Radikal-çevrimiçi Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar

Hım hım, çın çın falan değil, maşallah gümbür gümbür!..

hdevrim@hurriyet.com.tr
Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı alışı vesilesiyle Ertuğrul Özkök önemli tespitlerde bulunuyor: "Türkiye, Türkler, siyaset dışı alanlardaki zaferlere susamış"tır, diyor (Hürriyet, 19 mayıs).
Bunun mana-yı muhalifi (karşıt anlamı) "Türkiye, siyaset içi alanlardaki zaferlere doymuş" tur, mu demek oluyor?
Orasını karıştırmadan devamını okuyalım: "Türkiye, siyasetin dar kalıplarını kırıyor. Bu ülkenin neredeyse 40 yılına mal olan karamsar ve negatif entelijansiyasını bir safra gibi üzerinden atıyor. Ciğerlerini pozitif enerjiyle dolduruyor. Aydın olmayı, ülkesini insafsızca eleştirmekle eşanlamlı gören, toplumun siyaset dışındaki alanlara ilgisini küçümseyen, hatta sarakaya alan bu kapkara hım hım zihniyete artık kırmızı kartı gösteriyor".
Rauf Tamer halimizi bir başka açıdan tasvir ediyor: "Bugün ne yazsak -Galatasaray dışında- hiçbir şey okunmaz" diyor (Sabah, 19 mayıs).
Ferai Tınç bir temenniyi dile getiriyor: "Keşke yeni Cumhurbaşkanımız da tribünlerde olsaydı, zafer resmi içinde yer alsaydı" (Hürriyet, 19 mayıs).
H
Hayıflanmayacak gibi değil! Şimdi Çankaya'da Turgut Özal oturuyor olsaydı, onu Kopenhag'a gitmekten alıkoyabilecek bir güç düşünebilir miydiniz? O ki, parayı basıp Bulgaristan'dan adeta ithal ettiği Naim Süleymanoğlu'yla bir sirk kamyonunun üstünde yan yana gösteriye çıkarak, vatan sathını pozitif enerjiye gark etmiş, vizyon sahibi bir devlet adamıydı.
Ya Tansu Çiller! Şansımız olsaydı da şu sırada hükûmetin başında bulunsaydı!.. Oturur muydu tribünlerin en üst basamağında Mesut Yılmaz gibi yüzü bir karış asık? En ateşli amigolara taş çıkartmaz, Parken Stadı'nı alimallah çın çın inletmez miydi? O ki, Olimpiyat Oyunları İstanbul'da yapılsın diye, Nice açıklarında demirli Savarona Yatı'nda boy göstermesi gerektiğinde bir saniye bile tereddüt etmemiş bir başbakandı.
Yukarıdaki çın çın zarfını, Özkök'ün pek veciz hım hım'ının karşıtı olabilir diye kullandım. Hoşunuza gitmediyse pır pır da diyebilirsiniz, başka şey de...
İleri gelen mensuplarından aldığım ilhamla dönüp basınımızın Galatasaray'ın zaferini nasıl kutladığına bakıyorum. Hım hım olmadığı gibi, öyle çın çın, pır pır filan da değil, gümbür gümbür maşallah!
18 ve 19 mayıs günleri, futbol zaferimize tahsis edilmiş 31 birinci ve 17 son sayfa; kısmen değil tam sayfa halinde. İç sayfaları da sayarsak perşembe günü 108 sayfa (ilanlar dahil gazetelerin yüzde 23'ü), cuma günü 127 sayfa (bütün sayfaların yüzde 28'i); gene bu iki gün, Galatasaray-Arsenal maçını konu edinmiş 190 köşe yazısı.
"Gümbür gümbür" zarfı bu heyecanı belirtmeye yeter mi dersiniz?

Seçilmiş 100 küçük sporcu
Usta gazeteciler, "Bugün başka ne yazsan okunmaz" dediğine, okunmayacağını bile bile yazmanın da bir anlamı olmayacağına göre, ben de bu civarlardan pek uzaklaşmamaya bakacağım!

  • Gazetecisi, televizyoncusu elbirliğiyle, Fatih Terim'i büsbütün yormak, ağzından kulüp yönetimiyle arasını açabilecek bir laf almak ve çileden çıkarılmaya ne kadar dayanabileceğini ölçmek için ne mümkünse yapıyoruz. (Perşembe akşamı Terim'i, beş ayrı kanalda seyrettim.)
  • Hagi'nin Galatasaray için ne anlama geldiğini, asıl o gittikten sonra anlayacağız. Kırmızı kart hadisesine çok üzüldü. Biraz ilgilenmek gerekmiyor mu?
  • Leeds maçında Cine 5'in Türkiye'den esirgediğini, Arsenal maçında bizlere bağışlayan TRT'ye teşekkürü yalnız Fikret Bila akıl etti (Milliyet, 19 mayıs).
    Ben de ona teşekkür ederim.
  • Günün çok önemli bir spor haberi de gene Milliyet'teydi: "Olimpiyatlar İçin Sporcu Kaynağı Projesi". 2008 Olimpiyatları için, Doç. Dr. Ali Demir'in, Üsküdar'daki ilkokul öğrencilerinden seçilmiş yüz çocukla başlattığı çalışma (Süleyman Kalyon, 19 mayıs).
  • Kopenhag'da yaralanan Aykut Işıklar'la dün konuştum. İyice hırpalanmış; kırık kaburga kemikleri, akciğerinde ödem, gözünde kanlanma var. Gene de hafta başı hastaneden çıkıp evine dönmüş olacak.

    Dil Yâresi

Hasan Cemal'in yazı başlığı "Hoca'yla Tayyip!" (Mill., 13 mayıs). İle ne zaman ayrı, ne zaman bir önceki kelimeye bitişik yazılır?
Başlıkta, biri sıfatıyla diğeri küçük adıyla anılan iki insan söz konusu olduğuna göre, dilbilgisi açısından görevdeş iki kelime yan yana kullanılmış demektir.
Görevdeş kelimeler arasında ile kelimesi bağlaç'tır (eskilerin rabıt dediği), "ve" anlamında kullanılmıştır; ayrı yazılır: Hoca ile Tayyip diye. İlgeç (eski adıyla edat) olarak kullanıldığı zaman, kendinden önceki kelimeyle birleştirerek yazıyoruz: Hocasının aklıyla hareket eder, cümlesinde olduğu gibi.


Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.