|
22 Nisan 2000
Veda etmeyi bilmek hdevrim@hurriyet.com.tr Yedek subaylığı hariç, Demirel süreli bir görevde bulunmadı sanırım. Yani:
- Benim sürem doldu arkadaşlar, haydin Allah'a emanet olun, diye gitme alışkanlığı yoktur.
5 + 5 tertibi tutmayınca:
- Beni kandırdılar, oyuna geldim... vezninde hükûmetten şikâyetlenir gibi oldu. Geçende, satranççıların toplantısında, üzerindeki camın, sürahinin kırılıp dökülmesini Cumhurbaşkanlığı makamına teşbih ettiği masaya acıdığını söyledi:
- Kırılacağını önceden bilmeliydiniz! Kırıldı da ne oldu? diye milletvekillerine sitem etti. (Bu yoruma katılmadığını Oktay Ekşi'ye bildirmekten de geri durmadı. Hürriyet, 20 nisan).
Şapkasını başka şartlarda alıp gitme alışkanlığı var, kusuruna bakmayın!Dil Yâresi Doktor Kağan Kocatepe ile spiker Ufuk Yüksel arasında ve İnternet ortamında bir anlaşmazlık olmuş. Konu bir tıp terimi.
Spiker Yüksel, ameliyatın adı sezeryan değil sezaryen'dir, demiş. Doktor Kocatepe'nin cevabı, özetle şu:
"Aslı sezaryen olabilir, ancak kelime dilimize sezeryan olarak yerleşmiştir. Ameriken değil de Amerikan dediğimiz gibi. Kelime bu ciddî sitede Türkçe'ye kazandırılmış şekliyle sezeryan olarak kullanılmaktadır."
Doktor, yabancı kelimelerin Türkçe'ye, dilimize uydurularak aktarıldığına dair başka örnekler de veriyor: sitar (star), nev (new), site (city), şalter (Almanca schalter)...
- Sondan başlayalım: star yazıp okuyoruz, sitar değil; New York yazıp Niyork okuyoruz; site'yi Fransızca cité'nin okunuşundan almış, söylemişiz; şalter'i Almanca schalter'in okunuşundan almış, söylemişiz.
Sezaryen kelimesine baktım. Türkçe Sözlük (TDK), Yabancı Kelimeler Sözlüğü (Mustafa Nihat Özön), Ana Yazım (İmla) Kılavuzu (Ömer Asım Aksoy) sezaryen yazarken, kuzum doktor, siz kime ve nereye dayanarak "kelime dilimize sezeryan olarak yerleşmiştir" diyebiliyorsunuz?
Kelimeler için yok yere sözlüklere bakarak zaman kaybedeceğinize, vaktinizi hekimliğe ve yapıyorsanız ameliyatlara hasretseniz daha doğru olmaz mı! Mim Birol Yıldız adlı okurum sormuştu, Cemal Süreya'nın bir kitabının adı olan Üvercinka ne demektir, diye.
- Öyle, kendi icat etmiş, dedim (Radikal, 20 nisan).
İtirazlar var. Deniz T. Akkapılı, "Cemal Süreya, güvercinkadın birleşik kelimesinden baştaki "g"yi ve sondan da ÇdınÈı atarak güzel bir simge uydurmuştur" diyor.
Cenk Palaz, "güvercin kanadı" kelimeleri birleştirilip iki yanı budanarak oluşturulmuştur, dedi telefonda.
Adnan Azar da faksında buna katılıyor: "Üvercinka, güvercin kanadının yolunmuşudur". Ve ilave ediyor: "Şair ayrıca, Süreya'nın bir ÅyÆsini bahiste kaybetmiştir". Müdahale etmiyoruz derken Yılını hatırlamıyorum. Çetin Altan Milliyet'ten ayrılmış, onun yerinde, ikinci sayfanın sağ üst köşesinde Refik Erduran yazmaya başlamıştı.
Yazı İşleri Müdürü Hasan Pulur, Erduran'ın yazılarını geç göndermesinden rahatsızdı. Gene saat dördü geçmiş, yazı gelmemiş, postaları kaçıracaklar:
- Yerine resmî ilan koyun, dedi Pulur; baskı gecikmesin.
O sırada başmürettip göründü:
- Yazı geldi, diziyorlar.
- Hayır, baskı gecikmeyecek!
İlk baskıda Erduran'ın yazısı yoktu. Abdi İpekçi seslendi:
- Hasaaan!
Yazının olmadığını görmüş.
- Refik yazıyı bana göndermiş, mürettiphaneye verdim, diyordu.
- Baskı emrini verdim, dedi Hasan Pulur.
İpekçi'nin, canı sıkıldığı zaman hep olduğu gibi çene kemikleri oynadı, ama:
- Şehir baskısına yetişsin hiç olmazsa, demekle yetindi.
H
Geçmiş günlerin gazetelerinde, olağanüstü bir hal de değildi bu anlattığım. Öyleyse niye anlattım? Günümüzün uygulamalarıyla karşılaştırmak için!
Köşe yazarlarının yalnız sayıları değil, cakaları da fazlaca artmış gibi geliyor bana.
Yazıda mesnetsiz suçlama, cezayı gerektireceği apaçık hakaret var... Ama yazıyı basılmadan önce görüp onaylama görevi ve yetkisi olan sorumlu (sıfatı her neyse) buna müdahale etmiyor veya edemiyor.
Etmiyorsa niçin, edemiyorsa neden? Aman köşe yazarına müdahale etmeyelim titizliği mi? Mesnetsiz suçlamanın, açık hakaretin yazar bağımsızlığıyla ne ilişkisi olabilir ki! Öyle ifadelere rastlıyorum ki, bu çocuk bunu nasıl yazar diye değil, içimden daha çok, siz bunu nasıl yayımlarsınız, diye haykırmak geliyor.
Yazı işleri müdürleri artık yazarla birlikte suçlu görülmediği için gibi bir açıklamayı, bana bu tutumun gerekçesi olarak kabul ettiremezsiniz. Düzelti Hüseyin Salim Saraçer, "İki işi bir arada yapamayan ABD Başkanı Gerald Ford değil, Jimmy Carter'dı" diyor.
Sağolun, ben karıştırdım. Başkan Ford'dan hatırımda kalan, seçiminden önce güvenlik kuruluşlarınca düzenlenen sağlık raporudur; husyelerinin aynı büyüklükte ve bir hizada olduğu bildirilen rapor. Sağlık işaretiymiş. Neyin sağlığıysa!
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|