![]() |
Ana Sayfa | İnsan | Yaşam | Türkiye | Politika | Yorum | Dış Haberler | Ekonomi | Borsa/Finans | Spor | Kültür/Sanat | Arka Sayfa | Yazarlar |
Bir derin devlet, bir derin devlete... ismet.berkan@radikal.com.trHaftalardır Türkiye çalkalanıyor. Uğur Mumcu'nun, Ahmet Taner Kışlalı'nın, Muammer Aksoy'un, Bahriye Üçok'un ve hatta Turan Dursun'un katil zanlıları yakalanmıştı. 'Uğur Mumcu Uzak Takip' yani UMUT adıyla anılan operasyon sayesinde 'Nüfuz casusları'nı bile yakalamak üzereydik. Halen devam etmekte olan polis soruşturması, yapılan açıklamalara ve basına sızanlara göre şöyle gelişti: Beykoz'daki Hizbullah baskınının ardından burada ele geçirilen belgeler taranırken şifreli bir not bulundu. Bu şifreli notun çözülmesiyle, bunun aslında Selam-Tevhid grubundan ayrılıp Hizbullah'a katılmak isteyen bir kişinin bir nevi iş başvuru formu olduğu anlaşıldı. İlgili kişi sanki bombalı eylemcilik bir meslekmiş gibi bir örgütten ayrılıyor, diğerine giderken de 'Bakın ben geçmişte şunları şunları yaptım' diyordu. Ve o kişinin geçmişte yaptıkları arasında 'Ankara'da bombalama eylemleri' de yer alıyordu. İşte, basına sızdığı kadarıyla polis, bu cümlenin peşinden gitmiş ve sonunda halen tutuklu bulunan zanlılara ulaşmıştı. Onlar da yakalandıktan sonra hemen çözülüvermiş, her şeyi anlatıp itirafçı olmak için başvuruda bulunmuşlardı. Zanlıların basına sızdığı kadarıyla ifadelerinde yer alan çelişkileri ve son günlerde giderek yaygınlık kazanmaya başlayan 'Mumcu bombasıcı İranlı değil, Türk' haberlerini bir kenara koysak bile, ortada hâlâ insanın içini gıdıklayan ve fazlasıyla şüphe çeken tuhaf şeyler var. Zanlıların polis tarafından hiç de bilinmeyen insanlar olmamaları, bugün yaptıkları itirafların bir bölümünü (İran'la ilişkiler vs.) geçmişte de söylemiş olmaları, bir kısmının hâlâ yargılanıyor olmaları, bu insanların ilişkilerini benim gözümde şüpheli yapıyor. 8 yıl önceki bombadaki parmak izinin şıpın işi bulunması, 10 yıl önceki silahın hoop diye ortaya çıkması vs. tam bir 'İnanması güç ama gerçek' durumu yaratıyor. Kuşkusuz konuşmak için çok erken. Her şeyden önce bütün bilgi ve belgelerin ortaya çıkması, savcılık iddianamelerinin hazırlanması ve yargılamanın başlaması gerekiyor ama yine de bir soru sormak istiyorum: Siz polis olsanız ve Hizbullah örgütüne ajan sızdırmak isteseniz bu iş için kimden yararlanırdınız? Şimdi bir hatırlatma yapmak istiyorum. 28 Şubat 1997'de toplanan Milli Güvenlik Kurulu, hatırlayacaksınız çok önemli kararlar aldı. Kararların bir süre basından gizlenen 10. maddesi aynen şöyleydi: "Ülkemizi çağdışı bir rejimden ve din istismarının sebep olabileceği muhtemel bir çatışmadan korumak için İran İslam Cumhuriyeti'nin ülkemizdeki rejim aleyhtarı faaliyet, tutum ve davranışlarına mani olunmalı, bu maksatla İran'a karşı komşuluk münasebetlerimizi ve ekonomik ilişkilerimizi bozmayacak, fakat yıkıcı ve zararlı faaliyetlerini önleyecek bir tedbirler paketi hazırlanmalı ve yürürlüğe konmalıdır." Şimdi şimdi yaşamakta olduğumuz şeyler işte bu tedbirler paketinin uzantılarından başka bir şey değil. Geçmişte aynı tedbirlerin neden alınmadığını, İran eliyle işlendiği apaçık cinayetler gazete sayfalarını doldururken neden yetkililerin 'Duvardan bir tuğla çekmeye yanaşmadığını' vs. sorabilirsiniz elbette. Ama bir cevap alacağınızı sanmam. Esas duvar ne zaman yıkılacak biliyor musunuz, bu ve benzeri sorularımıza gerçekten cevap alabildiğimiz zaman. O zaman derin devletlerin ilişkilerini, karşılıklı göz yummaları vs. tamamen öğrenebileceğiz. Şimdilik şüphe etmekle yetiniyoruz.
Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. |
|