![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
|
22 Nisan 2000 Milli 'hysteria'da mutlumsu son mu? Allahım ne mutlu bir koro bu! Nasıl bir milli birlik ve beraberlik ve tek amaçlılıktır. Adeta herkes seri imalat birer roket ve aynı ulvi amaca kilitlenmiş vaziyetteler: Galatasaray. Galatasaray. Aslında böyle denmiyor tabii. Gasaray, Gasayar. Cimbom. Bir bomu daha var. Yazmaya elim gitmiyor. Bu bir 'milat'mış. Avrupa Kupası'nda ilk kez bir Türk takımı finale kalmış. Hayırlı uğurlu olsun. Olsun da, ben bu işin önemini kavrayabilmiş değilim. Ne zaman ki bu millet tek yürek olup bir ulvi amaç için pır pır atmaya başlıyor, ben dışarda kalıyorum. Üç milyon kişinin katıldığı büyük Türk politikacılarının cenazelerinde, ünü dünyayı tutmuş büyük Türk şarkıcılarının ani vefatında, yine yeni yeniden tüm kalleş Avrupa'nın bize karşı UEFA kılığında birleşip bitmeyen haksızlıkların en büyüğünü, kutsal futbol arenasında sergilemeye kalktıklarında... Bir kez daha gördük: Türk'ün Türk'ten başka dostu, futboldan başka ulvi amacı yok. Ben hakikaten inanamadım önce: Bir maçın bu denli ölüm kalım/aşk gurur/hıyanet delalet meselesi haline getirilmesine. Malumunuz bir sürü spor dalı var insanları meşgul etmek için icat olunmuş. İşte futbol, bunlardan en spora benzemeyeni. İçinde en çok para pul olanı. 11 adam koşuyorlar, milyonlar da onlarla özdeşleşip topu onlar kovalıyormuşcasına hop oturup hop kalkıyorlar. Kalksınlar. İyi. Tamam. Ama herkes için, her Allah'ın kulu için bu kadar mühim olamaz ki futbol. Gazetelerin ilk sayfası yalnız ve yalnızca bu konuyu işliyor. Televizyonlar önce savaş muhabirlerini, sonra cevval kadın muhabirlerini, sonra assolistlerini büyük bir heyecan fırtınası koparta koparta, bu 'tarihi' maçın gerçekleşeceği Leeds'e yolladılar. Meğer Türkiye'nin gündemi yalanmış. Türkiye'de olan biten hiçbir şeyin beş kuruşluk değeri zaten yokmuş. Haberler, gazeteler dolsun, boş boş çıkmasın diye bizi oyalıyorlarmış. Zira, böylesine MÜHİM bir maç durumu patlak verince, milletçe illetçe bu mevzunun etrafında bir kilitlendik ki, bu kadar olur. Bunun bir mantığı var mı? 'Normal' mi bu? İnsanları yalnız ve yalnızca birinci futbol ligindeki takımlarımızdan birinin, Avrupa'da finale yükselmesi bu kadar ilgilendirebilir mi? Darılmayın, gücenmeyin. Beni zırnık ilgilendirmiyor. Akşamları haberleri açıp da, bütün büyük kanalların dünyayı Galatasaray'dan ibaret algılayan Ali Kırca'laşmasını, şaşkınlıkla izliyorum. İzledim. Dilerim, bitmiştir bu kitle histerisi. Dilerim, sadede geliriz. Hoş, sadede hiç geldiğimiz yok. Onun için de böyle sade suya tirit mevzularla oyalanalım duralım. Zira biz milletçe: NE SAĞCIYIZ, NE SOLCU FUTBOLCUYUZ, FUTBOLCU Onun için de bu kadar zekiyiz. Becerikliyiz. Avrupa'da idam cezasını kaldırmamış tek ülkeyiz. Cumhurbaşkanlığı seçimi ciddi bir kriz adayı olarak, tepemizde sallanıyor. Rekabet gücümüz azalmış son yıllarda. Kişi başına düşen milli gelirimiz, azalmış. Sosyal adaletsizlikte, her daim dünya finallerindeyiz. Bırakın kapımızda bekleyen hukuk reformunu gerçekleştirmeyi, topraklarımız ayaklarımızın altından kayıp kayıp gitmesin diye, çıkması gereken mera kanununa dahi, el atamamışız. Düşünceye özgürlük yok bu topraklarda. Yazdıkları, söyledikleri yüzünden insanların içeri atıldığı, işkencede öldürüldüğü, devletin hapishanelerine özel timlerin yaptığı baskınlarda katledildiği; bir ülkede yaşıyoruz. Galatasaray'la uğraşmasaydı limited dimağlarımız bu mevzularla mı uğraşıyor olacaktı? Kitleler medyanın körüklemesiyle hak ve özgürlükleri için mücadele mi veriyor olacaktı? Yeni bir anayasa için? DGM'lerden kurtulmak için? YOOOO. O zaman öyle de oyalanır, böyle de. Ama bu 'Galatasaray'a yapılan BÜYÜK HAKSIZLIK' travması hakikaten, bizlere has bir ölçüsüzlükle acayip sıktı. İşsiz, güçsüz, amaçsız, yarınsız bir takım lümpenler birleşip iki İngiliz'i acımasızca öldürüyorlar. Taksim'in ortasında. Türk polisinin o esnada neyle meşgul olduğu meçhul. Her şey bu kadar basit. Ve hazin. Bu bıçaklamayı gerçekleştirenlerden binlerce, on binlerce, yüz binlerce var. Kimliksiz, işsiz, geleceksiz yığınlar. Peki bizim dikkatimiz o yöne çevriliyor mu? Tüm bu yığınları beslemek için ne yapabileceğimiz üstüne? Ruhen ve bedenen beslemek için? Yooo. Bizi gaddar Avrupa'nın önyargılılığı ve bize yapmaya çalıştığı futbol haksızlığı ilgilendiriyor. Futbol! Futbolla ilgilenmek kolay. Ve bizlere yakışıyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|