![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Spor aşığı deliler! Radikal, diğer gazetelere benzemiyor. İçerik ve yazarlarının kendi istedikleri konuda istediklerini yazmalarına ilaveten, başka bir özelliği de var. Radikal'in okuyucusu, diğer gazetelere oranla, çok daha genç bir kitleden oluşuyor. Acaba, bu genç kitlenin yüzde kaçı, asıl anlamı ile spor yapmış ve hala yapıyor dersiniz? Sosyo-ekonomik koşullarının daha iyi olması nedeniyle, Radikal okuyucuları, Türkiye oranının üstünde yer alır diyebilirim. Zira, 65 milyonluk Türkiye'de yarım milyonun altında lisanslı sporcu varsa, Radikal okuyucuları arasında spor yapmış veya halen yapan grup da yüzde 5'in üstüne çıkamaz.Her zaman söylüyorum. Bizler, spor yapan değil, spor seyreden bir toplumuz diye. Ligdeki her takımın taraftarı var. Her futbol yıldızının tüm hayatını biliyoruz. Spor sayfaları ve saatleri, genelde futbolla dolu. Bunun bir nedeni de, kendimiz spor yapmadığımızdan dolayı, sporda başarılı olanla özleşmek istiyoruz. Bellek-altımızda, o yıldız şampiyonu kendi varlığımıza yakıştırıyoruz. Ama bu dünyada başkaları da var. Bunlardan, Boğaziçi Üniversitesi'nde atletizmin tekrardan canlanması için canla başla uğraşan Eksin kardeşleri ve Erkan Konak gibi öğrencilerin uğraşları yanında, Scott Boyd gibi, dağ bisikleti kadar Türkiye'nin dağını, taşını ve insanını seven bir spora deli gibi aşık olanları, bundan evvelki yazılarımda sizlerle tanıştırmıştım. Bugün de, başka bir spor aşığını, Tahir Sehlikoğlu'nu ele almak istiyorum. Adını bilmenize imkan yok. Tahir'i ben 30 yıldır pistlerden tanırım. Beyaz tenli ve sarışın olması nedeniyle ve biraz da ona benzediğinden dolayı kendisine, 1972 Olimpiyadları'nda 100 ve 200 metrelerde altın madalya kazanmış Rus atleti Borzov diye hitap ederdim. Ama, Tahir sürat koşucusu değildi. Kros yapardı. Tahir bugün 49 yaşında ve 16 yaşından 40 yaşına kadar da sokaklarda koşmaktan büyük zevk aldı. Dört kez Avrasya Maratonu'na katıldı. Tahir'e sorarsanız, 1972'den 1984'e kadar dört olimpiyad maratonu koştuğunu söyler. Tahir, milli takıma girecek bir kabileyete sahip olmadığı için, bu olimpiyadlara katılamadı. Ama, bu dört olimpiyadda, maratonun yapıldığı saatlerde, bulunduğu kentte, kendi başına maraton koştu. Tahir, bir süre sonra Ankara'dan İstanbul'a geldi. Sarıyer'de oturuyor ve Elmadağ'daki TED'de masörlük yapıyordu. Her sabah bu mesafeyi koşarak gelir ve koşarak giderdi. Bir keresinde, yağmur yağması nedeniyle, eve dönerken Taksim'den bindiği minibüs şoförü Tahir'den para almamıştı. "Hergün seni koşarken görüyor ve takdir ediyorum" demişti şoför. Tahir, iktisat mezunu, masörlüğü de spordan kopmamak için yapmıştı. İki yıl, futbol milli takımının masörlüğü sonunda bu işi bıraktı ve Bulgaristan'dan gazete kağıdı ve kereste getirme işine girdi. Şimdi ise, bir keresteci dükkanı var, çiğ ve pişmiş tavuk satan bir yerin de sahibi. Bu arada, Erzincan doğumlu Tahir, Bulgaristan'a gide gele, orada da tanınmış ve komşu Bulgaristan'da Türkçe öğreten 94 kurs açılmasına önayak olmuş. Bu kurslarda, resmi TÖMER kitabı okutuluyor. Katılanların çoğu, eski komünist rejim tarafından Türkçe öğrenmelerine engel olunmuş Türkler ve yüzde 40 düzeyinde de Türkiye ile iş yapmak veya Türkiye'de okumak isteyen Bulgarlardan oluşuyor. İşte size, spor aşığı bir deli. Tahir'e göre, 24 yıllık hayatındaki koştuğu toplam mesafe, ekvatoru dört buçuk kez dolaşmış. Tahir deli mi? Yok canım. Çoğumuzdan akıllı ve sevdiği sporu istediği kadar yapmış ve spordan aldığı olumlu unsurlarla kendini yetiştirmiş ve girdiği her işte başarılı olmuş, 49 yaşında ve kendine olduğu kadar etrafına da bir şeyler kazandırmak için hala yarışan bir sporcu. Keşke, hepimiz onun kadar deli olsak.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|