![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Hayatımızın pamuk telleri Dün, acayip şeylere acayip sinirlendim. Birtakım göz kararması anları yaşadım. Bunca sinirlenmeme neden olan lagarlıkları yapanlara ağır konuştum; şudur budur. Bana has o göz kararması anları: Annemi, yaşadığı sürece öylesine üzmüş olan. Benim içinse böylesine ağır sinirlenip ağır konuşabilme halleri hem tam da kontrolümde olmayan bir nevi sakatlık hali; hem de bu göz kararması hallerime neden olanların, söylediklerimi yaptıklarımı hak ettiklerine dair bir inanç da var içimde hep için için. Adaletsizlikle yapsam bu konuşmaları, diyelim hak etmeyenlere yapsam, pireyi deve yapıp yapsam inme indirecek ruhuma, bir suçluluk duygusu yaşarım. Dün suçluluk duygusu kısmı yoktu. Ağır lagarlık sendromundan mustarip sedrebeki ruhlar, hak etmişlerdi gazabımı. Ama öylesine kızdım ki iki-üç saat boyunca, meydan muhaberesi bittiğinde başım ağrıyordu. Ki hiç başım ağrımaz benim. Sonra bugün... Biliyorsunuz böyle aşırı kızgın ruhların hep bir ders alma sahnesi vardır filmlerde, romanlarda. Hayır. Bana olan bir şey değil de, Beşiktaş'ta bir adama araba çarptı. Ben arabayı, çarpışını görmedim. Müthiş şiddetli çarpmış. Ben yerde yatan aile babasını gördüm yalnızca. Yattığı yerden caddenin ortasında, gözlerindeki ağır hayret ifadesini gördüm: Az önce karşıdan karşıya geçmek için koşuyordum. Acelem vardı. Çok acelem vardı. Şimdi asfalta yapışmış yatıyorum. Burda yatıyorum. Biraz daha yatayım. Buraya yapışmış yatıyorum. Asfalta dayalı kulağımdan fışkıran kanların ıslaklığı ve sıcaklığı içinde. Bir daha kalkabilecek miyim? Yola devam edebilecek miyim? Yoksa öldüm mü ben? Az sonra ölecek miyim? diyen yüz ifadesini, gözlerini gördüm orda yatarken. Çok az gördüm. Beş-on saniye. Ben minibüsün içindeyim. O caddenin ortasında yatıyor. Ben hareket eden bir aracın içindeyim. O, orda yatıyor. Ben, devam ediyorum. İçinde bulunduğum araç, devam ediyor yoluna. "Çok kötü çarptı," diyor şoför. "Sağ camı göçtü çarpan arabanın. Çok kötü düştü yere. Düşer düşmez kulağından kanlar fışkırdı." "Ölür o," diyor şoförün yanında oturan yolcu. "Mutlaka ölür. Çok kötü çarptı." Onlar arabanın nasıl çarptığını görmüşler adama. Adam, bir aile babası. Aile babası, çünkü üstü başı çok temiz. Aile babası, çünkü şişman. Karısı güzel börek yapıyor, pilav yapıyor, dolma yapıyor. Acelesi var. Bir yere yetişecek. Orda, tam geçtiği yerde YAYALAR BURDAN GEÇMEYİN diyen bir levha var. Tam orda bir üstgeçit var. Ben de o üstgeçidi sırf kızım yanımdaysa kullanıyorum. Ben de tavşanlar gibi hoplayarak -İstanbul usulü- karşıdan karşıya geçiyorum. Araçlara yeşil yanarken fırlamış arabanın önüne. Belki çok mühim bir iş randevusuna koşturuyordu. Esnaftır. Demir atölyesi vardır belki de. Tertemiz gömleğinin üst cebinden bir Maltepe fırlamış. Başının yanıbaşında yatıyor sigarası. Caddede olsam, sigarasını gömleğinin üst cebine sokmaya çalışmaktan korkuyorum. Ben kanlı bir kafayı alıp kucağına, öyle hani teselli edici melekler vardır, onlardan değilim kesinlikle. Sigarasını cebine yerleştirmek gibi bir düzenleme çalışması... Bu kadarı gelir, elimden. Bu şişman aile babasına hiçbir şey olmaması için dua etmeye başlıyorum. Onca koşturduğu yere yetişemeyecek artık. Karısını arayacaklar. Evde karısı o hepimizin en almak istemediği telefonu alacak: "Kocanız hastanede. Araba çarptı." "Kurtulur," diyorum ben. "İnşallah kurtulur," diyor şoför. "Gitti o. Gitti," diyor yan koltuk. Gel de şimdi doktorlara meftun olma. Onların göstereceği cansiperane çabalarla... Bir aile babası yuvasına dönebilir. Yine Maltepe sigarasını içip, küçük kızını kucağında hoplatarak karısının pişirdiği ıspanaklı börekleri yiyebilir. Hayatlarımız kesinlikle pamuk ipliklerine bağlı. Böyle bir telefon, hayatlarımızı bir karpuz gibi ortadan ikiye bölebilir. Ben kızgınlıklarımın gemlenmesine dair ders filan çıkarmadım. Yalnızca bu aile babası kurtulsun istiyorum. Şoför: "Orda durmasaydık görmeyecektik kazayı," dedi. Ben gördüğüm için şikâyetçi değilim. Dualarımı göndermiş oldum. Parça parça içimin tüm parçalarıyla, bu adam kurtulsun istiyorum. Bu kadar işte.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|