![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Mehmet Şahin evlendirmiş1. Veli Karakuş, 50 yaşlarında, Dodurga'da kömür ocağında çalışıyor. Osmancık'ta ikâmet eder. 2. Ben, 3. Necib Karakuş, 41 yaşlarında, kiminle evli olduğunu bilmiyorum. Osmancık'ta ikâmet ederler. 4. Fadime Karakuş, 39 yaşlarında, kiminle evli olduğunu bilmiyorum. İzmir'de ikâmet ederler. SORU: Pasaport aldınız mı? Yurtdışına legal veya illegal çıktınız mı? 'İki kez İran'a gittim' CEVAP: Çorum ilinden almış olduğum pasaport ile iki defa İran'a gittim. Tarihlerini hatırlamıyorum. İllegal yollardan hiç yurtdışına çıkmadım. SORU: Siyasi görüşünüz nedir, herhangi bir siyasi parti, sendika, dernek ve benzeri bir kuruluşa üyeliğiniz var mıdır, Türkiye'deki mevcut Anayasal demokratik ve laik sistemi benimsiyor musunuz, anlatınız? CEVAP: Sağcı bir görüşe sahibimdir. Herhangi bir siyasi parti, sendika, dernek, vakıf ve benzeri kuruluşlara üyeliğim yoktur. Şu an ülkemizde var olan mevcut Anayasal sistemi benimsiyorum. SORU: Gerek sizin ve gerekse aile fertleriniz hakkında bugüne kadar güvenlik kuvvetlerince herhangi bir işlem yapılmış mıdır? Anlatınız. CEVAP: Aile fertlerim hakkında bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmadı. Benim hakkımda özgeçmişimde de anlattığım gibi 1977 yılında cinayetten dolayı 12 yıl ceza aldım. Hatırladığım kadarıyla 1994 yılında Hizbullah örgütü Menzil grubu lideri Fidan Güngör olayından dolayı tutuklandım ve 16 ay cezaevinde kalıp tahliye oldum. Bunlardan başka güvenlik kuvvetlerince hakkımda işlem yapılmadı. SORU: Yasadışı Hizbullah terör örgütü ile bu örgütün faaliyet kolları olan Tevhid grubu, İlim grubu ve Bilim grubu hakkında neler biliyorsunuz, anlatınız. Tevhid grubu ve İlim grubu adına yapmış olduğunuz eylemlerinizi anlatınız. CEVAP: 1977 yılında Çorum ilinde iki sendikacının öldürülmesi olayından dolayı almış olduğum 12 yıl cezanın bitimine altı yedi ay kala Bursa cezaevinde iken, orada bulunan ülkücüleri dışarıda bulunan tarikat, cemaat tarafları insanlar gelerek ziyaret etmeye, dertleşmeye, hal hatır sormaya ve bizlerle yakından ilgilenmeye başladılar. Bu ilgilenmeleri çok fazlaydı. Ben 12 yıla yakın cezaevinde kaldıktan sonra insanların gelerek bizlerle ilgilenmelerine hem bir anlam veremedik. Hem de hoşumuza giderdi. Ben içerde iken devamlı olarak ziyaretimize Mehmet Şahin, Mehmet Ali Tekin ve Nurettin Şirin geldi. Sadece ben değil, tahliyesi yakın olan herkesle ilgileniyorlardı. Bizlere İstanbul Fatih'te bulunan Tevhid dergisinin adresini verdiler. Tahliye olduktan sonra bizlere yardımcı olacaklarını, iş vereceklerini söyleyerek, ziyaretlerine gelmemi istediler. Tahliye olduğum gün beni cezaevinden çıkışta Tevhid dergisinin Bursa temsilciliğinde çalışan personelleri karşıladı ve orada bulunan bürolarına gittik. Ben oradan birkaç günlüğüne memleketim olan Çorum'a gittim. Sonra orada durmamın sakıncalı olduğunu görerek İstanbul'a geldim ve bana verilen Fatih'teki Tevhid dergisinin yerini buldum. Mehmet Şahin ve Mehmet Ali Tekin'le görüştüm, bana kalmak için yer ayarladılar. Daha sonra Tevhid dergisine gidip gelmeye başladım. Dergide devamlı olarak Mehmet Ali Tekin, Nurettin Şirin durmaktaydı. Ara sıra Mehmet Şahin dergiye gelirdi. Bu dergiye gençler gelir giderdi. Gelenlerle sohbetler edilirdi. Daha sonra yine Fatih'te Anadolu Sosyal Yardımlaşma Derneği'ni kurdular. Bu derneğin başkanlığını Ömer Gölge yaptı. Bu derneğin amacı, insanların bir araya gelip konuştukları ve toplandıkları bir yerdi. Ben de bu arada cezaevinde beraber olduğum Muzaffer Dağdeviren, Abdulvahap Koçer isimli arkadaşlarımı buldum onlarla görüşmeye başladım. O zamanlar hatırladığım kadarıyla Tevhid dergisinin yanında, Yeryüzü, Müslüman Gençlik dergileri ve Akademi Yayınevi faaliyet göstermekteydi. Akademi Yayınevi'nde Hasan Kılıç bulunmaktaydı. Burada İranlı yazarların kitaplarını tercüme edip basımını sağlıyorlardı. Yayınevinde gidip gelirken Hasan Kılıç'la da sohbetimiz arttı. Yeryüzü dergisinde Muzaffer Dağdeviren takılmaktaymış. Bunu, onu bulduktan sonra anladım. İstanbul'da bu esnada Beyazıt olayları başladı. Hemen hemen her cuma Beyazıt Meydanı'nda gösteriler, konuşmalar, eylemler yapılırdı. Bu gösterilere üç derginin ve yayınevinin yöneticileri destek veriyordu. Düzenlenmesini, organizesini yaparlardı. Gösteriler haricinde geceler düzenliyorlardı. Biz bu dergilere gidip geliyorduk. Aynı zamanda da cezaevinden çıktığım arkadaşlarımla beraber ne işle uğraşacağımızı düşünüyorduk. Ortak bir iş kuramayınca Abdulvahap Koçer'in çek-senet işi yapmaya başladığını öğrendik. Daha sonra bu şahsın bir trafik kazasında öldüğünü duydum. Tevhid dergisi aylık olarak çıkmaktaydı. İran'da gerçekleşen devrim yanlısı yazılar yazarak, aynı devrimin aynı şekilde Türkiye'de de yapılabileceğini anlatırdı. Her sayısında İran'da gerçekleşen İslam devriminden bahsederek halkın sempatisini, ilgisini çekmeye çalışıyorlardı. Bu zamanlarda Hasan Kılıç, Nurettin Şimşek, Mehmet Ali Tekin'in sık sık İran'a gidip geldiklerini biliyordum. İçlerinde Hasan Kılıç sürekli olarak giderdi. Hasan Kılıç, Mehmet Şahin ve diğerleri Tevhid grubunun sayı olarak çoğalmaya başladığını ve artık Beyazıt Meydanı'nda yapılan eylemlerin yetersiz geldiğini, Tevhid grubunun sesinin duyurulması için daha geniş çaplı eylemler yapılması gerektiğini söylüyorlardı. (Tuncay Özkan'ın Haberi)
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|