![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
'Ege Denizi 2000' Geçen hafta, 5-7 Mayıs günlerinde, Bodrum'da, The Aegean Sea 2000 (Ege Denizi 2000) başlıklı bir uluslararası deniz hukuku konferansı düzenledi. Bu konferansı düzenleyen Türk Deniz Araştırmaları Vakfı, konferansta sunulan tebliğleri bir kitap halinde basarak, daha da yararlı bir işi gerçekleştirmiş.Konferansta sunulan tebliğler ağırlıklı olarak, Ege ile ilgili pozitif bilimler ve uluslararası hukuk bakımından yapılan incelemelere ayrılmıştı. Belli bir konuya ilişkin sorunların farklı açılardan incelenip tartışılacağı bir konferansın düzenlenmesi bakımından, elbette böyle bir plan yapılması gerekiyor. Fakat öte yandan, devletlerarası ilişkilerde, söz konusu bilimsel araştırmaların bizzat kendisinin de siyasi bir nitelik göstermediğini iddia etmek hiç de kolay değildir. Bu, her şeyden önce, bizzat bu araştırmaların sağlıklı bir biçimde gerçekleştirilme koşulları bakımından ortaya çıkar. Siyasi veya hukuki nedenlerle devletler arasında uyuşmazlık konusu olan alanlarda böyle bir araştırmayı yapabilmek bile, başlı başına bir sürtüşme ya da bu uyuşmazlığa dahil örnek olaylar manzumesini genişletici bir neden olarak görülebilir. Bu genel sorun, elbette Ege'deki geniş uyuşmazlık konuları bakımından da söz konusudur. Karasularının Yunanistan tarafından 6 deniz milinin ötesinde genişletilmesi olasılığı: Ege'ye kıyıdaş iki ülkenin arasındaki deniz sınırının açıkça belirlenmesi; kıta sahanlığının sınırlandırılması; genel uluslararası uygulamanın aksine, Yunanistan'ın, karasularından daha geniş bir hava sahasına (10 deniz mili) sahip olması; Doğu Ege adalarının askersizleştirilmesi ve silahsızlandırılmasıyla ilgili sorunlar, iki ülke arasında, Ege'deki temel uyuşmazlık konularını oluşturuyor. Ancak, bu uyuşmazlıklar manzumesinin sadece Türkiye tarafından yapılan bir tanıma bağlı görülmesi, Yunanistan tarafından paylaşılmaması da başka bir gerçek. Bilindiği gibi, Yunanistan'ın Ege'deki uyuşmazlıklar konusundaki tanımı bundan farklı. Ülkedeki genel seçimlerden sonra hükümet adına yapılan açıklamalarda da belirtildiği gibi, Yunanistan'ın bu konuya ilişkin açıklanan resmi görüşü, Ege'de iki ülke arasındaki başlıca uyuşmazlık konusunun kıta sahanlığının sınırlandırılmasıyla ilgili olduğu yönündedir. Böylece, uluslararasında bir uyuşmazlığın çözümü için gösterilecek gayretlerin ilk evresinde, başka bir deyişle daha 'uyuşmazlığın tanımı' konusunda bir ön uyuşmazlıkla karşı karşıya kalmak söz konusu olabilir. Bunu hemen takip edecek bir diğer uyuşmazlık konusu ise, bu konuda başvurulacak çözüm yöntemiyle ilgilidir. Birleşmiş Milletler Şartı'nın 33. maddesinde gösterildiği gibi, uluslararası hukuk, uyuşmazlıkların çözümü konusunda geniş bir yöntemler demetinden yararlanmaya müsaittir. Bu noktada, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği konusundaki adaylığının da kabul edildiği Helsinki zirvesi kararları arasında, sadece Uluslararası Adalet Divanı'na atıfta bulunulması, en azından uluslararası hukukun sağladığı ve hukuken etkisi tartışılamayacak diğer çözüm olanaklarının ihmali, siyaseten olmasa da, hukuken çok anlaşılır gibi görünmüyor. Öte yandan, iki ülke arasında Ege'de, şu ya da bu biçimde tanımlanan bu uyuşmazlık, konularının doğrudan doğruya ele alınmasından önce, en azından bunu gerçekleştirebilecek bir anlayış ve iyi niyet zeminini taraflar arasında oluşturabilmek için gösterilecek çabalara da dikkat çekilir. Günümüzün uluslararası hukukunda, ilgili taraflar arasında 'güven oluşturucu ya da artırıcı tedbirler'in etkili olarak uygulanması, artık sadece siyasi bir ilişki tarzı olmaktan çok, hukuki bir niteliğe de sahip kabul edilir. Ama son tahlilde, asıl uyuşmazlık konularının ele alınmasının da, bu sayede bilinmeyen bir geleceğe ertelenmesi elbette düşünülemez. Ve asıl iyi niyet ve anlayışın karşılıklı olarak ortaya konulması da o evrede daha büyük bir anlam kazanır. Zira bu evrede, örneğin bir uluslararası hukuk kuralının 'iyi niyet' ilkesi ve 'uzlaşma' tavrı ışığında nasıl uygulanmasına ilişkin yerleşik hukuk kurallarının yorumu, objektif olarak belirlenebilecek bir konudur. Bu durum, Ege Denizi gibi, coğrafi bakımdan ayrıksı birtakım özellikleri bulunan denizlerle ilgili uyuşmazlıkların giderilmesi konusunda, ilgili hukuk kurallarının bu bağlamda yorumlanmasını bir öncelik haline getirir.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|