Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

22 Nisan 2000

Kemiren sorular

haluks@kanald.com.tr
Eski Amerikan kovboy filmlerinde arada bir şöyle bir yazı belirir:
"Ve bu sırada çiftlikte."
Bizim kahraman kovboy Kızılderililerin peşinden dağlarda dolaşırken güzel kızın onu beklediği çiftlikte acaba neler olmaktadır? Orayı
haydutlar mı basmıştır? Sel altında mı kalmıştır? Çevrede altın mı bulunmuştur?
Bizim de, Dünya Çevre Günü'nü fırsat sayıp, 5+5, Demirel gibi sütçü beygiri konularından ve abartılmış Cimbom sarhoşluğundan başımızı kaldırıp içinde yaşadığımız çiftliğe, yani yerkürede olup bitenlere şöyle bir bakmamızın zamanıdır.
Yoksa kendimizi başka bir gezgende sanmaya başlayacağız.
IMF toplantıları sırasında ABD'nin başkenti Washington'da yapılan protesto gösterilerini televizyon haberlerinde izledik. (Önemine inandıkları için değil ha, içinde bol şiddet, itiş kakış için yayınladılar.) Bazıları küresel kapitalizme karşı yapılan bu gösterilere 'Seattle 2' adını taktı. Malum, geçen yıl Dünya Ticaret
Örgütü toplantılarının yapıldığı sırada Seattle kentinde de büyük gösteriler olmuştu.
Türkiye'de de küçük bir grup benzer sloganlarla gösteri yaptı.
Gözlemciler bu türden gösterilerin önümüzdeki yıllarda yaygınlaşacağını, küresel kapitalizme karşı protestoların da küresel bir nitelik kazanacağını söylüyorlar.
Göstericilerin geldikleri ülkelere (kalkınmış), toplumsal kökenlerine (orta sınıf) bakanlar soracaklardır: "Bunlara ne oluyor?
Rahat mı batıyor?"
Onların tarihin diğer dönemlerinde olduğu gibi şimdi de, geçici bir süre için de olsa, yaygın ama dillendirilmemiş bir rahatsızlığın sözcülüğünü üstlendiklerini söyleyebiliriz.
Küreselleşmenin sonuçları konusunda kitlelere gerçeklerin söylenmediği şüphesi gittikçe yaygınlaşıyor. Bu şüphe bir siyasal hareket haline geldiğinde dünyada 'bir heyula gibi' dolaşacaktır.
Hangi yalandan mı şüpheleniliyor? Şundan:
Küresel kapitalizmin nimetlerini kayıtsız şartsız savunanlar bundan tüm insanlığın yararlanacağını ve bu hedefe varıldığında yerkürede herkesin tıpkı Amerikalılar gibi yaşayacağını söylüyorlar. Oysa, aynı ülkelerin çevre uzmanları, mavi gezegen adlı dünyamızın böyle bir yükü kesinlikle kaldıramayacağına yemin etmekteler. Bugün bir Amerikalı bir Afrikalının 80 misli çöp üretiyor. Yarın Afrikalılar, Hintliler, Çinliler de o kadar çöp çıkarırsa dünyanın hali nice olur?
Dünyanın geleceğine bu açıdan bakanlar, Amerikan tarzı tüketimin küreselleşmesinin mümkün olmadığını, olsa bile müthiş bir çevre felaketine yol açacağını ilan etmekteler.
Bunlardan biri yalan söylüyor ama hangisi? Kayıtsız şartsız küreselleşme övgüsü yapanlar mı, farklı telden çalan çevre uzmanları mı? Aynı ülke temsilcilerinin Seattle ya da Washington'da pembe bir gelecek vaat ederken, Rio ya da İstanbul'da karamsar senaryolar çizmeleri ve alarm zillerini çalmaları şüpheleri yoğunlaştırıyor.
Geçenlerde Havana'da yapılan Grup 77 toplantısında yoksul ülkelerin liderleri, küresel çevre kirliliğinin başlıca sorumlusu olan
kalkınmış ülkelerin yoksul ülkelere "Hadi çevreyi temizleyin! Hem de kendi imkânlarınızla!" demesine haklı olarak itiraz ettiler.
Evet, küreselleşmenin sonuçlarıyla ilgili sorular insanlığın beynini kemirmeye başlıyor. Heyula yavaş yavaş ayağa kalkmakta...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.