Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Hangisi?

Pazartesi günkü yazımda, tasarruf sahiplerinin davranışları ile bankaların davranışlarının neredeyse 180 derece farklı olduğu notunu düşümüş ve bu konuyu biraz daha açma sözü vermiştim. Bana oldukça ilginç geliyor bu olgu. Ekonomideki farlı aktörlerin, mevcut ekonomik koşulları ve yakın geleceği çok farklı biçimde algıladıklarını gösteriyor. Acaba, kesimlerden biri akılcı mı davranmıyor? Yoksa, bankaların ve tasarruf sahiplerinin bekleyişlerini oluştururken sahip oldukları bilgi demeti mi çok farklı? Ya da, her ikisi de mi?
Hiç şüphesiz, bu soruları yanıtlama çabası ilginç bir akademik çalışmaya temel oluşturabilir. Benim buradaki amacım, sadece bu olguya dikkat çekmek. Yanıtlar, şimdilik bende de yok.
Aşağıdaki tabloda, 1990-1999 dönemine ait bazı veriler yer alıyor. ikinci sütunda, yurtiçinde yerleşiklerin döviz mevduat hesapları (DMH) milyon dolar olarak veriliyor. Hemen yanındaki sütunda, döviz mevduat hesaplarındaki artış yüzde olarak gösteriliyor. Dördüncü sütunda, DMH/T başlığı altında, döviz mevduat hesaplarının toplam mevduat hesapları içindeki payı yer alıyor. Bankalarımızın konsolide edilmiş bilançosundan elde edilen, yabancı para cinsinden varlıkların yabancı para cinsinden borçlara oranı (AP) da izleyen sütunda veriliyor. Bu son büyüklük, bankaların döviz açık pozisyonlarının kaba bir göstergesi. Bu verinin kaynağı Türkiye Bankalar Birliği'nin web sayfası. Kaba bir gösterge, çünkü, bankaların çok farklı açık pozisyon verme yöntemleri var ve muhtemelen bilançodan bunları okumak mümkün değil.
DMH Artış DMH/T AP
(milyon $) (%) (%) (%)
1990 6021 21.4 26.8 -
1991 9077 50.8 34.0 90.0
1992 12400 36.6 39.2 86.8
1993 16674 34.5 45.2 84.6
1994 16200 -2.8 51.6 96.5
1995 22063 36.2 52.0 90.6
1996 24096 9.2 48.4 93.6
1997 28651 18.9 49.8 89.6
1998 30942 8.0 45.9 84.9
1999 37806 22.2 48.8 -
Hemen dikkati çeken özellik şu: 1994 krizine kadar olan dönemde döviz mevduat hesapları ve bu hesapların toplam mevduat içindeki payı süratle artıyor. Buna karşılık, bankaların döviz açık pozizyonları da sürekli artıyor. Diğer bir deyişle, tasarruf sahipleri tasarruflarını giderek daha fazla oranda döviz olarak tutmayı tercih ederken, bankalar tersini yapıyor. Kriz ve kriz sonrası dönemi dışarıda tutunca, benzer bir eğilim, aynı keskinlikle olmamakla birlikte, izleyen dönemde de ortaya çıkıyor.
Hatırlarsanız, geçen hafta, yılın ilk dört ayında tasarruf sahiplerinin giderek kısa vadeye yöneldiklerini vurgulamıştım. 21 Nisan itibarıyla, yılbaşına göre, vadesiz mevduat yüzde 14,9, repolar ise yüzde 72,8 oranında artmıştı. Buna karşılık vadeli mevduattaki artış sadece yüzde 0,8 idi. Bankaların bilançolarına ait güncel verilerin olmamasına karşın, Hazine ihalelerindeki vade uzamasından, bankaların en azından tasarruf sahipleri gibi davranmadıklarını söyleyebiliriz.
Enflasyonun ve faizlerin sürekli düşmesinin beklendiği bir ekonomide ilginç bir gelişme değil mi? Yoksa bankalar bu bekleyiş içindeyken, tasarruf sahiplerimiz farklı bir bekleyişe mi sahip? Bakalım kim kazançlı çıkacak?


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.