Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Ayşekadın mı çalı mı?

'Fasulye', yerli filmlere olan ilgiden nasibini alamadı. Çoğu eleştirmenin, köşe yazarlarının desteği seyirciyi etkilemedi ve filmi iki haftada sadece 25 bin 565 kişi izledi. Bu durum seyircinin kendi damak zevkini oluşturduğuna yorulabilir
GÜL ALTAN
İSTANBUL - İlk sinema deneyimlerini gerçekleştirirken Robert Kolejli bir grup genç acaba hakkında bu kadar yazılıp çizilecek bir filme imza attıklarını düşünmüşler miydi? Evet, 'Fasulye' cinselliğe ve küfürlere sırtını dayamadan güldürmeyi ve eğlendirmeyi hedefledi. Yönetmenliğini Bora Tekay'ın yaptığı, senaryosunu ise Haluk Özenç'in yazdığı yapımın, başlarda sadece bir öğrenci filmi olması planlanmıştı. Bülent Kayabaş, Haluk Bilginer, Burak Sergen, Elvin Beşikçioğlu gibi
önemli isimlerin yanında Özlem Eren, Selim Erdoğan, Haluk Özenç gibi gençler de şansını denedi. Medyanın bu kadar üzerine eğilmesine rağmen 30 kopyayla iki haftada 25 bin 565 kişiyle 'Fasulye' gişede pek de iyi gitmiyor. Filmin ilanlarının gazetelerden yavaş yavaş kalktığına bakılırsa da üçüncü haftasını görüp göremeyeceği şüphe götürür. Büyük ihtimalle metropol sinemalarından çıkıp daha küçük Anadolu sinemalarına doğru yola koyulacak.
Birçok sinema eleştirmeninin yanında Hıncal Uluç, Haşmet Babaoğlu, Haluk Şahin gibi köşe yazarları 'Fasulye'den övgüyle bahsetti. Bu durum eleştirmenlerin değil de 'sözde' halkın beğenisini yansıtan köşe yazarlarının övgüyle bahsettiği filmler gişede başarılı oluyor söylentisine de ters düşüyor. Ortada bir terslik var ama ne?

Eleştirmenler ne demişti?..
Sinema yazarlarının filmle ilgili görüşlerine bir göz atacak olursak... Atilla Dorsay, 'Kim fasulye sevmez ki?' başlıklı yazısında adeta bir bir 'Fasulye'nin faydalarını sıralamıştı. 'Her şeyin kusursuz olmadığını' belirtmekle beraber Dorsay, 'kusurların büyütülmemesi' gerektiğini düşünüyor, seyirciyi yeni ve taptaze bir komedi filmine davet ediyordu. Tunca Arslan, 'Fasulye'nin 'Arkadaş hatırına da olsa övgülere boğulmasını, önerilmesini ve seyirciye canı gönülden tavsiye edilmesini çok şaşırtıcı buluyordu. 'Cinsellik sömürüsünden ve küfür kullanımından vazgeçildiği gibi, filmin onda dokuzundan da vazgeçilmeliydi' Arslan'a göre...
Sevin Okyay, bu tarz komedileri sevmemesine ve 'yönetmen ya da oyunculardan hiçbirini tanımamasına rağmen' 'Fasulye'yi başarılı bir ilk film olarak görüyordu. Konsey ekibinin Türkiye'ye özgü bir durum komedisi yapmayı amaçlamış olduğunu söyleyen Zarife Öztürk, 'Fasulye'nin bazen zeki ve ince, bazen de gayet kaba olan esprileriyle, bizi son zamanlarda güldürmeyi amaçlayan birçok filmden daha yoğun bir şekilde güldürdüğünü belirtiyordu. Uğur Vardan, Yeni Binyıl'daki yazısında, 'Fasulye'nin ilk filmin bilinen bütün handikaplarını taşıdığına değiniyordu. Avantajı ise senaryosuydu, ancak özellikle finalde amatör işi sıradan çözümlere başvuruluyor, bilindik klişelerle filmin zekâsına ihanet ediliyordu.
Sinema yazarlarında durum bu. Bazı kusurlarına değinmelerine rağmen, yazarların çoğu 'Fasulye'den övgüyle söz ediyor. Peki filmin gişe başarısızlığının açıklaması ne olabilir? Örneğin Gani Müjde'nin 'Kahpe Bizans'ı, rol alan birbirinden medyatik isimleriyle, çekimlerine başlanmadan önce bile medyanın gözbebeğiydi. Filmin başarısını buna bağlayan yazar ve seyirci sayısı da küçümsenecek gibi değildi. Ama sonuç inkâr edilemezdi: 'Kahpe Bizans', 'Eşkıya'nın yaklaşık 2 milyon 500 bin olan ve kolay kolay kırılamayacak rekorunu dört ay gibi kısa bir sürede yakaladı, geçiyor. Son yıllarda artan yerli sinema yapımları belki de seyircinin kendi damak zevkini oluşturmasına ve gözü kapalı bir şekilde kendine belletilmeye çalışılana aldırmamasına neden oluyor.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.