![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
|
22 Nisan 2000 Düşünelim genki@gol.comTOKYO - Geçen cuma günü ABD'nin teknoloji ağırlıklı NASDAQ Endeksi yüzde 9.6, sanayi ağırlıklı Dow Jones Endeksi ise yüzde 5.6 düştü. Bundan etkilenen Avrupa hisseleri ortalama yüzde 5 değer kaybederlerken Japon Nikkei Endeksi yüzde 7, Hong Kong Hang Seng Endeksi ise yüzde 10 geriledi. Böyle günlerin ardından piyasalardan yorum eksik olmaz. Karamsar, iyimser, rengi belli olmayan bir sürü görüş hafta sonu gazetelerini doldurur. Olay sömürülür, çapından farklı bir boyuta sokulur. Yerli/yabancı basın 'piyasalar felaketin eşiğinden döndü' gibi dramatik tarafı ağır, mantık tarafı hafif, okuyunca kafanızı büsbütün karıştıran haberleri birinci sayfalarına koyarlar. 'Nasdaq 200 günlük trend hattının altına düştü' diye atılmış kara bir başlık görür, bunun çok kötü birşey olduğunu zannedip endişelenirsiniz. Ayrıca bir de 1990 yılından beri büyük buhran kehanetlerinde bulunup duran 'Ben dememiş miydim?'ciler vardır. Bu tip durumlarda hemen ortaya çıkar ve felaket tellallığı yaparlar. Bu tipler belki 10 defa borsa düşecek demişler ve en az sekiz kere yanılmışlardır. Nasdaq hisselerinin düşmesinin son derece doğal ve hatta sağlıklı bir şey olduğunu ya gerçekten bilmezler ya da bilir de söylemezler. Çok basit bir örnek vereyim: Nasdaq Borsası'nda, çoğu üç veya dört yıldan fazla bir geçmişi olmayan 4715 şirket var. Bu şirketlerin ortalama bor/sermaye oranı yüzde 23'tür. Tüm Nasdaq içindeki 4715 şirketin yarısına yakın kısmının bor/sermaye oranı yüzde 11'den azdır. Öte yandan Russell 3000 Endeksi'ne dahil olan ve çoğu 'eski ekonomi' olarak anılan sanayi şirketlerinin ortalama bor/sermaye oranı yüzde 35'tir ve bu endeksteki 3000 müessese içinden sadece üçte birinin borcu sermayesinin yüzde 10'undan azdır. Yani, pek çok Nasdaq şirketinin borcu yoktur. Neden yoktur? Çünkü Nasdaq'ta kotaya alınan çoğu şirketin bilançosu normal bir bankadan kredi alınmasına imkân vermeyecek kadar kötüdür. Nasdaq Borsası'nda işlem görmek için aranan şartlar çok sıkı olmadığı için başka yollardan sermaye bulamayan bir sürü şirket burada görücüye çıkar. Genellikle biyoteknoloji, internet, yazılım gibi alanlarda faaliyet gösteren bu şirketler, başarı sansı belli olmayan, başarılı olsa bile pazarlama aşamasında ürünün tutup tutmayacağının muallakta olduğu araştırma ve projelere para harcarlar. Doğru dürüst hasılatları yoktur, kâr edemez, temettü veremezler. Aralarında parasızlıktan personel maaşlarını şirket hissesiyle ödeyenler vardır. Şimdi düşünelim biraz: Böylesine riskli bir borsa, belirli şartlar oluştuğu zaman düşmez de ne yapar? Pek çok Nasdaq şirketinin, önümüzdeki beş yıl içinde batma riski taşıdığını düşünürsek, hisse fiyatlarının düşmesi değil, düşmemesi anormaldir. Kaos, belirsizlik ve risk doğanın özünde vardır. İnsanoğlu belirsizliği ne geçmişte tamamen yok edebilmiştir, ne de gelecekte yok edebilecektir. Bu tehlikeleri yok saymak onların var olduğu gerçeğini değiştirmez. Sadece önlemini almayanın canını daha fazla yakar. Önemli olan, bu riskleri analiz edip, verebilecekleri hasarı olabildiğince asgari düzeye indirgeyebilecek ortamı oluşturmaktır. Oluşturulan bu ortam her zaman en rahat, en konforlu veya en güzel ortam olacak diye bir garanti de yoktur. Hisse senedi borsaları da kendi başlarına bir sonuç oluşturmazlar, içinde bulundukları bütünün özelliklerinden etkilenirler. Şiddetli bir depremde bir binanın yıkılması ne kadar normal ise, aynı depremde tüm üretim hatları tahrip olan bir şirketin hisse senedi fiyatının düşmesi de o kadar normaldir. genki@gol.com
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|