Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

14 Nisan 2000

Konuşmadan olmamalı!

Devlet hiç kimseye söz vermeden, uzman görüşlerine başvurmadan Akkuyu'ya nükleer santral kurma kararını verdi bile. Tartışılması gereken önemli konulardan biri enerji tasarrufu olmalıdır
Haber ResmiESRA TUNA TAKA
Akkuyu'da yapılması planlanan nükleer santral şu an gündeme oturmuş en can alıcı konulardan birisidir. Bilim adamları ve meslek kuruluşları ikiye bölünmüş durumda bu santralın yapılmasının Türkiye'ye kazandıracakları ve kaybettireceklerini tartışıyorlar. Gerçi atı alan Üsküdarı geçti bile, yani hükümet çoktan kararını açıkladı, yine her zamanki gibi! Konusunda uzman kişilerin görüşlerini almadan veya hiçe sayarak bu nükleer santralın kurulmasına onay verdi bile...
Türkiye'nin uzun vadede bir enerji açığı olacağı -Enerji Bakanlığı öngörülerine ve kalkınma planına göre- çok açık ancak gerçekten üstünde durulması gereken en önemli konu bu açığın hangi yöntemle kapanacağının -Türkiye'nin ve Türk halkının uzun vadeli refahı göz önüne alınarak- saptanmasıdır. Evet, nükleer santral da bir yöntem ama uzmanların üzerine basa basa söyledikleri şey şu; hem çok pahalı olduğu, hem de gelişmiş ülkelerin bu teknolojiyi bıraktıkları ve daha da azaltacakları...

Aydınlatma sektörü
Ne tesadüftür ki yüksek lisans tez çalışmam bu konuyla ilgiliydi. Her ne kadar incelediğim alan Türkiye'deki aydınlatma sektörü olsa da, konusu Türkiye'de faaliyet gösteren ampul firmalarının ürünlerini -ki burda enerji tasarruflu ampullerden söz ediyoruz- pazarlarken toplumun uzun vadede refahını düşünerek ne yaptığı ve ne yapması gerektiğiydi. Aydınlatma sektörü bu anlamda çok önemli bir sektör çünkü Türkiye'de tüketilen elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 20-25'i aydınlatma için kullanılıyor. Konuyla ilgili incelenen bütün makalelerde "Enerjiden tasarruf etmek, yeni enerji santralleri üretmekten daha ucuz bir yoldur" cümlesi sürekli vurgulanmaktadır.

Devlet politikaları
Gerçekten de bireysel olarak faturalarımızı düşürmek amacıyla yaptığımız her türlü tasarruf önlemi aslında bir devlet politikası olmalı ve devlet burda gerçekten yapması gerekeni yapıp toplumu bu konuda bilinçlendirmelidir. Birtakım verilerin altını çizdiğimiz zaman enerji tasarrufunun önemi daha iyi ortaya çıkmaktadır. En basiti evlerde kullandığımız normal bir ampulün alternatifi olan kompakt floresan ampuller elektrik enerjisinden yaklaşık yüzde 75 tasarruf sağlamaktadır. Bu rakam 2 Mart 2000 tarihli Sabah gazetesinde Filiz Çiçek Bil'in köşesinde yaptığı araştırmaya oturtulursa daha iyi bir anlam kazanacaktır. 24 bin 420 konut alınarak yapılan bu araştırmaya göre her evde 6 adet ampul bulunmaktadır. Evlerde kullanılan bir ampulün gücü 75 vat ve enerji tasarruflu bir kompakt floresanın -aynı aydınlatma düzeyine sahip- gücü 14 vattır. Ampul kayıplarını göz önüne almadığımız zaman sadece bir ampulde 60 vat tasarruf sağlanıyor. Türkiye'de 60 milyon insan yaşadığı ve her hanede ortalama 4 kişi olduğunu varsayarsak toplam konut sayısı 15 milyonu buluyor ve Filiz Hanım'ın araştırmasındaki ortalama ampul sayısını baz alırsak 15 milyon x 6 x 60 dediğimiz zaman tasarrufta ulaştığımız rakam 5 bin 400 megavat oluyor ki bu rakam enerji açıkları olan bir ülke için hiç de küçümsenecek gibi değil. Başka çarpıcı bir örnek de komşu ülke Rusya'dan, hepimizin çok iyi bildiği ve etkilendiği Çernobil faciası hakkında; bir araştırmaya göre Eski Sovyetler'de aydınlatma için tüketilen elektrik enerjisi yaklaşık 40 adet Çernobil büyüklüğündeki santralın ürettiği enerji miktarına eşit. Yani, az önce verdiğimiz verilere göre eğer Sovyetler Birliği'nde normal ampul yerine enerji tasarruflu ampul kullanılsaydı yaklaşık 30 adet nükleer santral kurulmayacak ve belki de Çernobil faciası hiçbir zaman olmayacaktı.

Nakil hatlarının yenilenmesi
Aydınlatma konusunun ve bu konudaki tasarrufun önemini bu verilerin çok açık vurgulandığına inanarak başka bir konuya da dikkat çekmek istiyorum. Elektrik Mühendisleri Odası'nın ve konuyla ilgili kamu kuruluşlarımızın çok iyi bildiği bir diğer olay da enerji nakil hatlarının çok eski olduğu ve kayıpların oldukça fazla olduğudur.
Tüm bu verileri bir süzgeçten geçirirsek halkımızın uzun vadede huzursuz olacağı ve belki de zarar göreceği nükleer santralı inşa etmek yerine önce kayıplarımızı kompanse etmek ve halkı tasarrufa teşvik etmek -sadece aydınlatma değil diğer ev aletleri ve sanayi kollarını da kapsamalı- devletin yapacağı ve yapması gereken birincil davranış olmak zorunda. Temennimiz bu tasarruf önlemlerinin bir an önce alınması ve olası bir çevre felaketine zemin hazırlanmamasıdır. Böyle kritik bir konuda uzmanlarımıza gerçekten çok iş düşüyor. Öncelikle, gerek tasarruf ederek, gerekse kayıpları minimuma indirerek tasarruf edilebilir enerji miktarı belirlenmelidir. Elimizde gerçek veriler olduğunda; Akkuyu Nükleer Santralı'nın üreteceği elektrik enerjisine ihtiyacımız olup olmadığı netleşecektir. Sonuçta, bu çalışmalar yapılmadan nükleer santrala ihtiyacımız olduğundan söz etmek afaki kalacaktır.
Esra Tuna Taka: Yeditepe Üniversitesi Araştırma Görevlisi


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.