Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

İçinden üç geçen üç film bir arada!

Haber ResmiTunca ARSLAN
Festival sonrasının 'film bolluğu' içinde seyretmeye değil
ama yazmaya fırsat bulamadığım üç filmden gecikmeli de olsa söz etmek istiyorum bugün. Çeşitli açılardan ilginç bulduğum 'Çığlık 3', 'Pi' ve 'Üç Kral'ın bu köşede yer almamalarına gönlüm razı olmadı doğrusu. Yer ve filmlerin gösterim zamanı kısıtlı olduğu için de 'üç film birden' yapmaya karar verdim.
Wes Craven 'Çığlık 3'ü bir devam filminden çok 'üçlemenin son halkası' niteliğine büründürmüş. İlk iki filmle Craven'in 'korkuturken düşündürmek' hedefine ulaşmasına yardımcı olanların, bu bölümden de hoşnut kalacaklarına kuşku yok.
Olaylar, bahtsız kız Sidney'in yaşadığı dehşet verici olayları konu olan 'Bıçaklama-Stab 3' filminin çekimleri sırasında gelişiyor. Yani Craven, baştanberi sinemayla iç içe düşündüğü, korku sineması tarihine göndermelerle ördüğü 'Çığlık' öyküsünü, küçük ekran ve sinema salonundan çıkartıp doğrudan doğruya bir film setinin içinde kurmuş bir kez. Dolayısıyla esrarengiz katilin de keyfi yerinde. Karşısında hem gerçek kurbanlar, hem de 'Stab 3'de onları canlandıran oyuncular yer alıyor çünkü. Craven, suya bir taş attı ve oluşan iç içe dalgaları hepimiz hayranlıkla seyretmeyi sürdürüyoruz. 'Geçmiş asla ölmez, hatta geçmez bile' diye düşünenlerdenseniz, 'Çığlık 3'ün korku sineması ve kendi kısa geçmişiyle bugün arasında sağlam köprüler kuran kaliteli bir korku filmi olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Bunun gibi, matematiğin de bir sanat olduğuna, estetik değer taşıdığına inanıyorsanız, yönetmenliğini Darren Aronofsky'nin yaptığı bağımsız sinema örneği 'Pi'yi kaçırmayın. Çünkü deliliğin eşiğine gelmiş bir matematikçinin öyküsünden üstetik hazlar alabilir, derin düşüncelere dalabilirsiniz. Düşünce ve semboller dünyasının gizlerine kapılarak inzivaya çekilmiş en yakın dostu odasındaki bilgisayar olan genç bir matematikçinin, rakamlar, sırlar, borsacılar ve Tevrat'ın matematik denklemi olduğuna inanan dincilerle boğuşmasını anlatan film, siyah-beyaz renkleri, ilginç çekimleri ve kurgusuyla neresinden bakılsa hayli enteresan görünüyor. 3.141592653... ve umarım rakamların bilgisayar ekranında durduğu gibi durmadığını anladığınızdan her şey çok geç olmaz!
Gelelim Körfez Savaşı sonrasında Irak çöllerinde yaşananlara... 1994 tarihli komedi filmi 'Spanking the Morkey'den başka bir çalışmasını
anımsamadığım David O. Russell'in, 'Üç Kral'ı, tabii ki Saddam Hüseyin'e asla prim vermiyor ama Amerikan askerlerine 'Biz burada ne yapıyoruz'u sordurtarak, özellikle Irak halkının yaşadığı acıların çetelesini çıkartıyor. Film, duygusal yükü daha çok Saddam'a isyan eden ve Bush'tan medet umup hayal kırıklığına uğrayan Şii'lerin üzerine yıkmış. Irak'ın el koyduğu Kuveyt altınlarını yürütmeye çalışan ABD askerlerinin serüveni, 'Medya Savaşları' vurgularında ve sorgu sahnesinde olduğu gibi önemli 'yüzleşmeler' içeriyor, kimi politik gerçeklere parmak basıyor. George Clooney'in de bu yarı-komedide hayli başarılı olduğu söylenebilir.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.