Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

İranlı ajan şüphesi

Hizbullah'ın İslami Hareket kanadından İrfan Çağrıcı, 1996'daki sorgusunda Mumcu olayının zanlısı Yusuf Karakuş'un suikasta katıldığını iddia ettiği İranlı M. Kargar Azad'ın adını vermişti
Haber ResmiEVREN DEĞER
ANKARA - Gazeteci-yazar Uğur Mumcu'nun evinin önündeki
arabasına konulan bomba ile yaşamının yitirmesinin ardından, yaklaşık 7,5 yıldır süren soruşturmada gözler yeniden İran'a çevrildi. Mumcu'ya yönelik katliama bizzat katıldığını belirten Yusuf Karakuş'un suikast sırasında bombayı yerleştiren kişi olarak tanımladığı ve fotoğraflardan teşhis ettiği İran'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda görevli Muhsin Kargar Azad'ın, dört yıl önce yakalanan militanların ifadesinde de yer aldığı, ancak herhangi bir işlem yapılmadığı dikkat çekti.

'İyi takip edilmeli'
Hizbullah'ın İslami Hareket kanadından İrfan Çağrıcı, 14 Mart 1996'daki polis sorgusunda, bugün Mumcu olayının zanlısı
olarak yakalanan Yusuf Karakuş'un suikasta katıldığını iddia ettiği İranlı Muhsin Kargar Azad'ın adını vermiş ve "İyi takip edilip denetim altına alındığında Ankara'daki eylemlerin faillerinin bulunacağı kanaatindeyim" demişti. Çağrıcı, 39 sayfalık ifadesinde,
Azad ve diğer İranlı gruplarla ilgili olarak şunları söylemişti:
"Ankara ilinde meydana gelen olayların yapılış şekli, basından
okuduğum kadarıyla bize verilen eğitimlerden öğrendiğim eylem şekillerine benzemektedir. Fakat bu eylemlerde, ben ve örgüt mensubu arkadaşlarımın herhangi bir ilişkisi söz konusu değildir. Ama yukardaki isimlerini verip eşgallerini tarif ettiğim İranlı Ahmet Kerimi grubu ile Rızai grubu elemanlarının ve yine benimle buluşup görüşen, biri Ankara İran Büyükelçiliği'nde görevli Majit Sahadkar, diğeri İstanbul İran Başkonsolosluğu'nda görevli Muhsin Kargar Azad, iyi takip edilip denetim altına alındığında ve ilişki kurduğu kişilerin tespiti halinde, bu eylemlerin faillerinin bulunacağı kanaatindeyim."

'Beni Azad aradı'
Çağrıcı'nın ifadesinde geçen bir başka konuyu ise Azad'ın kendisini 'bir iş' için Ankara'ya çağırması oluşturuyor. Mumcu'nun
ölümünden 24 gün önce, 30 Aralık 1992'de yine Mumcu'nun evine yakın Reşit Galip Caddesi'ndeki Hürriyet Apartmanı'nda gerçekleşen görüşmeyle ilgili olarak da bugüne kadar neden işlem yapılmadığı ise ayrı bir merak konusu. İşte, Çağrıcı'nın ağzından belki de kendilerine teklif edilecek 'iş' görüşmesinin ayrıntıları şöyle:
"Muhsin Kargar Azad çağrı numaramı bildiği için bir telefon numarası vererek benimle görüşmek istediği mesajını çekti. Mehmet Ali Bilici isimli örgüt mensubu arkadaşıma Azad'ı tanıdığı için telefon ettirdim. Bilici, Azad'la görüşmüş, bana Azad'ın Ankara'da benimle görüşmek istediğini, görüşme yeri olarak da Küçükesat Merkez Camisi'nin ismini vermiş. Görüşme saati olarak 18.00 veya 19.00 saatlerini bildirmişti. Ben Ankara'yı bilmediğim için Ankara'yı iyi tanıyan Bursa'da bulunan örgüt mensubu arkadaşım Arif kod adlı Tamer Aslan'a konuyu ilettim. Cengiz Sarıkaya ile birlikte otoyla beni Ankara Otogarı'nda beklemelerini istedim. Ben de zannedersem 30 Aralık 1992 tarihi olabilir, saat 17.00 sıralarında Ankara Otogarı'na indim ve orada buluştuk. Onlara adresi verdim. Tamer Aslan otoyla beni Küçükesat Merkez Camisi'nin bulunduğu Reşit Galip Caddesi'ne götürdü. Biz camiye gidip abdest alıp namaz kıldık. Cami bahçesinde oturduğumuz sırada Muhsin Kargar Azad, yalnız ve yaya bulunduğumuz camiye geldi.

'5-10 grubumuz var'
Kendisiyle buluştuktan sonra camiden yukarıya doğru biraz yürüdük. Hürriyet Apartmanı'nın ikinci katına çıktık, 3 No'lu daireye girdik. Burada 45-50 yaşlarında sakallı iyi Türkçe bilen bir şahıs da vardı. Biz burada Muhsin Kargar Azad'la konuşurken, bir de resminden teşhis ettiğim Majit Sahadkar da geldi. O da bizim konuşmamıza katıldı. Bu arada resminden ev sahibi olarak teşhis ettiğim Ali Ashhaf da evde bir ara görüldü, ama pek yanımıza gelip oturmadı. Ben konuşma sırasında Azad'a bize sahip çıkmadıklarını, hep İran'ın menfaatine gelen konulara eğildiklerini ileri sürüp sert bir tavırla konuşma yaptım. Bunun üzerine yaşlı bir şahıs gayet yumuşak bir ses tonu ile 'sen daha İran devletini tanıyamamışsın, İran devleti kendisine sevgi ve sempati duyan herkese sahip çıkar, siz bu tavırlarınızdan vazgeçin, konuşun anlaşın' diye telkin edici sözler söyledi. Daha sonra söze karışan Majit Sahadkar, bana 'Siz kendinizi ne zannediyorsunuz, benim Türkiye'de iş yaptıracağım sizin gibi 5-10 grubum var. Ben iş yaptırırsam onlara da yaptırırım. Bizim gayemiz bozulan ilişkimizin yeniden hayata geçirilmesidir. Onun için sizinle burada buluştuk' dedi. 'Bu tür konuşmalarla sizinle biz bir yere varamayız' diyerek ben ve Tamer Aslan evden ayrıldık. Bu konuşma esnasında da bize eylem için herhangi bir teklif getirmediler."


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.