Mali suçlarda zamanMaliye Bakanı Oral, mali suçlardaki incelemelerin diğer suçlara göre çok daha fazla zaman aldığını belirterek, 'Kara para konusundaki mücadelemiz büyük başarıyla devam ediyor' dedi Tuncay ÖZKAN
Geçen hafta perşembe günkü yazıma, Maliye Bakanı Sümer Oral'dan bir açıklama geldi. Açıklamayı, yanıt hakkımı ilerde kullanmak üzere şimdi aynen yayımlıyorum:
Sayın Özkan;
04 Mayıs 2000 tarihli Radikal gazetesinin 'PERDE ARKASI' sütunundaki yazınızı özenle okudum. Aşağıda sunduğum açıklamam, yazılanları tekzip kastının çok ötesinde olup, değindiğiniz her ciddi hususta 'sizi ve takdiri halinde kamuoyumuzu' doğru bilgilendirmek va aydınlatmak icabıdır. Ben, Sümer Oral olmak şansını Türk kamuoyuna borçluyum. Dürüstçe yüzleşmekten asla kaçmam. Şunu gördüm, günümüzde yapılacak tercih kayıtsızlıkla - sorumluluk arasındaki bir tercihtir. Ben, kayıtsızlık ile sorumluluk arasındaki tercihini yapmış bir siyasetçiyim. Zaten bir siyasetçinin hayatında bundan daha kısa yollar da yoktur.
Kime kadar giderse gitsin, nereye kadar giderse gitsin, tercihim sorumluluktan yanadır. Hizmetimde iddialıyım. Hedefime doğru ilerliyorum. Türkiye bu hedefe mutlaka varacaktır. Fotoğrafınız ise bende bıraktığı manevi acıyı hiçbir tazminat karşılığı ödeyemeyecek kadar bedeli yüksek bir tablo olarak önümde duruyor. Yazınızda yer alan iddiaları aşağıda cevaplıyorum.Bakan'ın açıklaması Yazınızda belirtildiği şekilde, ekonomik suçlarla ilgili olarak başlatılan mücadelenin yarım kalması diye bir durum söz konusu değildir. Ancak bu suçların kovuşturulması, diğer adli suçlara nazaran zaman almaktadır.
Ekonomik suçların araştırılması, özellikle kayıtdışı ve nakit ekonomisinin yüksek oranlara ulaştığı gelişmekte olan diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de uzun zaman almakta, nitelik olarak güçlükler arz etmektedir. Buradaki sorun Mali Suçları
Araştırma Kurulu'ndan (MASAK) kaynaklanmayıp, 'delillendirme' (ispat yükümlülüğü) noktasında ülkenin ve yürürlükteki hukuk sisteminin genel bir sorunudur. Zira kara para kayıtdışı ortamda cereyan etmekte iken, mali suçların ispatı ancak kayıtlı sistem içerisindeki maddi delillerle mümkün olmaktadır. İncelemeler hızlı yürüyor Sütununuzda üç yıl önce 256 mali suç dosyası ile ilgilenildiği ve bu dosyalardan 30'unun sonuçlandırıldığı belirtilmektedir. MASAK'ın faaliyete geçtiği 17.02.1997 tarihinden, 57. hükümetin göreve başladığı 29.05.1999 tarihine kadar geçen sürede başlatılan ve kanunun 3. maddesinde belirtilen merkez inceleme elemanlarınca yürütülen inceleme sayısı 88 iken, 29.05.1999 tarihinden bugüne kadar 66 inceleme başlatılmıştır. Başlatılan incelemelerden ilk dönemde 27'si, daha sonraki dönemde ise 21'i tamamlanmıştır. Zaman aşımı iddiası geçersizdir Öte yandan aynı dönemler itibariyle MASAK bünyesinde ilk dönemde 89, izleyen dönemde 35 ön inceleme başlatılmış, başlatılan ön incelemelerden 60'ı ilk dönemde, 43'ü bakanlığım döneminde tamamlanmıştır.
Bakanlığımız bünyesinde kovuşturulan hiçbir olayın zaman aşımına uğraması bahis konusu olmayıp, ivedilikle tamamlanması için azami gayret gösterilen inceleme ve araştırmalar, sonuçlandığı anda gereğinin yapılmasını teminen ilgili birimlere intikal ettirilmektedir. Kaldı ki karapara aklama suçunun karmaşık yapısından ve genellikle sınır aşan özelliğinden dolayı, ortaya çıkarılmasında karşılaşılabilecek güçlükler nedeniyle zaman aşımı süresi 10 yıl olarak belirlenmiş olup, keza vergi incelemeleri için de 5 yıllık bir zaman aşımı süresi mevcuttur ve bilindiği üzere dava açılması zaman aşımı süresini kesmektedir. Yazınızda MASAK'ın 'Dış Temasları' noktasında eleştirilen konu aslında dünya arenasında ülkemizin karapara ile mücadelede etkin ülkeler arasında sayılmasını sağlayan önemli bir başarıdır. MASAK'ın yoğun çabası Ülkemiz Haziran 1997'de FATF'nin 40 tavsiyesinin 21. maddesi gereğince yaptırım uygulanacak ülkeler arasında iken, bugün bakanlığımızın ve MASAK'ın yoğun çabaları sonucunda FATF'nin 40 tavsiyesine tam uyum sağlanmış ve bu çalışmaların uluslararası toplantılarda çetin müzakerelerde anlatılması sonucu yaptırım kararı kaldırılmıştır. Hatta 3 yıl önce hakkında yaptırım kararı alınan ülkemiz, uluslararası alanda gösterilen bu çabalar sonucunda diğer üye ülkelerin tavsiyelere uyumunu denetleyen gözlemci ülkeler konumuna gelmiş olup Mart 1998'de FATF çalışmaları çerçevesinde Danimarka ve Almanya ile birlikte Finlandiya'nın yerinde incelemesine katılmış ve bu ülkenin inceleme raporunu düzenlemiştir. Kaldı ki bu toplantılar mevzuat düzenlemeleri ve ülke uygulamaları konusundaki gelişmelerin tartışıldığı, 40 tavsiyeye uyum düzeylerinin birebir irdelendiği, Mali İstihbarat Birimleri'nin (FIU) karşılıklı bilgi alışverişinde bulunduğu başkanlar ve uzmanlar düzeyinde toplantılardır. Bu toplantılara katılmak Birleşmiş Milletler Suçun Önlenmesi ve Ceza Adaleti Komisyonu (SÖCAK) bünyesinde kararlaştırılan ve taraf olacağımız Sınıraşan Organize Suçlarla Mücadele Sözleşmesi (SASMUS) gibi çalışmaların bir gereğidir. Ülkemizin üyesi bulunduğu FATF'nin her yıl üç kez düzenlenen genel kurul toplantıları, yine her yıl düzenlenen tipoloji toplantıları ile ülkelerin mali istihbarat birimlerinin oluşturduğu Egmont Grup toplantılarına katılma gereği de yine bu oluşumlara üyeliğimizin bir sonucudur. Karapara cenneti imajı siliniyor Diğer yandan sınıraşan suçlar ve bunlarla mücadele konusunda yapılan ve bütün gelişmiş ülkelerin iştirak ettiği bu toplantılara katılmamak ülkemizin bu konularda isteksiz davrandığı gibi yanlış bir imaj oluşturacaktır. Ayrıca karapara aklama suçunun genellikle sınıraşan bir suç olma özelliği dikkate alınırsa, uluslararası ilişkilerin olmazsa olmaz bir zorunluluk olduğu tartışmasızdır. Bunu temin etmenin yolu da uluslararası girişim ve oluşumlara azami düzeyde aktif katılım sağlanması ile mümkündür. MASAK'ın, kurulduğu günden bu yana 40 tavsiyeye uyum konusunda gösterdiği büyük gayret ve ilgili uluslararası kuruluşlar nezdinde yaptığı çalışmalar sayesinde, Batılı kamuoyu nezdindeki ülkemizin karapara aklama cenneti olma şeklindeki imajını düzeltmekte önemli katkıları olmuştur.
Yazınızda sözü geçen konulara 27.12. 1999 günü TBMM Genel Kurulu'ndaki bütçe müzakereleri dolayısıyla tarafımdan temas edilmiştir. Ayrıca, 01.02.2000 tarihli basın toplantısı ile aynı konuda kamuoyumuz bir kez daha aydınlatılmıştır. 4208 sayılı kanunun 6. maddesindeki hüküm bulan sır saklama yükümlülüğünün sınırları içinde yapılan TBMM'deki bu açıklama, televizyondan naklen kamuoyuna da duyurulmuştur. İşler lafta kalmıyor Diğer yandan Ömer Lütfü Topal ve Sudi Özkan hakkında yazılan raporlar konusunda hiçbir şey yapılmadığı, Orhan Aslıtürk ile ilgili dosyaların ise rafa kaldırıldığı iddiaları tamamen geçersizdir.
Bu incelemelerle ilgili olarak; Ömer Lütfü Topal'ın şirketlerinde 23.01.1997 tarihinde başlatılan ön incelemede elde edilen bulgular doğrultusunda, 05.03.1998 tarihinde Türkiye genelinde talih oyunu salonları işleten mükellefler nezdinde toplu inceleme başlatılmıştır. Ömer Lütfü Topal'ın ortağı olduğu şirketler nezdinde 7 hesap uzmanından oluşan bir ekip tarafından yapılan incelemeler sonucu, 1993 - 1997 yıllarına ilişkin olarak salınan vergi ve cezalar Eylül ve Kasım 1999 aylarında vergi dairesince mükellefe tebliğ edilmiştir. Yapılan vergi ve ceza tarhiyatları için mükellef uzlaşma talebinde bulunmuş, uzlaşmanın vaki olmaması üzerine 2000 yılı ocak ve şubat aylarında vergi mahkemesi nezdinde tarhiyata itiraz etmişlerdir. İhtilaf halen mahkemede devam etmektedir. Esasen daha önceden vergi ve ceza alacağının teminat altına alınması amacıyla mükellefin menkul ve gayrimenkul malvarlığına borcuna yetecek miktarda ihtiyati haciz uygulanmıştır. Özkan ve Aslıtürk Sudi Özkan'ın ortağı olduğu şirketler nezdinde yapılan incelemeler 5 hesap uzmanından oluşan ekip tarafından 19.03. 1998 tarihinde başlatılmış, düzenlenen vergi inceleme raporlarına göre hesaplanan vergi ve cezalar mükellefe 24.04.2000 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellefin salınan vergi ve cezalara dava açma ya da uzlaşma talep etme süresi henüz dolmamıştır. Anılan mükellefin menkul ve gayrimenkul mallarına vergi alacağını teminat altına almak amacıyla aynı şekilde ihtiyati haciz uygulanmıştır.
Barbaros Holding (Orhan Aslıtürk) nezdindeki inceleme ve araştırmalar tamamlanmış olup, yapılan tespitler çerçevesinde alt firmalar nezdindeki karşıt incelemeler sürdürülmektedir. Haziran ayı içinde 'Vergi Tekniği Raporu'nun düzenlenmesine başlanacak ve bu ana raporu, sırasıyla tüm alt firmalar adına düzenlenecek 'tarhiyat raporar' izleyecektir. Muhtemel vergi ve ceza alacağını teminat altına almak amacıyla mükellefin ve incelenen şirketlerin mal varlığına ihtiyati haciz uygulanmış bulunmaktadır."
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.
|