![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Muhtelif hadiseler Ankara'ya gelirken Ayfer Tunç'un son kitabı 'Aziz Bey Hadisesi'ni yanıma almıştım, Arada vakit bulursam okurum diye. İki üç sayfa sonra o vakti ne yapıp edip bizzat yaratmam gerektiğini anladım. Ankara'da ilk günüm tamamlandığında kitabım da bitmişti. Doğrusu biraz içim burkuldu, aslında bitmemesini, daha uzun sürmesini isterdim. İyi kitaplarda hep öyle olur.Ayfer Tunç, benim ta başından beri izlediğim ve beğendiğim bir yazardır. Ama 'Aziz Bey Hadisesi' karşımıza, tabir caizse, daha da yırtıcı bir yazar getiriyor. Tunç, Birhan Keskin'in onunla yaptığı bir söyleşide karakterleriyle özdeşleşmediğine dikkati çekiyordu. Onların acılı, trajik karakterler olması yazarlarını bağlamıyor. Niye bağlasın ki? Ayfer, kendisinin de söylediği gibi, o hüzünlü karakterlerin aksine neşeli, başarılı, hayatın hayhuyundan (tahminime göre, hâkim olma koşuluyla) keyif bile alan bir insan. Karakterleri için aynı şey söylenemez. Onların hepsi anlam veremedikleri ve baş edemedikleri bir dünyada yaşıyorlar. Bir kısmı kıyıcı (ya da zalim), bir kısmı ise mazlum. Ama kaderleri pek de farklı sayılmaz. Zaten aynı hikâye içinde bazen bir karakter hem zalim, hem mazlum olabiliyor. Maryam'ın kurbanı, Vuslat'ın celladı, cümle kadınları arkasından ağlatan, ikbal devrinde patronlarla sanatçıların yalvarmalarına kulak asmayan, ama sonra meyhaneci Zeki'nin hışmına uğrayan Tamburi Aziz Bey gibi. Aziz Bey, ömrünün son hadisesiyle kitaba adını veren şahıs. Okuyucu için de, öteki hikâyelere yönelik bir anahtar oluşturuyor. Aynı zamanda kitabın en uzun hikâyesi olan ilk hikâyeyi okuduğumda, Aziz Bey'in kesinlikle bu kitaptaki favori karakterim olacağını düşünmüştüm. Hani, en sevdiğim olmasa da beni en çok etkileyen karakter. 'Mikail'in Kalbi Durdu'yu okuyana kadar. Mikail, bu hikâyenin esas kahramanı değil. 'Esas çocuk', Semiramis'le yatmak dışında ne işe yaradığını kendisi de kestiremeyen genç bir adam. Bize Mikail'in trajik durumunu anlatan da o. Mikail'e, hayatının yoğun acılarla dolu bir döneminde yoldaşlık ediyoruz. Belki de bütün hayatı böyleydi, bilmiyoruz. Bizim tanığı olduğumuz bölüm ise, ancak 'nahak yere' ve 'nafile' sözcükleriyle tanımlanabilir. Ona bakarsanız, bütün karakterler için aynı şey söylenebilir. 'Aziz Bey Hadisesi'ne ilişkin bir diğer anahtar da, üç şahsın yazarlarının kafasında yazılmayı bekleyişlerini onlatan son hikâye 'Kırmızı Azap'ta. Belki de diğer hikâyelerde şahısları bu nahak yere ve nafile işlere mahkûm eden de hâkim-i mutlak, intikamcı bir tanrı değil, kontrol gücünü keyifle uygulayan bir yazardı. Olsun varsın. 'Aziz Bey Hadisesi'; diliyle, kurgusuyla, akışıyla, karakterleriyle o kadar iyi yazılmış ki... Yüreğimin birkaç kez gıptayla haset arasında gidip geldiğini itiraf edeyim. Ayfer geçen gün başka bir vesileyle başka birine 'Ben kolay kolay öykü beğenmem' diyordu. Der tabii. Bu kadar iyi yazıyor olsam, ben de beğenmem.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|