Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Fare zehiri

elifgunluk@hotmail.com
Türlü türlü fare zehiri var. Buğday şeklinde olanları eczacılar pek tavsiye etmiyorlar, farelerin bu zehire karşı bağışıklık geliştirdikleri kanaatindeler. Onlardan iyi mi bilicem, ben de buğday şeklindeki zehiri almıyorum. Geriye kalan zehirler ikiye ayrılıyorlar. Yemeklik zehirler ve yapışkanlı zehirler. Yapışkanlıya bir türlü elim gitmiyor, kendimi iyice cani katil gibi hissedicem, yemeklik olanlarından alıyorum. Üzerinde yazdığı gibi evin çeşitli yerlerine doğal bir şekilde yerleştiriyorum (hani fare ben koydum zannetmesin, sanki tesadüfen oraya yem düşmüş gibi dursun konulu bir kompozisyon). Daha aradan iki saat geçmeden fare hepsini yemiş oluyor, fare zehiri kutusunun üzerinde yazdığı gibi yerlerine yenilerini koyuyorum. Sabaha hepsi yine yenmiş oluyor. Tam beş gündür evde fare besliyorum. Asla zehirlenmiyor, bence zehir diye verdiklerimi çok çok seviyor, arkadaşlarına beni hamarat ve güzel yemek yapan biri olarak tanıtıyor, şişmanlıyor ve asla yatağımın altından başka bir yerde uyumuyor. Arada çıkıyor, bana şöyle bir yan gözle bakıyor, farkında, onun benden korktuğu kadar ben de ondan korkuyorum, öğrendi, onu zehirlemeye çalışıyorum ama yüzüne karşı iyi davranıyorum, salına salına mutfağa gidiyor. Sonra biraz salonda oturuyor, koltuğun altını çok sevdi (koltuğun altında bir delik varmış, böylece ben de onu keşfettim) sonra yeniden yatak odasına geliyor, yine bana şöyle bir bakıyor, yatağın altına giriyor ve uyuyor. Çok feci bir durum. Bir gün çocuğum olursa ona asla 'Tom and Jerry' seyrettirmicem. Evde artık hiçbir şey yapamıyorum. Eve giriyorum, girdiğim gibi soyunup yatağa atlıyorum (evde artık atlaya atlaya dolaşıyorum). Yiyeceklerimi, okuyacaklarımı, telefonu, televizyonu, her şeyi yatağın etrafına, uzaktan kumanda ile yönetilebilecek bir şekilde yerleştiriyorum. Fare altta, ben üstte, yaşıyoruz. Şimdilik. Ya hiç ölmezse? Ya ben ona alışırsam? Ya doğurursa? Ya kulağımı yerse (demek ki hiç aç bırakmamalıyım)? Demek ki neymiş? Kedisiz hayat olmuyormuş. Misket kaçtı.
Hâlâ bekliyorum.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.