Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

22 Nisan 2000

Doğru adres

"Yürekle bakan iyi görür.Aslolan göze görünmez."(Küçük Prens, 1943)
mine.saulnier@free.fr
Her yazarın seveni, sevmeyeni vardır genelinde. Bir istisnayla: Antoine de Saint Exupery. Tarihin ilk 'yazar pilotu' Saint Exupery'yi bilip de sevmeyen, 'Küçük Prens'i okuyup da beğenmeyen sanırım yoktur. Ancak Saint Exupery'nin her söylediği güzel de, her zaman doğru değil. Ve bendeniz bugün sizlere, yürekle bakanın eksik gördüğünü ve aslolanı görebilmek için beyinle de bakmak gerektiğini kanıtlamaya çalışacağım.
Örneğin Abdullah Öcalan, Türkiye'de otuz bin kişinin katili diye anılıyor. Niye? Çünkü Öcalan, PKK teröristlerinin elebaşı ve bu terör örgütüne bağlı piyonların işlediği tüm cinayetlerden sorumlu tutuluyor. Oysa Öcalan'ın bizzat kendisi, eliyle kimseyi öldürmedi. Ama cani örgütün kurucusu ve başı olduğu için, infaz emrini o vermiş sayılıyor ve bizzat cinayeti işleyen kişiden daha çok, yani cinayetlerin hepsinden suçlu sayılıyor. Türk milleti, Öcalan'ın katilliğine gönül gözüyle bakıyor, gerçeği görüyor ve suçluluğuna hükmediyor. Bu bakış elbette doğrudur. Eğer sizler de doğruluğunu kabul ediyorsanız, ortaya şöyle bir yorum çıkar: Emri veren ve eylemi örgütleyen kişi, infazcılardan sorumlu, dolayısıyla daha suçludur.
Alaattin Çakıcı ve Nuri Ergin adlı caniler, hapiste olmalarına karşın, dışardaki piyonları aracılığıyla ikidir düello yapıyor ve mafya denemeyecek düzeyde geri zekâlı, çete sözünü bile hak etmeyen it sürüleri, ikidir yanlış adreste masum insanların kanına giriyor. Çakıcı'nın cüdamlarının bir emekli kahvesini taramasından sonra, Ergin'in salak infazcıları, Gültepe'de 34 yaşında bir masum insanı, Abdülkerim Gökoğlu'nu öldürdüler. Gökoğlu, arkasında gözü yaşlı bir eş ve babasız iki çocuk bıraktı. Onlara kim bakacak, kim sahip çıkacak, belli değil. Ve talihsiz Fatoş Gökoğlu, çığlık çığlığa haykırıyor: "Kim verecek bunun hesabını? Çakıcı mı, yoksa Nuri Ergin mi?"
Haklı. Hiçbir suçu olmayan eşi, iki eşkıya arasında kim vurduya giden zavallı Fatoş da yüreğiyle görüyor gerçekleri. Tıpkı oğullarının ölümünden Öcalan'ı sorumlu tutan şehit aileleri gibi, Fatoş hanım da emri vereni, infaz edenden daha suçlu buluyor.
Doğru, ama eksik bir bakış, sevgili okurlar. Çünkü gönül gözüyle varılan gerçeği, yani 'emri verenin daha suçlu olduğu' yorumunu beyin gözüyle süzecek olursak, Alaattin Çakıcı denilen katile görev ve emir verenlerin, infazcı olarak kullananların, kayırıp kollayanların, yani 'üstlerinin' ASIL suçlu oldukları görülmez mi?
Alaattin Çakıcı Türkiye'ye getirildiğinde sorgulanmasına kim engel oldu? Adalet Bakanlığı. Halen sözüm ona sorgulanması için kurulan Meclis komisyonu ne yapıyor? Hiç. Kimi koruyorlar ki, Çakıcı'yı sorgulamıyorlar? Devletin içindeki Çakıcı'nın üstlerini. Çakıcı'nın üstleri ortaya çıkmasın diye, Çakıcı'yı içeri tıktılar, itlerini dışarda bıraktılar. Niye? Çakıcı konuşmasın, istediğini yapabilsin diye. Zaten hapisaneler, bu tür haydutların korunakları. Avukatlar kurye, görevliler hizmetkâr, ellerinde cep telefonları, infaz emirleri veriyorlar.
Demek ki gönül gözleri, cinayet sorumluluğunda yanlış adres gösteriyor. Doğru adres, Ankara'da. Alıcının adını, varın siz yazın. Yanılmayacağınızdan eminim. Hatta aynı alıcı ve bildik adrese, PKK terörüyle ilgili 'kaynakça'yı da gönderebilirsiniz. Sahibidir.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.