Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Ayşekadın mafyası

Çankaya'dan Güniz Sokak'a dönen ve sanırım orada bir süre Güzin Abla'yla dertleşmek durumunda kalacak olan eski Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'in sık sık söylediği bir laf vardı. 'Tarımda, dünyanın kendi kendisine yeten 7 ülkesinden biriyiz. ' Sonra bir gün tarım mühendisi bir arkadaşımla konuşmuştuk bu konuyu. Demişti ki; Demirel söylediği için kimse itiraz etmiyor ama böyle bir şey yok. Ne kendi kendimize yettiğimiz var, ne de sözü geçen bu 7 ülkenin hangileri olduğu konusunda somut bir bilgi... Yıllardır böyle avutulmuştuk. Demirel, 7 ülkeden biriyiz diyor ama asla diğer 6 ülkeyi söylemiyordu. Eh, pazara her çıktıklarında annelerimiz ayşekadın fasulye bulup alıyorlardı ya, biz de inanıyorduk buna. Yıllar geçti, Demirel evine döndü ve geldiğimiz nokta şu oldu. Mafya bolluğu konusunda dünyanın kendi kendisine yeten tek ülkesiyiz... Son Mercedes kazasında bir mafya daha duymuş olduk. Eski DGM başsavcısının yanındaki adam et mafyasıymış... Et mafyası! Protein mafyası da denilebilir. Ve yarın öbür gün et mafyasının kendi arasında dallara ayrıldığını da duyarsak şaşırmam. Ne? Yağsız dana kıyma mafyası gibi... Veya, kuzu pirzola mafyası, Arnavut ciğeri mafyası, kelle paça mafyası v.s... Mafya bolluğunun bir yansıması da televizyon dizileri halinde üstümüze saldırmakta. 'Deli Yürek'ten Memoli'ye, 'Eyvah Babam'dan 'Tatlı Kaçıklar'a kadar her tür dizide bir mafya takıntısıdır gitmekte.
Üzerine siyah takım elbise geçiren kendisini mafyaya atıyor...
Bir yazarın dramı... Yani ben! Demirel'den ayşekadın fasulyeye, oradan mafya bolluğuna uğranılarak kat edilen dolambaçlı bir yol, yani konuyu istenilen yere getirme sancısı... Dantel gibi örülmeye çalışılan doğru kurgulanmış bağlantılar silsilesi. Sanırım geldim. 'Fasulye' filminden söz edeceğim. Doğrusu televizyon dizileri de dahil olmak üzere baktığımız her yerde mafya gördükten sonra, gidilen Türk filminde de bir mafya parodisiyle karşılaşmak tatlı bir sürpriz olmuyor. 'Fasulye' filminin bana ilk hissettirdiği şey bir sinema filminden çok televizyon dizisi izliyormuşum duygusu oldu... Birer karikatür karesi halinde tek boyutta kalan karakterler, yanlış anlamalara dayalı olarak uzayan giden öykü ve diyaloglar, sadece popülist komiği yakalayabilme adına derinliksizce geçiştirilmiş, yine yanlış algılamalara bağlanan belden aşağı esprilerle çiçeklendirilmeye çalışılan 'Fasulye' ne yazık ki sinema adına meyve veremiyor ama pekâlâ hoş bir bulvar komedisi olabileceğini hissettiriyordu. Ama bunun yanında, takıldığım ve beni güldüren taraflarına da değinmem gerekir. Leman Dergisi'nin sinirli karakteri ulu bilge Dandoldenyus örneğinde olduğu gibi 'Fasulye'nin fasulyeden bilgesinde bilgeliğin alaya alınması, mafya babasının kadın terliği giymesi ve yine tetikçilerin üzerlerindeki Tweety'li tişörtler gibi 'karizmanın çatlatılmasına' yönelik durumlar, sinir bozucu ve dikkat edilmesi gereken bir mizah anlayışının esintilerini taşıyordu.
'Büyük' konulara el atıp 'büyük' mesajlar verme iddiasında olan kimi 'büyük' yönetmenlerin 'büyük' medyatik kampanyalı filmlerinin yanında mütevazı bir tavırla ortaya çıkan 'Fasulye'yi, -tüm zaaflarına karşın-
sözü geçen 'büyük'lere tercih ettiğimizi de belirtelim...


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.