Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

'Hukuksuz özgürlük olmaz' diyen cumhurbaşkanı

ismet.berkan@radikal.com.tr
Ankara dün epey şenlikliydi. Sabah saatleriyle başlayalım. Bir yanda Süleyman Demirel'in evinin bulunduğu sokağa gül suları döken, konu komşu demeden herkesin otomobilini
4 ton gül suyuyla yıkayan İslamköy Belediyesi aracı, bir yanda yeni Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer için protokol görevlilerinin telaşlı hazırlıkları...
Ortalık saat 14.00'e doğru hareketlenmeye başladı. Meclis'te milletvekilleri akşam Ahmet Necdet Sezer tarafından verilen resepsiyona davet edilmedikleri için tepkiliydi. Protesto hazırlıkları vardı. Grup Başkanvekilleri araya girdi, protestolar önlendi. Ama yeni cumhurbaşkanı da göreve kendisini seçen milletvekillerinin çağrılmadığı bir resepsiyonla başlamış oldu.
Kapıda tören kıtası hazırlanmıştı ve Sezer Meclis'e bekleniyordu. Saat 14.30'u biraz geçerken Sezer Meclis'in A Kapısı'nda aracından indi ve Meclis Başkanvekili Vecdi Gönül'le birlikte yürüyerek tören kıtasının ön,ne geldi. Burada Sezer hayatında ilk kez 'Merhaba asker' diye seslendi, 'Sağol' cevabını aldıktan sonra da Meclis'e girdi.
Yemin töreni hayli kalabalıktı. Hem milletvekilleri neredeyse tam kadro salondaydı, hem de kordiplomatikten yüksek bürokrasiye ve Genelkurmay Başkanı Orgenerak Hüseyin Kıvrıkoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Rasim Betir'e dek geniş bir kadro töreni izlemeye gelmişti.
Sezer yemin ettikten sonra teşekkür konuşmasını yaptı. Meclis'e hayatında ilk kez hitap eden Sezer'in konuşmasında bana göre en önemli bölümleri, laikliğin demokrasinin altyapısını oluşturduğunu söylediği bölümle hukuk devletinin 'polis devleti'ni çağrıştıran yapı ve uygulamaları terk etmeden kurulamayacağına yaptığı vurguydu.
Ama bir bölüm vardı ki, bu köşenin sürekli okurlarının hiç de yabancısı olmadığı bir kavramı ele alıyordu. Yani 'Hukuksuz özgürlük olmaz' kavramını. Aynen aktarıyorum:
"Toplumsal yaşamı değerli, anlamlı ve saygın kılan öğelerin başında eylem ve işlemlerin kurallara uygun olması gelmektedir. Kurallar, ödünsüz ve ayrıcalıksız uygulanıyorsa ve bu kurallara uyuluyorsa özgürlük, eşitlik, girişimcilik, yeteneklerin geliştirilmesi gibi kavramlar ve böylece toplumsal mutluluk güvence altına alınmış demektir."
Sanıyorum Ahmet Necdet Sezer epey bir zamandan beri ulusça yaşadığımız şizofreniye karşı durmakta kararlı. Yani, bizler bir yandan işlerin olabilecek en pratik yolla ve sanki tek bir doğru varmış gibi yapılmasını isterken bir yandan da kuralların herkese ve her duruma eşit uygulanmamasından şikâyetçiyiz.
Ama Sezer öyle değil. Kuralları savunan bir cumhurbaşkanı en azından hükümetlerin ve Meclis'in bazı işlemlerini bu yönüyle denetleyeceği, kuvvetli bir filtre işlevini göreceği için bence büyük bir kazanç.
Ben günü anlatmaya devam edeyim... Bu arada gün boyu Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel sanki o gün son günü değilmiş gibi çalışmaya devam ediyordu. Pazar günü yakın çalışma arkadaşlarıyla bir yemek yemiş, önceki gece ise bütün Köşk çalışanlarına bir yemekte veda etmişti. Dün sabah ise güne 08.30'daki sabah toplantısıyla başladı yine. Bu toplantılarda genellikle o gün ve sonraki günlerin işleri gözden geçiriliyordu ama dün tabii sadece dün vardı.
Sonra makamında bekleyen işlerle, atılmayı bekleyen imzalarla, incelenecek raporlarla ilgilendi Demirel. Öğleden sonra ise yapılacak törenin son ayrıntılarını bir kez daha gözden geçirdi.
Ahmet Necdet Sezer ise Meclis'te konuştuktan sonra artık cumhurbaşkanlığı forsu çekilen özel yapım Mercedes makam aracına binerek Anıtkabir'e çıktı. Buradaki törenin ardından bir süre evinde dinlendi, ardından devir teslim töreni için Köşk'e çıktı.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.