![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
90 dakika7. Dakika. Boğaz'da, deniz kenarında park etmiş bir arabada tek başına bir adam cep telefonunun tuşlarına basıyor... Adamın bulunduğu yerin tam karşısında, öbür yakada bir evde, elindeki kitaba dalmış bir kadın koltuğuna gömülmüş okuyor. Onun da televizyonu açık ama sesi kapatılmış. Birden bire çalmaya başlayan telefona tepkiyle kitaptan başını kaldırdığında, kadın, ekranda, Taffarel'in köşeye giden bir topu, inanılmaz bir refleksle kurtardığını görüyor... Telefonun düzenli aralıklarla tekrarlanan sesine aldırmıyor, o da tıpkı bir kaleci gibi, yalnızlığının kalesini korumakta kararlı... Hayali bir top, doksan dakika boyunca Boğaz'ın iki yakası arasında gidip geliyor... 39. Dakika. Alt kattan gelen tok bir sesle irkilen müze bekçisi bir eline fenerini diğerine radyosunu alıp çıkıyor. Spikerin sesi müzenin karanlık koridorları boyunca el fenerinin açtığı yolda yankılanıyor. Kopenhang'dan gelen uğultulu ses şimdi mermer lahitlerin, heykellerin olduğu katta. Fenerin ışığı köşe bucağı, toprak tabletleri, cam bölmelerde saklanan heykelcikleri, sikkeleri tek tek aydınlatıyor... O sırada Okan, Hakan Şükür'den aldığı pasla ceza yayının hemen önünden çok sert bir şut çekiyor, top direkte patlıyor... Bekçi, birden, ayağına takılan bir şeyle kendine geliyor. Daha birkaç gün önce galeriye getirilen bir büstün kaidesinden düşüp tuzla buz olduğunu ve kırıkların neredeyse bütün bir salonu doldurduğunu fark ediyor. 44. Dakika. Capone, Hagi'nin kullandığı korner atışında kendini unutturup arka direğe koşuyor, top havada bir kavis çizip kaleciyi, defans oyuncularını, topa hamle yapan Hakan'ı, Marcio'yu, Bülent'i geçip Capone'nin önüne düşüyor. O şimdi kaleci ile karşı karşıya... Sol ayağı topa doğru hızla yaklaşıyor... O anda bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde yatan ve üç dört saat önce ameliyattan çıkmış bir hasta narkozun etkisinden kurtulup gözlerini açıyor. Çok uzaklardan gelen boğuk bir patlama işitiyor... Sesin hâlâ atmakta olan kalbinden geldiğine inanıyor, gülümsüyor ve yeniden gözlerini kapıyor... 87. Dakika. New York. Brooklyn'de bir adam, sıcaktan bunalmış bir halde kendini bir pub'a atıyor. İçerisini öğle yemeği için gelmiş insanlar hınca hınç doldurmuş... Adam bardaki tek boş yere oturuyor. Soğuk bir bira yanında tavuklu sandviç ısmarlıyor, barmen onun siparişini hazırlarken TV'nin uzaktan kumandasına dokunup kanal değiştiriyor. Adamımız elini gömleğinin sol üst cebinde terden ıslanmış sigara paketine uzattığında ekranda Hagi'nin derinlemesine attığı pasa, peşine iki Arsenal'liyi de takmış, koşan Hakan'ı görüyor... Hakan ceza sahasına girmeden, öne çıkmış kalecinin üstünden topu bomboş kaleye şandellediğinde, adam sevinçle yerinden fırlıyor... 90+4. Dakika. Hakem elini indirip şampiyonu gösteriyor...
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|