. Kuzey Irak yasak bölge. Buraya keşif uçuşları, 'keşif harekâtı'da denebilir, devam ediyor.
Bölgedeki iki Kürt partisinin bazı yapılanmaları da yakından izleniyor.
Türkiye için bu bölge önemli.
Teröristlerin faaliyet gösterdiği bir alan oluşu güvenliğimiz açısından birinci derecede önem taşıyor. PKK'nın genelde kontrol altına alınması ve gerektiğinde K. Irak'a yapılan operasyonlar durumu değiştirdi. Ancak buradaki genel durum daha ziyade Irak için ciddi tehdit unsuru.
Kafkasya'da çeşitli sorunların mevcudiyetinin devamı özellikle Çeçenistan krizi dolayısıyla, sadece bizim değil bütün dünyanın ilgilendiği sorun oluyor. Bu olayın güneye yansımaları olabileceğinden kaygı duyuldu. Nitekim belirli ölçülerde, insani açıdan Gürcistan'a yansımaları oldu. Türkiye insani yardım yapmaya çalıştı.
Üç Kafkasya ülkesini ilgilendiren istikrarsızlık kaynakları da var. Azeri-Ermeni ihtilafının -Karabağ sorunu ötesinde- bölgedeki en dikkat çekici istikrarsızlık kaynağı olduğu da düşünülüyor. Azerbaycan topraklarının önemli bir kısmı Ermenistan işgali altında. Milyonlarca kişinin yerlerinden edilmiş olması önemli. İki ülke doğrudan üst düzeyde bir diyalog süreci içine girmiş bulunuyor bu konuda. Bir hayli mesafe kat edildiği görüşü var.
Ama Ermenistan parlamentosunda meydana gelen olayların tarafların daha iler gitmelerini engellediği de düşünülüyor. Ermenistan-Azerbaycan temaslarında bir 'gerileme' olmasa bile ciddi bir 'duraklama' yaşandığı muhakkak.
Ancak diyalog sürecinin bir çözüm şansının mevcudiyetini ortaya koymuş olması 'çözüm şansı devam ediyor' değerlendirmesini yaptırıyor. Bundan sonra iki ilgili ülkenin nasıl adım atacağı hakkında Türk diplomasisi yorumda bulunmak istemiyor. "Bu onların işi" deniyor. Ama Türkiye bu temasların bir çözüm getirmesini kuvvetle destekliyor. Gürcistan'ın içindeki 'kendi sorunları'da dikkatle izleniyor.
Demirel'in bu ülkeye yaptığı son ziyarette 'Kafkasya İstikrar Paktı' önermesi, sonra da aynı önerinin ilgili ülkelere yazılı bildirilmesi, genel olarak çok olumlu karşılandı. İstikrar Paktı'na doğru nasıl ilerlenebileceğinin uzun vadeli bir konu olduğu da biliniyor. Türk hariciyesinin gündemden düşürmediği konuların başında belki de PKK terörü geliyor.
Terör faaliyetlerinde büyük düşüş yaşandı.
Öcalan'ın Kenya'da yakalanıp getirilmesi ve yargılanmasıyla büyük bir aşama sağlandığı ancak terör riskinin böylece tamamen ortadan kalkmadığı değerlendirmesi geçerli.
Çünkü PKK henüz tamamen dağılmış değil.
Terör unsurları Türkiye'nin çevresinde mevcut olmaya devam ediyor. Bu durum da gözden kaçırılmıyor.
Türkiye'nin yakın çevresindeki istikrarsızlık kaynaklarıyla hemen komşu başka kaynaklar da var. Afganistan'daki durum bunlardan biri. Pakistan ile Hindistan arasındaki Keşmir konusu da Türk hariciyesinin üzerinde durduğu sorunlardan biri.
Batı'da Kosova krizi, çeşitli aşamalardan geçilerek yaşandı. Türkiye her aşamada katkıda bulundu. Ama bölgenin geleceğinin belirsiz olduğu, siyasi çözümün uzakta olduğu görüşü Ankara'ya egemen.
Böylece Balkanlar'ın istikrarı da olumsuz etkileniyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.