![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Kadınların barışçıl savaşı'Kadın ve Barış' temalı 3. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nde iki filmi gösterilen ünlü İranlı yönetmen Rahşan Bani-Etemad, yarattığı karakterlerle İranlı kadınların hayatlarına ayna tutuyor GÜL ALTANANKARA - Son günlerde Ankaralılar, caddelerinde her zamankinden daha yoğun bir kalabalığın olduğunun farkındadır. Bu kalabalığın çoğunluğunun meraklı gözlerle oradan oraya koşturan, 'sağlam' adımlarla yere basan kadınlardan oluştuğunun da. Almanya'dan, Polonya'dan, Yunanistan'dan, İran'dan dünyanın dört bir yanından gelen kadınlar. Ortak noktaları, barışa duydukları özlem ve sinema sevgileri... Evet, Uçan Süpürge yine havalandı. Radikal'in de sponsorları arasında olduğu festival, 11 Mayıs'a kadar Ankara'yı, 'Kadın ve Barış' temasını işleyen kadın yönetmenlerin karargâhı haline getirecek. Hiroşima'ya atılan atom bombasıyla, eriyen, küle dönüşen insan bedenlerinin görüntülerinden oluşan 'Pica-Don' adlı animasyon filmiyle açılan festival genç yaşına rağmen Rahşan Bani-Etemad, Ulrike Ottinger, Barbara Sonneborn, Tomris Giritlioğlu, Tonie Marshall, Barbara Sass, Dorota Kedzierzawska gibi ünlü yönetmenlerin filmlerini ağırlıyor. Bununla da kalmayarak, Margarita Papandreu ve Zeynep Oral'ın bir telefon konuşması sonucunda oluşan, Yunanistan ve Türkiye arasındaki sorunların çözümü için kadınları harekete geçiren 'Winpeace'in 'Barış Melekleri' festival için Ankara'da. Dünyadaki şiddeti, dialog yoluyla çözümlemek için mücadele eden kadınlar, anlatılmanın ve geri planda tutulmanın acısını, kendi kendilerini bütün yalınlığıyla anlatarak çıkartıyor. Büyük bir değişimin eşiğindeki İran'ın en üretken ve önemli yönetmenlerinden Rahşan Bani-Etemad, geçen yılki Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin ardından tekrar Türkiye'de. Yönetmen İran'daki kadınların dramını gözler önüne seren 'Mayıs Kadını' ve 'Mavi Yaşmaklı' ile katılıyor Uçan Süpürge'ye. 4 Mayıs'taki açılış gecesinde ödülünü alırken İstemihan Talay'ın elini sıkarak, büyük bir alkış alan Etemad, "Seçilen filmlere ve yönetmenlere bakıldığı zaman Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nin çok başarılı bir festival olacağını" söylüyor. Kadınlardan beklenilenler bir türlü değişmiyor; iyi bir ev kadını, sevgi dolu anne, kocasına destek veren eş... 'Mayıs Kadını'nda bu rolleri arasında sıkışıp kalan bir kadın var karşımızda. Evet, filmin kahramanı Frough Kia, başarılı bir yönetmen ve dul bir anne. Tekrar evlenmek istiyor, ancak oğlu onu sadece annesi olarak görmekte ve kendini evin erkeği olarak saymakta. Filmlerimde göreceğiniz karakterler gerçek karakterlere ayna tutuyor; İran'da yaşayan kadınlara. Onların kendilerine özgü sorunları ve savaşları var. Ancak hiçbir zorluk hayatlarını ve kültürlerini değiştirmeleri için savaşmalarına engel olamıyor. Bu, gelişmek için uğraşan İran kadınlarının gücünü ve mantık yapısını gösteriyor. 'Mavi Yaşmaklı', yaşlı dul bir adamla genç bir kızın aşkını konu alıyor. Tabuların baskısı altındaki İran toplumunda fazlasıyla imkânsız bir aşk değil mi? Filmlerimde her zaman önceden kestirilemeyecek ilişkileri konu alırım. İmkânsız aşklarla ayrı dünyaların insanlarını bir araya getiririm. Bu, aşkın ve sevginin gücünü kanıtlıyor. Tabulara, bütün karşı çıkmalara rağmen, sevgi böyle ilişkilerin varlığını mümkün kılıyor. Filminiz İran'da gösterime girdiği zaman, bu imkânsız aşk, tepkilerin boy hedefi olmadı mı? Bazı insanlar 'Mavi Yaşmaklı'nın tam anlamıyla karşısında yer aldılar. Bazıları ise filmin çok yararlı ve gerçekçi olduğunu düşündüler. Bugün İran'da sokakta yürüdüğüm zaman böyle bir ilişki yaşamakta olan erkekler bana geliyor ve filmi izledikten sonra ilişkilerini artık saklamadıklarını anlatıyor. Hatta çocukları olan dul erkekler, daha önce çok karşı olmalarına rağmen çocuklarının artık yeni bir eş ya da sevgili bulma konusunda kendilerine destek olduğunu anlatıyorlar. İran gibi gelenekçi bir toplumda filminizin yarattığı bu etkilere bakarsak, sinemanın toplumsal gelişim için bir umut olduğunu söyleyebilir miyiz? Sinema ya da sanatın hiçbir dalı hayatı bir devrim gibi ani ve kesin bir şekilde değiştiremez. Ancak yavaş yavaş, zamanla, savaşarak insanın hayatını etkiler ve hoşgörü, gelişmeye açık çok yönlü bakış açıları kazandırır. Film yapmanın en önemli ve güzel yanı da bu, insanların daha önce hiç düşünmedikleri konulara düşünmelerini sağlıyor ve tabulara meydan okumalarına yardımcı oluyorsunuz. Şu sıralar üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı? 15 sene önce bir senaryo yazmıştım, ilk filmim olacaktı, ancak o zamanki koşullar buna uygun değildi. Senaryoyu tekrar yazdım, olayları günümüze uyarladım. 'Şehrin Teni Altında' (Under the Skin of the City) şu sıralar montaj aşamasında. Günümüz İran'ında ayakta kalmaya ve geleceğe dair umutlarını kaybetmemeye çalışan İranlı bir aileyi konu alıyor. Ailenin genç kızı Tuba bir fabrikada çalışıyor, erkek çocuk Abbas ise diğer bütün İranlı genç erkekler gibi vize alıp yurtdışına gitmek ve ailesi için para kazanmak istiyor.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|