Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

İdeolojik değerlendirme

talkan@media.ankara.edu.tr
1960'lardan sonra başlayan ideolojik ağırlıklı siyaset bize pahalıya mal oldu. Ödediğimiz en önemli bedellerden birisi, sorunların hep ertelenmesiydi. Her sorunun nedeni 'düzen' olduğuna göre, nasıl olsa bir devrimle bütün sorunlar kökünden çözüleceği için, geçici ve yüzeysel sorunlarla uğraşmanın anlamı yoktu. 'İdarei maslahatçılar gerçek devrimci olamazlar'dı.
Bütün sorunların çözümünü, ne zaman geleceği belli olmayan bir devrim sonrasına ertelemek (bunu yalnız sol için değil, milliyetçi ve dinci sağ için de söylüyorum) aslında adı konmamış bir zihinsel tembellikten başka sonuç yaratmadı. Sorunları kendi başlarına ve kendi içlerinde çözümlemek, nedenlerini irdelemek, olası çözümler önermek yerine, hep kafamızdaki şablonlara göre çözümlemeler yaptık, hazır tedavi reçeteleri önerdik. Bu, kolay, rahat, emin ve içinde bulunduğumuz grupların alkışını alan kıvanç verici bir yoldu.
İdeolojiyi öne çıkaran siyasetin diğer bir sakıncası, insanları değerlendirirken, kendi meziyetlerine değil, bağlı oldukları akıma ve o akım içinde ne kadar önde olduklarına bakma alışkanlığımızdı.
Eğer solcuysak, sağda olan kişi ağzıyla kuş tutsa, dünyanın en yaman işini de yapsa, gözümüzde hiç değeri yoktu. Eğer dinciysek, laik eğilimli bir kişi ne derse desin, ne yaparsa yapsın, gözümüzde beş para etmezdi. İnsanları, gerçek yaşamın işlevsel gereksinmelerine bağlı olmadan, ideolojik yargılarımıza göre değerlendirdik. Kamu yönetiminde kadrolaşmanın ve verim düşüklüğünün en önemli nedenlerinden birisi bu eğilim oldu.
Son günlerde ideolojik siyasetin dar kalıplarının dışına çıkan bazı gelişmeler yaşanıyor. Bunlardan birisi Sayın Sezer'in cumhurbaşkanı seçilmesidir. Sayın Sezer, yalnız partilerin değil, farklı ideolojik eğilimlerin de ötesine geçerek seçilebilmiştir. Bu gelişmenin önemli olduğunu düşünüyorum. İnsanları sadece ideolojik eğilimlerine bakarak değil, 'birey' olarak da değerlendirme dönemine giriyor olabiliriz.
Siyasal düşünceler ve ideolojiler elbette önemlidir. Fakat, bu önem, liderlik konumuna ulaşmış insanların kişiliklerinin önemini gölgelememelidir.
Sadettin Tantan, ilginç bir kişi. Bazen (turistik yerlerde gürültü denetimi gibi) bazı konularda eleştirilere hedef olabiliyor. Fakat, dürüst ve görevini hakkıyla yapmaya çalışan bir siyasetçi olduğuna kuşku yok. Sevgili Uğur Mumcu'yu öldürenler gerçekten bulunduysa, bunda Tantan'ın rolü büyüktür. Siyasal görüş farklılıklarını bir kenara bırakarak kendisini desteklemeli, daha verimli çalışmasını sağlayacak bir ortam oluşturmalıyız.
Aynı gözlem Sayın Ecevit için de geçerli. Dürüstlüğünden kuşku duyulamayacak bir insan Ecevit. Son yirmi beş yıldır ülkemizi kasıp kavuran enflasyon felaketine karşı en tutarlı ve inatçı mücadeleyi veriyor. Bazı hataları olsa da, uzun erimli siyasal tercihleri desteklenmeyi hak ediyor.
İdeolojik siyasetin, bireyin özelliklerini gölgeleyen zihinsel alışkanlıklarını bir yana bırakıp, kişileri bütüncül özellikleriyle değerlendirmeye başlasak iyi olacak. Dürüst, çalışkan, ilkeli liderler; en az ideolojik tercihler kadar önemlidir sanıyorum.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.